Göbekli Tepe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Göbekli Tepe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2017 Pazar

Göbekli Tepe



Daha önce size Göbekli Tepe hakkında K.Schmidt'in kitabını tanıtmıştım. Bu yıl da özellikle Alfa Yayınları tarafından bir çok kitap çıkmaya başladı. Bende daha yeni araştırmalar var diye kitabı hemen fuarda aldım. Fakat kitabı okumaya başladığımda Schmidt'in yazdığı kitaba nazaran bu kitap daha farklı bir bakış açısına sahip olduğunu gördüm. Kitapta yazar Göbekli Tepeyi çok farklı bir bakış açısı ile yorumlarken ortaya attığı teoriler çok havada kalıyor bana göre.

Yazarın ortaya attığı fikirlerin havada kalmasından dolayı benimde aklımda şüpheler oluşmaya başladı. Kitap okuyanlar beni anlayacaktır. Bazılarımız takıntılı olabiliyor illa kitabı bitirmek konusunda. Bazende bu tür bir araştırma kitabı okuyorsan diyorsun ki ileride belki dişe dokunur bir şeyler anlatacaktır. Okunacak onca kitap varken kötü kitapları sonuna kadar devam etmek doğru mu?
İlber Ortaylı iyi kitaba erişmek için kötülerinin atılabileceğini söylemişti. Bende daha okunacak onca kitap varken zaman harcamanın manası olmadığını düşünüp kitaba göz gezdirdim yarısından sonra. 

Kitap daha ilk sayfalarda bahsettiği şaman fikrinin nereden geldiğini bile anlamadım. Yazar bu konuda pek aydınlatıcı değil. Ortada yazılı bir kaynak olmadan bunca çıkarıma neye ve hangi karşılaştırmalara göre yapıyor belli değil. Sadece kabartmalardan ve dikili taşlardan oluşan bir yapı için çok fazla dayanaksız fikir var. Oysaki Göbekli Tepe hakkında güzel bir araştırma okumak isterdim. 

Kitaba biraz sabır gösterip ileri ki başlıklara baksam da bir türlü kitaba ısınamadım. Anlatış metodu, fikirleri sunuşu, gösterdiği örnekler ile bağlantısını bir türlü oturtamadım. Eski Çağ Medeniyetlerine ve Göbekli Tepe'ye merakım olasa da bu kitapta üzerine artı bir bilgi ekleyemedim.

Bunun yanında Göbekli Tepe de ki kazıların devam etmesi ileriye dönük olarak daha çok bilginin ortaya çıkacağı kanısındayım. Göbekli Tepe ilk ortaya çıktığında bölgede tek olduğu düşünülen kült yapılardı. Son yapılan arkeolojik kazılar Göbekli Tepenin yalnız olmadığını bize gösterdi. Çeşitli bölgelerde yapılan kazılarda T şeklinde dikili taşlara rastlandı. Buradan makaleye bakabilirsiniz. Bu kültürün geniş bir alana dağıldığının bir göstergesi. Göbekli Tepe üzerindeki sis perdesi kazılar yapıldıkça zaman içinde kalkacak. 

Kitap yukarıda bahsettiğim gibi pek hoşuma gitmedi. Bu nedenle ben önermeyeceğim. Merak edenler bakabilir. Sonrasında konuşabiliriz üzerine. 

26 Haziran 2015 Cuma

Göbekli Tepe





Buzul çağının M.Ö. 12000'ler de bitmesi ve dünyanın ısınması ile birlikte insanlar artık belli bölgelerde yerleşik hayata geçmeye başlamışlardı. Yapılan bir çok çalışma dünyanın belli bölgelerinde çeşitli kültürlerin oluşmaya başladığını gösteriyor. Şans eseri bir köylünün sabanına takılan kaya parçası ile keşfedilen bölge, daha sonra kazıların yapılmaya başlanması ile çok farklı bir yapı ortaya çıktı. Dünya da benzeri olmayan ve eski yapıların hepsinden eski olan dünyanın ilk en eski mabedi keşfedilmiş oldu.




