Gök Bilimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gök Bilimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2021 Pazar

Yıldızların Zamanı

 


Uzay hakkında ki bilgilerimiz son yüzyılda  giderek arttı. Sümerlilerden bu yana insanlar gökyüzünü incelemekte. Güneş, ay ve yıldızlar gözlemleyerek zaman çizelgesi oluşturmakta. Galileo'nun teleskopu  bulmasıyla uzayı  gözlemlemek artık farklı  boyutlara  geldi.  Bu da bizi evreni, galaksileri, yıldızları ve  gökcisimlerinin doğası hakkında bilgi sahibi yaptı. Son yüzyılda evren hakkında bildiklerimiz  kat be kat  arttı. Gökbilimi hakkındaki bilgilerin hızla artması ve tüm bunların son yüzyılda  ortaya çıkması ilginç. Bu konuda size yıldızların zamanı ve kara delikler kitabında bahsetmiştim.  Yıldızların Zamanı kitabı da Tübitak'ın , Tubitak olduğu zamanlarda çıkan bir eser. 

Bu kitapta da evren hakkında gökbiliminin  gelişmesi sürecinde uzaydaki  cisimlerin nasıl keşfedildiğini anlatmakta. Gökbiliminin yeni başladığı zamanlar güneş ve güneş sisteminin araştırılması sürecini anlatmakla başlıyor. Bu süreçte mars, venüs ve diğer gezegenlerin nasıl incelendiğini anlatıyor. Güneş tüm çağlarda kendisine hayran duyulan, yaşam ile özdeşleştirilen bir cisim. Güneşin ne olduğu, nasıl işlediği  ve yaşam döngüsü incelenerek yıldızlar hakkında bir çok bilgi edinildi. Büyük patlamadan bu yana elementlerin nasıl  oluştuğu, yıldızların nasıl doğduğu  ve nasıl yaşamlarının sonlandıkları, son aşamada ne tür bir dönüşüm geçirdiklerini anlatıyor. Güneş artık uzun yaşamının sonuna geldiğinde süper nova patlaması mı yapacak, kendi içine çöküp karadeliğe mi dönüşecek yada nötron yıldızımı olacak bunların nasıl işlediği konusunda bilgiler veriyor. 

  Evrenin büyüklüğü düşünüldüğünde, tespit edilmiş milyarlarca yıldız bulunmakta. Bu yıldızların çevresinde gezegenler var mı ve bu gezegenlerin yapısı nasıl olduğu araştırılmakta. Milyarlarca yıldızın toplandığı yerler olan galaksilerden ise evrende binlercesi bulunmakta. Galaksiler farklı şekillere sahiptir. Bazıları küresel, bazıları sarmal şeklinde. Sarmal şeklinde olanlar çubuklu sarmal yada sarmal olabiliyor. Galaksilerin neden farklı şekillerde olduğunu şuan için bilmiyoruz. Oluşum, gelişim ve varlıklarının sonlandığı evreleri konusunda bilgimiz az. Kara madde araştırmaları galaksilerin araştırılması ile birlikte ortaya çıkan bir kavram. Matematiksel olarak hesaplanan ama daha deneysel olarak ispat edilemeyen bu madde, hiç bir ışıma yapmadığı için bu isim  verilmiş.

Dış uzay araştırmaları hız kazandıkça uzayda çok farklı cisimlere rastlıyoruz. Evrenin bir diğer ilginç  cismi de kuasarların keşfi.  İlk galaksilerin  bunlar tarafından oluşturulduğu düşüncesi ortaya çıkmış. Popüler bilim dünyasında da artık herkesin bildiği karadelikler ise son yüzyılda ortaya  atılan  bir teoriydi. Gözlem teknolojisinin gelişmesi ile artık evrende bu cisimlerin varlığını biliyoruz. Nasıl oluştukları ve doğaları hakkında teoriler üretilebiliyor. Karadelikler hem bilim dünyasında hem popüler bilimde çok bilinse de kuasarlar o kadar bilinen cisimler değil. Karadelikler kendi kütle çekim gücü sayesinde etrafındaki her şeyi (ışık dahil) çektiği için karadelik ismi ile anılmış. Fakat son yapılan çalışmalar Karadeliklerinde belli bir ışıma yaptığı oraya çıktı. Karadelikler ve Bebek Evrenler kitabında daha detaylı anlatılmakta.

