Bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2018 Pazar

Karadelikler ve Bebek Evrenler



Stephen Hawking zamanımızın en tanınmış bilim insanlarından bir tanesi.  Geçen sene onun Zamanın Kısa Tarihi kitabını okumuştum. Bu sene yazma sırasına göre okuma listeme eklediğim bu kitabına sıra geldi. Bu sene kendisini kaybettik. Bu bende üzüntüye sebep oldu. Bir büyük beyin daha evreni anlamamız için çabalarken gitti. 

Kitaba gelecek olursak, Hawking'in çeşitli yerlerde verdiği konuşmalarından ve farklı yerlerde yayınlanan makalelerinden oluşuyor. Her başlık farklı bilimsel konulara değiniyor. İlk makalelerinde kendi hakkında, çocukluğu, öğretim hayatı ve ALS hastalığı sürecini aktarmakta. Diğer makalelerinde bilimle ilgili. Tabi gözünüzü korkutmasın, Hawking kendisi de kitapta anlattığı üzere kitabı herkesin anlayacağı şekilde yazabilmek için editörü ile çok uğraşmış. Diğer bilim kitaplarının aksine konular ile alakalı genel bilgisi olan herkesin anlayabileceği bir eser. Evrenin doğasından, Einstein'ın rüyasına, bilim geleceğine, kara deliklere, evrendeki en büyük cisimlerden en küçük cisimlere kadar bunların fizikle anlama, bir formülde birleştirme üzerine düşüncelerini aktarıyor. Okuduğunuz da aslında evreden çok tuhaf cisimlerin var olduğunu anlıyorsunuz. Kütlesi milyarlarca ton olan kara deliklere, sonsuz evren, yeni doğan mini evrenlere, ışığın bile kaçamadığı kara deliklerden kaçan parçacıklara, beyaz deliklere, kuantuma kadar bir çok ilginç konu barındırıyor. 

Bu bilimsel makalelerin dışından benim dikkatimi çeken makalelerden bir tanesi insan hayatı öngörülebilir mi üzerine yazılan oldu. Hawking evrenin büyük patlama da önce dahi fizik yasalarına tabi olduğuna inanıyor. Bundan dolayı her şeyin teorisinin bulduklarında evrende olan her şeyin anlayacağınızı düşünüyor. Tabi insan beynini oluşturan binlerce parçacığın olması Heisenberg belirsizlik ilkesi gereği bu parçacıkların konumlarının bilinmemesi, çözümlenemeyecek kadar büyük denklemlerin ortaya çıkacağını söylüyor. Tanrı insanlara irade verdi mi yoksa vermeyip her şeyi önceden bildiği sorusu üzerine çok güzel bir makale olmuş. 

Bilim ve kara deliklere ve evrene merakınız var ise okumanızı tavsiye ederim.

30 Mayıs 2018 Çarşamba

Tozun Gizli Hayatı



Toz denildiği zaman aklımıza evlerin her tarafında biriken, rüzgar estiğinde tüm solunum sistemine dolan baş belası bir şey olarak biliyoruz. Kitabın boyutuna da bakıldığında hem bu baş belası şey hakkında hemde ufacık bir toz tanesi hakkında ne yazılabilir diye insanı ilk başta düşündürüyor. Bu kitabı okumadan önce bende bu düşüncede idim. Bazı toz parçacıklarının önemli olduğunu biliyordum. Bunları bir araya getirince aslında bu ufak cisimlerin hem çok çeşitli hemde bu kadar önemli olduğunu daha iyi anladım. Tabi her toz tanesi önemli değil. Ama genel olarak dünyada ve evrende büyük öneme sahipler.

