Alfa Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alfa Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2018 Pazar

Karadelikler ve Bebek Evrenler



Stephen Hawking zamanımızın en tanınmış bilim insanlarından bir tanesi.  Geçen sene onun Zamanın Kısa Tarihi kitabını okumuştum. Bu sene yazma sırasına göre okuma listeme eklediğim bu kitabına sıra geldi. Bu sene kendisini kaybettik. Bu bende üzüntüye sebep oldu. Bir büyük beyin daha evreni anlamamız için çabalarken gitti. 

Kitaba gelecek olursak, Hawking'in çeşitli yerlerde verdiği konuşmalarından ve farklı yerlerde yayınlanan makalelerinden oluşuyor. Her başlık farklı bilimsel konulara değiniyor. İlk makalelerinde kendi hakkında, çocukluğu, öğretim hayatı ve ALS hastalığı sürecini aktarmakta. Diğer makalelerinde bilimle ilgili. Tabi gözünüzü korkutmasın, Hawking kendisi de kitapta anlattığı üzere kitabı herkesin anlayacağı şekilde yazabilmek için editörü ile çok uğraşmış. Diğer bilim kitaplarının aksine konular ile alakalı genel bilgisi olan herkesin anlayabileceği bir eser. Evrenin doğasından, Einstein'ın rüyasına, bilim geleceğine, kara deliklere, evrendeki en büyük cisimlerden en küçük cisimlere kadar bunların fizikle anlama, bir formülde birleştirme üzerine düşüncelerini aktarıyor. Okuduğunuz da aslında evreden çok tuhaf cisimlerin var olduğunu anlıyorsunuz. Kütlesi milyarlarca ton olan kara deliklere, sonsuz evren, yeni doğan mini evrenlere, ışığın bile kaçamadığı kara deliklerden kaçan parçacıklara, beyaz deliklere, kuantuma kadar bir çok ilginç konu barındırıyor. 

Bu bilimsel makalelerin dışından benim dikkatimi çeken makalelerden bir tanesi insan hayatı öngörülebilir mi üzerine yazılan oldu. Hawking evrenin büyük patlama da önce dahi fizik yasalarına tabi olduğuna inanıyor. Bundan dolayı her şeyin teorisinin bulduklarında evrende olan her şeyin anlayacağınızı düşünüyor. Tabi insan beynini oluşturan binlerce parçacığın olması Heisenberg belirsizlik ilkesi gereği bu parçacıkların konumlarının bilinmemesi, çözümlenemeyecek kadar büyük denklemlerin ortaya çıkacağını söylüyor. Tanrı insanlara irade verdi mi yoksa vermeyip her şeyi önceden bildiği sorusu üzerine çok güzel bir makale olmuş. 

Bilim ve kara deliklere ve evrene merakınız var ise okumanızı tavsiye ederim.

23 Haziran 2018 Cumartesi

Felsefeye Giriş


Felsefe nedir? Buna verilecek bir çok yanıt vardır diyor yazar kitabın ön sözünde. Ama genel ifade ile Felsefe yazarın tanımına göre " Felsefe bir etkinliktir; o belirli sorular üzerine düşünme biçimidir." diyor. Güzel bir tanımda. Bu tanımı tabi cümlenin devamında açarak anlatıyor. Geçen senelerde yazarın Felsefenin Kısa Tarihi kitabını size tanıtmıştım. Bu kitapta tarihte gelmiş düşünürleri bize fikirleri ile birlikte tanıtıyordu. Bu kitabında diğer felsefeye giriş kitaplarından farklı bir yol izlemek istediğini belirtiyor. Bu nedenden şu düşünür bu konu üzerine şu tarihlerde bunu söylemiş gibi bir yazı şekli yerine. Kendi belirlediği konular üzerinden (Bilim felsefesi, Tanrı var mıdır, Sanat nedir? ) bize yine düşünürlerin konu hakkındaki fikirlerini sunmakta. Bu konulara değinirken farklı argümanarı bize sunarak savunan ve karşıt düşünceleri anlatmış oluyor. Hemde konu hakkında tarih içindeki düşünce akışını, bunun üzerine olan fikirleri okumanızı sağlıyor. Böylelikle sizi kalıplaşmış düşünce yapısından çıkarıp düşünmenizi sağlıyor. Yazının başlığında felsefe nedir sorusuna sizi sevk ediyor. 

Felsefe konusundan geniş bir bilgim yok. Bu alanda kendimi geliştirmeye çabası içindeyim. Çok hızlı ilerleyeceğini düşünmüyorum. Zaman zaman bu tür kitaplar okuyarak bilgi seviyemi artırma ve size de tanıtacağım. Benim gibi konuya yeni girenler için tavsiye edebileceğim bir kitap. Dili ağır değil ve  anlaşılır bir anlatımı var.