Evren insanın aklının alamayacağı büyüklükte bir şey. Uzay teleskoplarının gelişmesi ve uzayın daha derinliklerine bakmaya başlamamız ile evren hakkında bilgilerimizde tabi ki arttı. Evrenin ilk oluşumu Büyük Patlama ve sonrasında evrenin şekillenmesi, bu patlama sırasında oluşan radyasyonun takip edilmesi, evrenin genişlemesi ve evrenin sıcaklığı gibi bir çok konuda bilgi sahibi olundu. Bu kadar bilgi edinmemize rağmen uzay çok büyük. Her bir bilgide yeni bir kapı aralanıyor. Uzay konusunda ilk bilgi edineceklere bundan dolayı bu kitabı öneririm. Uzay araştırmalarının nasıl başladığını, güneş ve gezegenler, güneş sistemi, galaksiler, kozmik cisimler ve evrenimiz hakkında giriş niteliğinde bilgi edinebilirler. Kitabı zamanında sahaflardan  almıştım tekrar bir basım olmamış. Kitabın baskısı olmadığı için sahaflardan temin edebilirsiniz.



25 Kasım 2018 Pazar

Karadelikler ve Bebek Evrenler



Stephen Hawking zamanımızın en tanınmış bilim insanlarından bir tanesi.  Geçen sene onun Zamanın Kısa Tarihi kitabını okumuştum. Bu sene yazma sırasına göre okuma listeme eklediğim bu kitabına sıra geldi. Bu sene kendisini kaybettik. Bu bende üzüntüye sebep oldu. Bir büyük beyin daha evreni anlamamız için çabalarken gitti. 

Kitaba gelecek olursak, Hawking'in çeşitli yerlerde verdiği konuşmalarından ve farklı yerlerde yayınlanan makalelerinden oluşuyor. Her başlık farklı bilimsel konulara değiniyor. İlk makalelerinde kendi hakkında, çocukluğu, öğretim hayatı ve ALS hastalığı sürecini aktarmakta. Diğer makalelerinde bilimle ilgili. Tabi gözünüzü korkutmasın, Hawking kendisi de kitapta anlattığı üzere kitabı herkesin anlayacağı şekilde yazabilmek için editörü ile çok uğraşmış. Diğer bilim kitaplarının aksine konular ile alakalı genel bilgisi olan herkesin anlayabileceği bir eser. Evrenin doğasından, Einstein'ın rüyasına, bilim geleceğine, kara deliklere, evrendeki en büyük cisimlerden en küçük cisimlere kadar bunların fizikle anlama, bir formülde birleştirme üzerine düşüncelerini aktarıyor. Okuduğunuz da aslında evreden çok tuhaf cisimlerin var olduğunu anlıyorsunuz. Kütlesi milyarlarca ton olan kara deliklere, sonsuz evren, yeni doğan mini evrenlere, ışığın bile kaçamadığı kara deliklerden kaçan parçacıklara, beyaz deliklere, kuantuma kadar bir çok ilginç konu barındırıyor. 

Bu bilimsel makalelerin dışından benim dikkatimi çeken makalelerden bir tanesi insan hayatı öngörülebilir mi üzerine yazılan oldu. Hawking evrenin büyük patlama da önce dahi fizik yasalarına tabi olduğuna inanıyor. Bundan dolayı her şeyin teorisinin bulduklarında evrende olan her şeyin anlayacağınızı düşünüyor. Tabi insan beynini oluşturan binlerce parçacığın olması Heisenberg belirsizlik ilkesi gereği bu parçacıkların konumlarının bilinmemesi, çözümlenemeyecek kadar büyük denklemlerin ortaya çıkacağını söylüyor. Tanrı insanlara irade verdi mi yoksa vermeyip her şeyi önceden bildiği sorusu üzerine çok güzel bir makale olmuş. 

Bilim ve kara deliklere ve evrene merakınız var ise okumanızı tavsiye ederim.

16 Aralık 2015 Çarşamba

Yıldızların Yaşamı ve Kara Delikler




Bizim yapımızın temeli yıldız tozudur

Evren içinde yıldızlar en merak uyandıran gök cisimlerinden bir tanesi. İnsanoğlu bilinçli hale geldiklerinden bu yana yıldızları izlemiş ve onlara anlam vermişler. Gecenin karanlığında gök yüzüne baktıklarında binlerce parlayan cismi görmek ve her gece onun altında yatmak onları büyülemiş. Yıldızlar eski çağdan bu yana insanların merakını celbeden cisimler olmuş. Bilimin ilerlemesi ile insanoğlunun bu merakı daha da artmış ve genişlemiş. Yıldızların nasıl oluştuğu, nasıl ışık saçtıkları ve ömürlerinin sonunda meydana gelenler halen bilim insanları tarafından merakla araştırılmaktadır. Termonükleer reaksiyonların, teleskop ve uzay teknolojilerinin gelişmesi ile yıldızlar  hakkında artık daha fazla şey bilmekteyiz.