Yapılan karbon testleri sonucunda Göbekli Tepenin MÖ 9000-10000 yılına ait olduğu saptanmış. Göbekli tepenin kazı işlerinden sorumlu Klaus Schmidt buldukları katmanın orta katman olduğunu ve daha MÖ 12000 lere inemediklerini belirtiyor. Göbekli tepe zaman içersin de kurulduğu zamandan itibaren belli periyotlar ile toprak ile örtülmüş. Daha sonra üzerine daha küçük mabet modeli yapılmış. Bu şekilde oluşan höyük üzerine kurulan her yapı 1000 yıl içersin de tekrar toprak ile kaplanmış ve yine üzerine bir öncekinin daha küçük modeli yapılmış. Böyle ilerleyen dönem içersin de artık ilk yapılan mabedin artık çok küçüğü ve içinde T şeklinde 12 m'lik kayaların olmadığı mabetler ortaya çıkıp yok olmuşlar.

Klaus Schmidt’in kazı bölgesinde yaptığı yer taramaları sonucunda bölgede ortaya çıkan 4 mabedin yanı sıra 14 civarı daha mabet olduğu anlaşılmış.



Kazı çalışmaları sonucunda göbekli tepenin bir yerleşim yeri değil. Bir kült merkezi olduğu anlaşılıyor. Aynı dönemde aynı bölgede bulunan yerleşim yerleri biliniyor. Fakat göbekli tepede bulunanlar yerleşik kültürün oluşturduğu bir yer olmasından ziyade bir ibadet yeri olarak gözüküyor.



Mabetlerde bulunan etrafı yüksek duvarlarla çevrilmiş, duvarların çevresinde 12 tane 4-6m uzunluğunda 40 ton ağırlıklı kireç taşından T şeklinde dikili taşlar  bulunmakta. Yuvarlak şekilde olan tapınağın ortasında ise yine 2 tane T şeklinde taş bulunmakta. Kireç taşının çıkarıldığı yer tapınaktan 2 km uzakta olduğu tespit edilmiş.



Büyük ve ağır yapıların yıllardır nasıl eski medeniyetler tarafından taşındığı bir sırdı. İnsanın şimdiki makinelerle bile taşıyamayacağı ağırlıktaki sütunlar, taş bloklar ve heykeller eski medeniyetler tarafından yapılmıştı. Thor Heyerdahl Paskalya Adasındaki bir deneyde 180 kişi, ağlar ve ağaçtan fıçılarla 12 ton ağırlığındaki bir heykeli arazi üzerinde çekerek götürmüşlerdir. Paskalya Adasında bulunan heykeller 100 tona kadar ulaşan büyük heykellerin taşınması için 500 ile 700 arası kişinin çalışması gerektiği hesaplanmıştır. 




Göbekli tepede ortaya çıkarılan tapınaklar 4 formdan oluşuyor. Bunlara A-B-C-D diye ifade etmişler. Genel yapı ve ortak olan tapınağın merkezinde bulunan T şeklindeki sütunlar. Tapınakların çatısı bulunmuyor. Klaus Schmidt T şeklindeki sütunların insanları tasvir ettiğini düşünüyor. Bu sütunların üzerinde insan kol ve elleri kabartma şeklinde bulunmakta. Bunun yanında bu sütunların üzerinde domuz, turna, örümcek, öküz kabartmaları da mevcut.




Bugüne dek insanların gelişiminin avcı- toplayıcı toplumların toprağı ekip mahsul toplamayı keşfetmeleri sayesinde yerleşik tarım toplumlarına dönüştüğünü düşünülüyordu. Yerleşik hayata geçen insanoğlunun burada inancı bulması ve ardından mabetler inşa etmesi, yerleşim yerlerinin şehirlere uzanan bir gelişim izlemesi gerektiği düşünüldü. Fakat Göbekli tepede bulunan yapı ile insanların tarım toplumu olmadan önce tinsel bir inanca sahip olduğu ve mabet yaptıkları ortaya çıktı. Daha sonra insanların tarımı keşfetmesi ve tarım toplumu haline geldiği bulundu.  Bunun yanında bu yapı Mısır piramitlerinde 7500 yıl, İngiltere de ki Stonehenge’den 7000 yıl önce inşa edilmişti. Yapılacak kazılar ve araştırmalar insanoğlunun tarih içindeki gelişimini daha çok aydınlatacaktır.

Prof.Dr.Klaus Schmidt







Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...