30 Nisan 2017 Pazar

Göbekli Tepe



Daha önce size Göbekli Tepe hakkında K.Schmidt'in kitabını tanıtmıştım. Bu yıl da özellikle Alfa Yayınları tarafından bir çok kitap çıkmaya başladı. Bende daha yeni araştırmalar var diye kitabı hemen fuarda aldım. Fakat kitabı okumaya başladığımda Schmidt'in yazdığı kitaba nazaran bu kitap daha farklı bir bakış açısına sahip olduğunu gördüm. Kitapta yazar Göbekli Tepeyi çok farklı bir bakış açısı ile yorumlarken ortaya attığı teoriler çok havada kalıyor bana göre.

Yazarın ortaya attığı fikirlerin havada kalmasından dolayı benimde aklımda şüpheler oluşmaya başladı. Kitap okuyanlar beni anlayacaktır. Bazılarımız takıntılı olabiliyor illa kitabı bitirmek konusunda. Bazende bu tür bir araştırma kitabı okuyorsan diyorsun ki ileride belki dişe dokunur bir şeyler anlatacaktır. Okunacak onca kitap varken kötü kitapları sonuna kadar devam etmek doğru mu?
İlber Ortaylı iyi kitaba erişmek için kötülerinin atılabileceğini söylemişti. Bende daha okunacak onca kitap varken zaman harcamanın manası olmadığını düşünüp kitaba göz gezdirdim yarısından sonra. 

Kitap daha ilk sayfalarda bahsettiği şaman fikrinin nereden geldiğini bile anlamadım. Yazar bu konuda pek aydınlatıcı değil. Ortada yazılı bir kaynak olmadan bunca çıkarıma neye ve hangi karşılaştırmalara göre yapıyor belli değil. Sadece kabartmalardan ve dikili taşlardan oluşan bir yapı için çok fazla dayanaksız fikir var. Oysaki Göbekli Tepe hakkında güzel bir araştırma okumak isterdim. 

Kitaba biraz sabır gösterip ileri ki başlıklara baksam da bir türlü kitaba ısınamadım. Anlatış metodu, fikirleri sunuşu, gösterdiği örnekler ile bağlantısını bir türlü oturtamadım. Eski Çağ Medeniyetlerine ve Göbekli Tepe'ye merakım olasa da bu kitapta üzerine artı bir bilgi ekleyemedim.

Bunun yanında Göbekli Tepe de ki kazıların devam etmesi ileriye dönük olarak daha çok bilginin ortaya çıkacağı kanısındayım. Göbekli Tepe ilk ortaya çıktığında bölgede tek olduğu düşünülen kült yapılardı. Son yapılan arkeolojik kazılar Göbekli Tepenin yalnız olmadığını bize gösterdi. Çeşitli bölgelerde yapılan kazılarda T şeklinde dikili taşlara rastlandı. Buradan makaleye bakabilirsiniz. Bu kültürün geniş bir alana dağıldığının bir göstergesi. Göbekli Tepe üzerindeki sis perdesi kazılar yapıldıkça zaman içinde kalkacak. 

Kitap yukarıda bahsettiğim gibi pek hoşuma gitmedi. Bu nedenle ben önermeyeceğim. Merak edenler bakabilir. Sonrasında konuşabiliriz üzerine. 

28 Kasım 2016 Pazartesi

Mezopotamya



Mezopotamya eski medeniyetlere ve ilklere yurtluk yapmış bir yer. İlk medeniyetin ortaya çıkması, sistemli bir din, kültür oluşması, yazının keşfedilmesi ile önemli bir yer. Kitapta sıralı bir mezopotamya tarihi sunuyor bize. Çok derine inmeden Sümerlilerin yazıyı keşfetmelerini, Akadların ticaret kolonilerini, Babil yasalarını, Asur kütüphanelerinin önemini gibi bir çok önemli konuyu ufak ufak size veriyor. Kitabın birinci kısmında sümer zamanında islam zamanına kadar ki tarihsel süreci anlatmakta. İkinci kısımda ise mezopotamya da tarım, ekonomi, din, sanat, mimari gibi kültürel ve bir medeniyeti oluşturan  bileşenler üzerine bilgiler veriyor. 