Bir güneş enerjisini termonükleer reaksiyon ile sağlar. İçinde bulunan hidrojen atomlarının termonükleer olarak yanması sonucu helyum atomunu meydana getirirler. Enerjisi biten bir güneş genişleme evresine girerek büyür. Buna Kırmızı Dev diyorlar. Güneşin kütlesine göre ölme şekli var. Ben uzun zamandır merak ettiğim konu idi. Evrende farklı güneş çeşitleri var bunlar ne olduğu ile ilgili bu kitap beni aydınlattı. Bizim güneşimiz büyüklüğünde bir güneş, ölme evresine geldiğinde genişler genişler ve sonunda nova patlaması ile beyaz cüce dedikleri yoğun bir elektron güneşine dönüşürler. Sıcaklıkları halen çok yüksek olduğu için beyaz ışık saçmaya devam ederler. Sirius çiftli yıldızının gök bilimciler Sirius B yıldızının bir beyaz cüce olduğunu keşfetmişler.



(www.nasa.gov)
Bizim güneşimizden 5 kat daha büyük güneşler termonükleer yakma işlemini daha ileriye götürebilirler. Bu yıldız türleri ölmeye yakın zamanlarında yine Kırmızı SüperDev halini alırlar. Merkezlerindeki basınç o kadar büyük olur ki artık elektron ve proton birleşerek nötrona dönüşürler. En sonunda süpernova patlaması ile yok olurlar. Bu patlama nova patlaması gibi değil çok kuvvetlidir. MS 1000 dolaylarında böyle bir gözlem Çinliler tarafından yapılmış. Yıldız 1 yıl boyunca yoğun bir şekilde parlayıp yok olmuş. Nötron yıldızları, elektron yıldızlarından daha yoğun, küçük ve dönüş hızları daha hızlıdır. Bu yazıyı hazırlarken NASA'nın haberleri arasında Fermi uzay teleskopunun iki tane gama ışıması keşfettiğini açıkladığını okudum. Yıldızları ve evreni anlamak adına atılan büyük adımlar. Konu içinde geçtiği içinde paylaşmak istedim.


Evren o kadar büyük ki biz uzaklığı ışık yılı olarak veriyoruz. Bir ışık 1saniyede 300000 km yol almakta. Evrede yıldızların temelini atan bulutsu (nebula) denilen atomlardan oluşan yapılar var. Bunlar o kadar büyüktür ki bir ucundan diğer ucuna gitmek için bir kaç bin ışık yılı alıyor. Aynı şekilde gezegenler ve yıldızların büyüklükleri, galaksiler aklımızı zorlayacak kadar büyük olabiliyorlar. Evrende galaksilerin var olduğu bilgisi daha yüzyıl olmamış yeni bir bilgi. Daha önce sadece kendi güneş sistemimiz içinde var olduğumuzu düşünüyorduk. Sonra başka yıldızları, kendi galaksimizi ve sonra milyonlarca galaksi olduğunu evrende öğrendik. Resimde ki bulutsuların (nebula) ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.

Kara deliklerin keşfedilmesi ile birlikte ortaya bir çok teori ortaya atıldı. Ama halen tam olarak çözülmüş değil. Güneşimizin 50 katı büyük yıldızların çökmesi ile oluşuyor. Hacmi o kadar küçülüyor fakat yoğunluğu o kadar çok artıyor ki artık ışığın bile çekiminden kurtulamayacağı bir çekim etkisi meydana geliyor. Ben bir çeşit kara deliğin var olduğunu bilirken aslında birkaç çeşidinin olduğunu kitap anlatıyor. Kara delikleri okurken aklıma sürekli bu kara delikler neden var ve sonları ne oluyor diye geçirdim. Evren sonsuz olsa da etrafta binlerce kara deliğin olması ve sürekli evrende bulunan materyalleri kendine çekmesi evreni bir sona götüreceği düşünüyordum. Evren hiç bir şeyi nedensiz ortaya çıkarmaz. Kara deliklerin bir sonu olduğu ve evrene yeni parçacıklar saçtıklarını öğreniyoruz.

