Felsefe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Felsefe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Haziran 2018 Cumartesi

Felsefeye Giriş


Felsefe nedir? Buna verilecek bir çok yanıt vardır diyor yazar kitabın ön sözünde. Ama genel ifade ile Felsefe yazarın tanımına göre " Felsefe bir etkinliktir; o belirli sorular üzerine düşünme biçimidir." diyor. Güzel bir tanımda. Bu tanımı tabi cümlenin devamında açarak anlatıyor. Geçen senelerde yazarın Felsefenin Kısa Tarihi kitabını size tanıtmıştım. Bu kitapta tarihte gelmiş düşünürleri bize fikirleri ile birlikte tanıtıyordu. Bu kitabında diğer felsefeye giriş kitaplarından farklı bir yol izlemek istediğini belirtiyor. Bu nedenden şu düşünür bu konu üzerine şu tarihlerde bunu söylemiş gibi bir yazı şekli yerine. Kendi belirlediği konular üzerinden (Bilim felsefesi, Tanrı var mıdır, Sanat nedir? ) bize yine düşünürlerin konu hakkındaki fikirlerini sunmakta. Bu konulara değinirken farklı argümanarı bize sunarak savunan ve karşıt düşünceleri anlatmış oluyor. Hemde konu hakkında tarih içindeki düşünce akışını, bunun üzerine olan fikirleri okumanızı sağlıyor. Böylelikle sizi kalıplaşmış düşünce yapısından çıkarıp düşünmenizi sağlıyor. Yazının başlığında felsefe nedir sorusuna sizi sevk ediyor. 

Felsefe konusundan geniş bir bilgim yok. Bu alanda kendimi geliştirmeye çabası içindeyim. Çok hızlı ilerleyeceğini düşünmüyorum. Zaman zaman bu tür kitaplar okuyarak bilgi seviyemi artırma ve size de tanıtacağım. Benim gibi konuya yeni girenler için tavsiye edebileceğim bir kitap. Dili ağır değil ve  anlaşılır bir anlatımı var.

22 Eylül 2016 Perşembe

Felsefenin Kısa Tarihi






Hayatımız boyunca bir an sizinde derin düşüncelere daldığınız zamanlar olmuştur. Ne için hayattayız, bir yaratıcı var mı, bilgi nereden geliyor gibi konular belli zamanlarda aklımıza takılmıştır. Belki üzerine uzun uzun düşünüp araştırma yapmışızdır. Benimde aklıma her okuyan, merak eden, düşünen zihin gibi çeşitli konular takılıyor. Hayatımızın amacı ne bunlardan en fazla aklımı kurcalayan şeylerden bir tanesi. Yaratıcının neden insanları yarattığını, evrende bizden başka canlılar var mı gibi çeşitli konularda beni düşüncelere dalıyorum. Bunları düşünürken aslında bilmeyerek de olsa tarihte bir çok kişi ile aynı şeyleri düşünmek, aynı yollardan gitmek, belki aynı sonuçlara varmak çok ilginç. 

Felsefe ülkemizde ne yazık ki pek dikkate alınmayan bir alan. Aslında tüm bilimin başlangıcının, insanın düşünmeye başlaması ve yeni şeyler ortaya koymasındaki temel Felsefeye dayanır. İnsan ilk önce düşünür, üzerine fikirler ortaya atar bunlardan sonrada ortaya yeni teoriler ve icatlar çıkar. Bilim felsefesi ve bununla birlikte bilim tarihi batıda çok iyi bilinse de bizim eğitimimiz de ne yazık ki hiç öğretilmiyor. Zaten düşünmeye ve araştırmaya dayanmayan bir eğitim sisteminden geçtiğimiz için bunlarında yer almaması hiç şaşırtıcı değil. Ama aslında ikisi de önemli.

Bu kitabı alma sebebim birkaç nedene dayanıyor aslında. Bundan önce okuduğum Logicomix adlı bir çizgi-roman okudum. Bu çizgi-romanda Bertrand Russell'in hayatı ve onun üzerinde çalıştığı Mantık üzerine çok güzel bir eser. (Bu çizgi-romanı da tavsiye ederim.) Bu kitaptaki Mantık konusu ve Bertrand Russell merakımı uyandırdı. Hatta bu sene bir kitabını okumayı planlıyorum. Kitabı D&R indiriminde görünce aldım. Hem genel Felsefe bilgimi artırmak hemde Bertrand Russell hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyordum. Kitap genel felsefe tarihi ve konuları bakımından eğlenceli şekilde işleyen güzel bir eser olmuş. Sokratesten başlayıp günümüze doğru gelerek felsefecileri ve onların savundukları düşünceleri, ortaya attıkları fikirleri size sıkmadan anlatıyor. Bu düşünürlerin en sonunda savundukları fikirlere nerelerden geldiklerini de size olay akışı içinde sunuyor. Örneklendirmeleri sıkmadan ve genel okuyucunun anlayacağı şekilde anlatmış. Zaten kitap çok derinlemesine bir felsefe tarihi anlatmıyor. Bunlar hakkında eğlenceli bir şekilde size bilgiler sunuyor. Felsefe ve fikirler konusunda genel bir fikir edinmek isteyenlere bu bakımdan güzel bir eser. Bunun yanında aklınıza takıldığında kim ne fikir ortaya atmış diye bakılabilecek bir eser diye düşünüyorum kendim adıma. Merak edenlere  tavsiye ederim.