Yazar Sümerlileri anlatırken onların doğudan gelmediklerini savunuyor. Fakat dillerinin batılılar gibi değilde doğulular gibi eklemi olmasını da bir şey diyemiyor. Yapılan araştırmalarda Sümer öncesi bu bölgede birileri var mı sorusu karanlıkta. Bundan dolayı mezopotamya da gelmiş, daha önce ekip biçilmemiş bir araziyi geniş su kanalları ile donatmış, şehirler kurmuş, yazıyı keşfetmiş ve sistemli bir inanç sisteminin olması yazarın dikkatini çektiği gibi, düzenli ve disiplinli bir kavmin eseri olduğunu gösteriyor. 

Mezopotamya ilklere imza atmasının yanı sıra çok hareketli bir tarihe de sahip. Burada imparatorluktan, şehir devletlerine bir çok devlet ve millet sırasıyla geçmiş. Sürekli bir hareketin olduğu topraklar. Bir çok devlet kurulmuş ve yıkılmış. Fakat her zaman kültürü sürdürmeyi başarmışlar. Sümerlilerin kurduğu yüksek kültür, bir sonraki gelen için ana kaynak olmuş. Sümer kültürünü bu zamana kadar taşımışlar. Halen Sümer kültüründe kalıntıları günümüzde yaşamaya devam etmekte. Sümerlileri bu bakımdan okumanızı tavsiye ederim.  

Mezopotamyayı merak edenlere giriş kitabı olarak okunacak bir eser. Alfa yayınları serinin devamını umarım getirir. Eski çağ medeniyetleri hakkında daha fazla kitap yayınlanır. Merak edenlere önerebileceğim bir eser.

22 Eylül 2016 Perşembe

Felsefenin Kısa Tarihi






Hayatımız boyunca bir an sizinde derin düşüncelere daldığınız zamanlar olmuştur. Ne için hayattayız, bir yaratıcı var mı, bilgi nereden geliyor gibi konular belli zamanlarda aklımıza takılmıştır. Belki üzerine uzun uzun düşünüp araştırma yapmışızdır. Benimde aklıma her okuyan, merak eden, düşünen zihin gibi çeşitli konular takılıyor. Hayatımızın amacı ne bunlardan en fazla aklımı kurcalayan şeylerden bir tanesi. Yaratıcının neden insanları yarattığını, evrende bizden başka canlılar var mı gibi çeşitli konularda beni düşüncelere dalıyorum. Bunları düşünürken aslında bilmeyerek de olsa tarihte bir çok kişi ile aynı şeyleri düşünmek, aynı yollardan gitmek, belki aynı sonuçlara varmak çok ilginç. 

Felsefe ülkemizde ne yazık ki pek dikkate alınmayan bir alan. Aslında tüm bilimin başlangıcının, insanın düşünmeye başlaması ve yeni şeyler ortaya koymasındaki temel Felsefeye dayanır. İnsan ilk önce düşünür, üzerine fikirler ortaya atar bunlardan sonrada ortaya yeni teoriler ve icatlar çıkar. Bilim felsefesi ve bununla birlikte bilim tarihi batıda çok iyi bilinse de bizim eğitimimiz de ne yazık ki hiç öğretilmiyor. Zaten düşünmeye ve araştırmaya dayanmayan bir eğitim sisteminden geçtiğimiz için bunlarında yer almaması hiç şaşırtıcı değil. Ama aslında ikisi de önemli.

Bu kitabı alma sebebim birkaç nedene dayanıyor aslında. Bundan önce okuduğum Logicomix adlı bir çizgi-roman okudum. Bu çizgi-romanda Bertrand Russell'in hayatı ve onun üzerinde çalıştığı Mantık üzerine çok güzel bir eser. (Bu çizgi-romanı da tavsiye ederim.) Bu kitaptaki Mantık konusu ve Bertrand Russell merakımı uyandırdı. Hatta bu sene bir kitabını okumayı planlıyorum. Kitabı D&R indiriminde görünce aldım. Hem genel Felsefe bilgimi artırmak hemde Bertrand Russell hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyordum. Kitap genel felsefe tarihi ve konuları bakımından eğlenceli şekilde işleyen güzel bir eser olmuş. Sokratesten başlayıp günümüze doğru gelerek felsefecileri ve onların savundukları düşünceleri, ortaya attıkları fikirleri size sıkmadan anlatıyor. Bu düşünürlerin en sonunda savundukları fikirlere nerelerden geldiklerini de size olay akışı içinde sunuyor. Örneklendirmeleri sıkmadan ve genel okuyucunun anlayacağı şekilde anlatmış. Zaten kitap çok derinlemesine bir felsefe tarihi anlatmıyor. Bunlar hakkında eğlenceli bir şekilde size bilgiler sunuyor. Felsefe ve fikirler konusunda genel bir fikir edinmek isteyenlere bu bakımdan güzel bir eser. Bunun yanında aklınıza takıldığında kim ne fikir ortaya atmış diye bakılabilecek bir eser diye düşünüyorum kendim adıma. Merak edenlere  tavsiye ederim.