Kitap eski bir basım olmasına karşın her anlattığı başlık ile alakalı siyah beyaz bir resim koymuşlar. Bu bakımda çok hoşuma gitti. Bunun yanında galaksiler, kuarslar, evrenin yapısı, teoriler konusunda size bilgi veriyor. Anlatımı çok sade sanki bir yıldız belgeseli izliyormuşum gibi sırası ile size bilgileri sunmuş. Kitabın güncel bir baskısı yok. Baktım bu basımdan sonra bir kere daha basılmış ve ucuz şekilde sahaflarda bulunmakta. Benim aklımdaki soru işaretlerinin bir kısmını yanıtladı yıldızlar ile ilgili. Evreni ve yıldızları merak edenlere önerebileceğim bir kitap.

16 Kasım 2015 Pazartesi

Kozmik Bağlantı



"İnsanlar ve yıldızlar aynı maddelerden yapılmıştır"
Carl Sagan

Evren öyle bir yer ki oraya baktığımızda bizi büyüleyen, meraklandıran ve ne kadar küçük olduğumuzu anladığımız bir yer. Bu sonsuzluğun içinde milyarlarca galaksinin olduğunu (tahmin ettiğimiz) sonsuz bir evren de Samanyolu galaksisi adını verdiğimiz bir galakside evimiz bulunmakta. Milyonlarca güneşin bulunduğu galakside, güneş sistemi dediğimiz yıldız sisteminde yaşadığımız gezegen dünya 5 milyar yıl önce başladığı yörüngesel hareketlerine halen devam etmekte. Şuan bulunduğumuz noktadan giderek büyüyerek evrene baktığımızda kendimiz bir kumsaldaki kum tanesi kadar küçük bir gezegende yaşıyoruz. Muhteşem bir o kadarda yıkıcı olan bizi büyüleyen bir evrenin içinde.

Carl Sagan'ın okuduğum bu ikinci kitabı, birincisi Cennetin Ejderleri'ydi. Daha ilk okumaya başladığımda Carl Sagan'ın analitik mantığı çok hoşuma gitti. İnsanların öne sürdüğü hipotezlere karşı sunduğu karşı hipotezler mantıklı ve analitik yöntemlerle kendi fikirlerini anlatıyor. Yanıldığı zamanlar yada kitaplarında savunduğu düşünceler olmamış mı? Elbette olmuştur, kendisi de bu kitapta bir kaç kere yanıldığından bahsediyor. Bilim adamı demek zaten düşünmek, hipotez ortaya atmak ve onun doğruluğu üzerine deneyler ve gözlemler yapmaktır. Yanılma olmazsa bilimde doğruya ulaşılmaz. Gök Bilimine meraklı olanlar evreden bulunan cisimler ve orada gerçekleşen olaylar hakkında az çok bir şeyler bilirler. Kitapta evrende bulunan cisimlerle ilgili bize bilgiler vermekte. Carl Sagan kendi döneminde gerçekten önemli yerlerde çalışmış bir Gök Bilimci. İnsanlığın ilk en uzağa yolladığı uzay aracı projesinde, ay ve mars görevlerine gönderilen uzay araçları görevlerinde bulunmuş. Kitapta bunlar hakkında gerçekten açıklayıcı bilgiler var. Bir nevi bilim  tarihi niteliği taşıyor bazı başlıklar.

Pioneer 10 şuana kadar insanlığın ürettiği en uzağa gitmiş uzay aracı. Bu insansız uzay aracına bir plaket yerleştirdiler. Eğer gün gelirde bu uzay aracını uzayda başka akıllı canlılar bulursa bizden bir mesaj diye. Bunun hikayesinin ve plakaya işlenen şekillerin neden seçildiği konusunu uzunca anlatıyor.
Carl Sagan ve Pioneer 10'a konulan plaka


Bunun dışında mars kaşifleri hakkında bilgilerde veriyor. Ay görevlerinin bilimsel olmaktan çok politik olması da üzücü bir şey olarak öğreniyoruz. Diğer gezegenler yaşam, uzay yolculuğu, dünya dışı yaratıklar, uzaydaki cisimler hakkında bir çok konu mevcut. Astrolojinin neden mantıklı olmadığını ve ufoların neden dünyayı ziyaret etmedikleri hakkında güzel iki makale var. Kitaptaki başlıklar konu konu seçilmiş ve ayrı ayrıda okunabiliyor. Dili çok sade kolay anlaşılabilecek şekilde. Zaten kendisininde amacı normal insanlara bilimi sade şekilde anlatmak. Benim aldığımda kitabın baskısı yoktu. Şimdi yeniden basıldı kitap. Meraklı olanlara tavsiye ederim.
  



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...