27 Ocak 2016 Çarşamba

Ölü Filozoflar Kahvesi




Bu sefer biraz farklı bir yazı yazacağım. İki ayda bir İstanbul da gerçekleştirdiğimiz  kitap buluşmalarımız var. Geçen cumartesi günü Taksim de yine bir buluşmada Aslıhan pasajına sahaflara uğradık ve baya bir vakit geçirdik. Hatta planım oraya girdiğimizde bir tane resim atmak istiyordum ama sosyal kanal üzerinden tabi ben kapıdan girince bunların hepsi uçup gitti. Kitaplara bakarken çok çok eski, yıpranmış su almış ve küflenmiş bir kitaba rastladım. Ama ben kitabı böyle görmedim tabi, eski bir dostu görmüş gibi hemen satın aldım. Zaten bu durumundan dolayı fazla bir şey istemedi satıcı ama o kadarda etmez aslında. Neyse, daha önce hakkımda adlı kendim için yazdığım yazıda çok geç okumaya başladığımı belirtmiştim. O zaman bulabildiğim kitapları okuyordum ve elime kütüphaneden bu kitap geçti. Nasıl geçti ve ben bu kitabı aldım hatırlamıyorum ama iyi ki almışım diyorum şimdi. Yıl 2003 ve ben felsefenin Lisede sadece hocasını hatırladığım bir ders. Okuma eylemine başladığım zaman, daha önce de o tarihten beri okuduğum her kitabı not aldığımdan bahsetmiştim, o yıl okuduğum 5. kitap. O yıl bu kitabı okuduğumda bende çok farklı bir tat bırakmıştı. Hayatım boyunca Ölü Filozoflar Kahvesi gibi nitelikli bir tartışmaların olduğu bir yer aradım ama ne yazık ki daha bulamadım. Benim için kutsal kase miti gibi bir şey oldu.

Kitaba gelirsek gerçek bir olaydan meydana gelmiş bir eser. Bir çocuk (Dino-Nora) ile felsefe profesörü (Vittorio Hösne) arasındaki mektuplaşmadan ortaya çıkmış çok güzel bir kitap. Felsefe bizim toplumumuzda ne yazık ki çok değer verilen bir konu değil. Felsefe yapma gibi olumsuz söylemeler ve dinsiz gibi yakıştırmalara kadar giden bağnazlıklar mevcut. Oysa ki kitapta bir bölümde geçtiği gibi çocukların etrafı algılamak için saf ve meraklı soruları bilimin en temel sorularını oluşturur. Bunun için Albert Einstein bir sözü vardır, sözü bire bir hatırlamıyorum, "bilim için en basit soru, bir çocukğun  Neden sorusudur" der. Bende orta okulda bunu öğrendiğimde hep bu soru üzerinden ilk soruyu sormuşumdur, Neden? Ama bizim eğitim sistemimiz buna müsait değil ne yazık ki, Üniversitede bile. Bende çok geniş bir felsefe konusuna hakim değilim. Fakat bilim ve düşünce konusunda felsefenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu bakımdan bizim toplumumuzda ve bilimde hep eksiklik var. Çünkü her şey düşünce ile başlar. Bilim felsefesi de siz hipotezi ortaya atmadan önce düşündüğünüz, tartıştığınız sonra hipotezi ortaya atarak bunu kanıtlama yollarına gittiğiniz bir yolun ilk adımını atar. Düşüncenin olmadığı, ezberin oluştuğu bir bilim (artık ne kadarı bilim ise) ortaya çıkmış olur. İşte bizim eğitim kurumlarımızda her zaman ezberin ön plana çıktığı bir yer olduğundan buradan çıkan her insan ne yazık ki eksik kalıyor. Ancak kendini geliştirenler bunu anlayabiliyor.

Kitapta bir çok bilginin, düşünürün isimleri ile birlikte fikir akımlarının isimleri de geçmekte. Bunların hoş bir şekilde azıcık size tattırarak tanıyor. Farklı zamanda ortaya çıkmış bu düşünürleri bir yer de toplanması, kendi fikirleri üzerinde tartışmalara girmesi çok hoş tasarlanmış. Aslında tasarlanma değil ama Profesör ve Nora arasındaki saf sohbet bunu o yola sokmuş. Bu kadar felsefenin içinde olmasına karşın dilinin çok sade ve akıcı olması daha da güzel. Zaten bir çocuk ile yapılan yazışmanın yanında, felsefeyi tanıtmak amaçlı yayınlanmış mektuplar. Aynı şekilde Sofinin Dünyası gibi, gerçi onuda okumadığımı utanarak itiraf ediyorum burada. Okumanızı ısrarla tavsiye ederim. Kitabın bu yayından baskısı olmasa da yeniden Koridor Yayınları tarafından basılmış. Arayanlar için bir gün Ölü Filozoflar Kahvesinde buluşmak dileğiyle...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...