23 Eylül 2018 Pazar

Homeros'un Dünyası



Troya savaşında olanların bir tarih araştırması olarak kitaplarda araştırmaya çalıştım. Buna başlarken ilk olarak İlyada okumak istemiştim. Ama orada da size bahsettiğim destanın değiştirilmesi husus neticesinde vazgeçtim. Tarih olarak Troya savaşı doğu batı arasında gerçekleşen ilk savaş olabilir. Bunun gerçekleşmesinin de diğer kitaplarda bahsettiğim gibi sadece bir kadın için olduğu da mümkün gözükmüyor. Troyalılar hakkında daha bir çok araştırma ve kitap çıkacaktır. Şimdiki çıkanlarla elimizde bulunan veriler bu efsanevi şehrin bir çok katmanı olup, bir çok kültürden insanın bu katmanlar içinde bu şehri yükselttiğidir.

Bu kitap da benim aradığım daha çok destanın tarihsel yolcuğunu okumaktı. Bunun için almıştım ama yazar ilyada ve odysseia destanı destanlarında ki unsurlar üzerine araştırma yazısı yazmış daha çok. Destanda geçen kişiler olaylar ve destan içeriği hakkında bize uzun uzun bilgiler veriyor. Burada yunan panteonu, onun destana etkisi, destandaki kişiler olaylar zinciri, iki büyük savaşçı ve etrafındaki bir çok konuya değiniyor. Bunun yanında ilyada ve odysseia destanları arasında ki farkları  da anlatmakta.

İlyada destanını yazan bir Homeros'un ve destana bir çok eklemeler yapan başka Homeroslar da olabileceğini, bunun diğer araştırmalar tarafından da söylendiğini belirtiliyor. Zaman içinde İlyada'nın bazı mısraların çıkarılıp, bazılarının da sonradan eklenmiş. Odysseia  destanı ile karşılaştırıldığında aslında devamı olarak gözükse de bu destanın başka biri tarafından yazıldığını, bunu desteklemek içinde metin yapısı ve zamanında kullanılan yazım dilini farklı olduğunu örnek gösteriliyor. Odysseia destanını hatta bazı araştırmacılar tarafından kadın bir yazar tarafından yazıldığını fakat pek üzerinde durulmayacak bir sav olduğunu belirtiliyor.

Kitap Homeros'un yarattığı ve sonradan gerçek olarak ortaya çıkan bir olayın incelemesi. Akademik havada fakat sıkmadan bir anlatım sunuyor bize. Eğer ki İlyada ve Odysseia destanı destanına ilginiz varsa bu destanı okuduktan sonra bu kitaba da göz atabilirsiniz.

22 Temmuz 2018 Pazar

Hitit Savaşçıları




MÖ 1650'lerde Anadolu'nun şekillenmesinde ve Suriye'den Mısır'a kadar olan topraklarda hakimiyet mücadelesine girmiş bir devlet Hititler. Kuzeyinde sürekli sorun yaşadığı Kaşkalar, batısında irili ufaklı devletleri, güneyinde kendisine her fırsatta isyan eden mitanni devleti ve Akdeniz'in güneyinde kendisi kadar güçlü bir Mısır devleti bulunuyordu. Bu dönemde Hitilerin ayakta kalması ve bulunduğu bölgeye hakim olması kurduğu devlet sisteminin yanında askeri olarak geliştirdikleri teknolojiye de bağlı. Burada tanıttığım Hitit Çağında Anadolu ve okuduğum diğer kitaplarda Hitit devletinin kendi tarihini, devlet, askeri sisteminin nasıl olduğunu, sosyolojik yapısını, kralların yapmış olduğu mücadelelere değinmiştik. Bu mücadeleler sırasında yaptıkları seferleri, askeri sisteminin nasıl şekillendiğini ne tür teçhizat kullandıklarını ve ne tür birlikler olduğuna çok fazla değinilmemişti.

Osprey başlığı altında çıkarılan bu seri Türkiye de çok az bulunan bir kitap çeşidini okuyucuya sunmakta. Yurt dışında çeşitli konularda bu tür ilistirasyonlu ve bilgi veren kitaplar çokça bulunmakta. Bizde de yayınlanmaya başlaması güzel bir adım. Kitap Trevor Bryce'un Hititler hakkında yaptığı çalışmalardan konuyu anlatarak, hemde ilistirasayonlar ve resimler ile göstererek o dönemde anlatılanların nasıl olduğunu kafanızda canlanmasını sağlıyor. 

Bazı kaynaklarda Hititlerin askeri olarak güçlü olmasının sebebinin tunçtan yapılan silahların yerine demirden silahlara geçtiğini söylüyorlar. Burada yazar bunun gerçekçi olmadığını çelikten silahlar yapılsa da o dönemde meteorlardan gelen demir cevherinden bu silahların yapıldığını ve yeteri kadar güçlü olmadığını, kırılgan olduğunu belirtiyor. Hitilerin güçlü olmalarının nedeni yine o dönemde geliştirdikleri savaş teknolojisine bağlı. Hitit çağında yeni yeni ortaya çıkan savaş arabalarını Hititler geliştirerek ve kendi birliklerini buna adapte ederek büyük bir başarı kazanmışlar. Savaş arabası birlikleri kurmuşlar. Bu birliklerde savaş arabalarını çeken atların bir arada hareket etmeleri için talim yapmışlar, savaş arabalarını süren sürücüleri eğitmişler, savaş arabasında bulunan askeri ok ve uzun kargılar kullanmakta ustalaşmasını sağladılar. Bunun yanında yaya askerlerin eğitimine ve kullandıkları silahların gelişmesine önem gösterdiler. Bu sayede dönemin savaş teknolojisi olarak çevredeki devletlerden öne geçtiler. Askeri düzeni iyi kullanıp şehirlerin savunmasın da önem gösterdiler. Kuzeyden sürekli bir saldırı altında olmaları, çevresindeki devletlerin vasalları halline getirmelerine rağmen sürekli isyanlar ve saldırılarla uğraşıyorlardı.  Bunun için şehir dışına gözetleme kuleleri yerleştirdiler. Şehir güvenliği için akşamları şehir kapılarını mühürleyip, 24 saat işleyen bir devriye, nöbet sistemi kurdular. Kale kuşatmalarında çeşitli taktikler geliştirerek zamanın kalelerini ele geçirdiler. Bunların bir tanesi orta çağda bile kullanılmaya devam edilen yer altından tünel kazmaktı. Savaşa giderken sevk iadesini iyi şekilde düzenlerlerdi. Kendi toprakları içinde çeşitli depolar kurarak sevk esnasında ordunun buralara uğrayarak gerekli malların temini sağlanırdı. Anadolu'nun coğrafi yapısına karşı geliştirdikleri ayakkabılar ile uzun mesafeleri aşmayı sağladılar. Bu ayakkabı şekli kültür olarak halen Anadolu da yaşamaktadır. Daha önce Hurriler de at yetiştiriciliği üzerine yazılmış bir kitap olduğundan bahsetmiştim. O dönemde süvari birlikleri olmasa da savaş atlarının yetiştirilmesi ve eğitimine büyük önem gösterdiler.

Burada saydığım ve kitapta geçen bir çok gelişme ve taktik ile Hititler bu zorlu topraklarda ayakta kalmayı başardılar. Diğer kitaplarda askeri yapının, teknolojinin ve kullandıkları taktiklerin üzerinde değinilmediği için Türkçe kaynak olarak bu kitabı tek yapıyor. Bu konuları merak edenlere tavsiye ederim. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...