13 Eylül 2016 Salı

Zamanın Kısa Tarihi



Stephen Hawking orta okuldan beri bildiğim evren hakkında anlattıklarını takip ettiğim bir bilim insanıydı. Orta okulda bir kitabını okuma denemem ne yazık ki kitabın pahalı olması üzerin engellenmişti. O zamandan bu zamana Stephen Hawking'in bir kitabını okumak için  pek niyetlenmedim. Blog açtığımdan bu yana bilim kitapları okuma yüzden artmaya başladı. Yine de Stephen Howking kitaplarını okumayı pek istemiyordum. Çünkü çok uzun süre önce yazılmışlardı ve bilim insanı bu kitaplardaki bazı fikirlerinden vazgeçtiğini çeşitli kanallardan öğrenmiştim. Bundan dolayı düzenli bir okuma ile öğrenilebilecek bilgileri tek tek okuma ile öğrenemeyeceğim için okumayı düşünmedim. Kitabın daha sonra yeniden gözden geçirilmiş baskısını görünce ve DR kampanyasında rast gelince aldım. Tabi üzerinde kırmızı etken olmayanlarından bulup aldım yoksa almazdım :)

Kitap insanoğlunun bilinçli şekilde dünyamızın uzay içindeki yerine, güneş sistemini tanıma üzerine başlıyor. Tabi bu arayışı her batılı olduğu gibi Stephen Hawking'de Yunanlılara bağlamakla başlıyor. Yunan düşünürlerin güneş sistemi görüşünden Galilenin dünya görüşüne ve modern bilime doğru bir yol çizerek bize anlatmakta bilim tarihi içinde insanoğlunun kozmolojiyi anlama çabasını. Kitap yeniden gözden geçirme olduğu için en hoşuma giden şeylerden biri de yazarın kendi yaptığı hatalara değinmesi. Kendinin herkesi ikna etmek için çabaladığı bir görüşe daha sonra kendisinin fikir değiştirmesini açık yüreklilikle ifade ediyor. Zaten bilimde böyle bir şey deneyler, gözlemler ve kanıtlar ne gösteriyorsa ona inanacaksınız.

Güneş sistemimizi keşfettikten sonra geliyor daha küçük cisimlerin gösterdikleri davranışlara. Bilim insanları Newton'un bulduğu çekim yasası ile 19.yy sonu kadar geldiler. Fakat bir kişi işin farklı olduğunu bize gösterdi. Bu farklılık Newton mekaniği ile bazı cisimlerin davranışlarının ölçülememesi üzerine ortaya çıktı. Işık üzerine yapılan tartışmalar bize fizik alanında en önemli devrimlerden bir tanesi olan Kuantum mekaniğinin keşfine getirdi. Kuantum mekaniği keşfedildikçe çok küçük boyutlardaki cisimlerin çok farklı şekilde hareket ettikleri keşfedildi. Bu gezegen boyutunda ki büyük kütleli cisimlerde belli olmada atom ve atom altı parçacıklara inildikçe farklı davranışlar gözlemlendi. Buda fizik konusunda bir devrim oldu. Enstain'ın genel görerilik üzerine yaptığı çalışmalar. Artık farklı bir çağa adım attırdı. 

Bu kitapta da belirttiğim gibi aslında bizim galaksimizi keşfetmemiz, hatta galaksileri keşfetmemiz çok yeni bir bilgi. Gökbilimine olan ilgi artıkça, bunun kuantum fiziği ile desteklenmesi ile önümüzde bir çok bilinmezlik ortaya çıkmış ve aşılmış. Kitapta bunlar çok güzel şekilde bilim tarihi niteliğinde anlatılmakta. Yazar evreni, galaksileri, güneşleri anlatırken kuantum mekaniğini de anlatmaktan vazgeçmiyor. Her anlatacağı konu içinde daha önce açıklamadığı bir şey var muhakkak açıklıyor ve örneklendiriyor. Bu bakımdan çok hoş. Bazı yerlerde beni zorladı ama nedenini anlamak derin bilgi gerektirebilirken, bilgiyi bilmek daha önemli. Mesela kara deliklerin ışıma yaptığı üzerine çalışması baya bir karmaşık. Yazar nedenlerini detaylı şekilde anlatmış. Ama bizim burada kara deliklerin ışıma yaptığını bilmemiz yeterli geldi bana. Kitap bilimsel olarak bazı yerlerde derin bilgiye girse de çok hoş yazılmış. Zevk ile okudum merak edenlere de tavsiye ederim.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...