Kitap ilk olarak tozun tanımını bize sunmakta ve onu diğer kendi büyüklüğündeki diğer cisimler ile karşılaştırarak bizim beynimizde bir algı oluşturuyor. Toz dediğimizde sadece ev tozu değil aslında çok farklı şekilde ve çeşitlilikte tor tanelerinin olduğunu bize açıklıyor. Evren o kadar büyük ki bizim gözlediğimiz gök cisimleri de aklımızın sınırlarını zorlayacak kadar büyük. Uzayda da bulunan toz güneşlerin patlaması, süpernova sonucu yok olması ve çeşitli gök cisimlerinin bıraktıkları partiküller olarak evrende bulunuyorlar. Bu uzay tozları ve gazların birleşiminden oluşan bulutsu (Nebula) o kadar büyük olabiliyor ki dünyadan gözle görülebiliyor. Zamanla çekim etkisi ile yeni yıldızların oluşmasına da neden oluyor nebula içinde bulunan tozlar. Son yıllarda yapılan uzay programlarında da kuyruklu yıldızların tozlarını toplama görevi yapan uzay araçları uzaya gönderilmişti. Yıldızların bildiğimiz elementleri oluşturan yerler olduğunu düşünürsek, buralardan yayılan tozların bizim geçmişimiz hakkında bilgiler içereceğini bilim insanları araştırıyor. Evrenin her yerinde bulunan tozlar bizim güneş sistemi içinde de belli kuşaklar oluşturuyor. Buradan gelen tozlar dünya atmosferine girerek dünyaya yağmakta. Dünya üzerinde dolaşan toz kütlesinin ne kadar olduğunu bir bilseniz hayretlere düşeceksiniz. Dünyada en çok toz bulunan yer olan çöllerin dünya ekosistemine öyle yararlar sağlamakta ki biz bunu fark etmiyoruz. Tozun atmosfer üzerindeki yolculuğu ise çok ilginç moğolistandan kalkan bir çöl kumu Güney Amerika'ya kadar ulaşabiliyor. Dünyada insan eliyle olsun doğal yollarla olsun hiç bir şeyin bir yanardağ patlaması kadar toz atmosfere püskürtemez. Atmosferin ötesine uzaya bile toz ve kaya parçaları gönderebilir. Buda eski devirlerde dinozorların sonunu getiren neden tozların atmosferde birikmesi sonucu buzul çağını başlattığı düşüncesini getirmiş insanların aklına. Tüm bu anlatılan tozların içinde tabi öyle tozlar vardır ki onlar olmadan bizimde hayatımız olmaz. Bitkiler polenlerini hava ve böcekler yolu ile ileterek döllenirler. Bu sayede bitkiler, meyveler, çiçeklerin devamlılığı sağlar. Bunların yanında yaşayan tabi toz tanesi hatta onlardan daha küçük canlılarda bulunmakta.

Bir toz tanesinde dünyalar var. Yazarda kitabın bir yerinde bir bilim adamı sadece bir toz kütlesi üzerinde çalışsa bir ömrünü harcar diyor. Bu toz tanelerinin bize olan etkileri ise azımsanamayacak kadar fazla. Bilime ilgi duyuyorsanız bu kitap sizi fazlasıyla doyuracağını düşünüyorum. Bir toz tanesinden evrene, gobi çölünden Amerika tuz gölüne sonra Amazonlara tekrar uzaya kadar sizi bir çok yerde gezdirecek.

22 Ağustos 2017 Salı

Yeryüzündeki En Büyük Gösteri




Richard Dawkins'i üniversiteden beri tanıdığım bir bilim insanı. Hatta tanışmamız da çok ilginç ve komik bir olaydan meydana geliyor. İnternette araştırırsanız Harun Yahya'nın bir kitabı üzerine Richard Dawkins bir konferans veriyor. Bende üniversite de arkadaşlarımla birlikte bu konferans üzerine kendisini tanıdım. Yalnız sakın karıştırmayın Harun Yahya İslam yükselme dönemi bir bilim insanı değildir :) Harun Yahya televizyonlarda sık sık karşılaştığınız Adnan Oktar dır. Gerisini fazla açıklamaya gerek yok.

Yazarın bazı videolarını ve yazılarının zaman içinde takip ediyordum fakat bu güne kadar hiç bir kitabını okumadım. Bu blogu açmadan önce, blogu açmamı destekleyen Eline Bir Kez Kitap Geçmeye Görsün önerisiyle Yer yüzünün en büyük gösterisini okumamı tavsiye etmişti ilk olarak. Bende uzun bir zaman geçmesine rağmen kitabı okuma planım içine koydum ve okudum.

Türkiye de ne yazık ki eğitim sistemi ve toplum içindeki yargılar evrim karşıtı bir yol izlerler. Bizde açıkça konuşmak gerekirse bu eğitim sistemi ve toplum içinde büyüdüğümüz için bu ön yargılardan nasibimizi fazlasıyla aldık. Ne kadar bilim eğitimi alsak da insan toplum içindeki sana verilenleri yıkmak kolay olmadığının en büyük örneği bu konu. Türkiye'nin geneli bilim felsefesinden uzak olmasından dolayı ve bu boşluğu dini çarpıtan bir çok cemaatin safsataları doldurduğundan dolayı her insanda bu konuda bir ön yargı bulunuyor. Benimde aynı şekilde bir çok konuda ön yargılarım vardı, belki bazıları ben fark etmesem de devam ediyor. Evrim teorisi de yakın zamana kadar benim ön yargılarımdan bir tanesi idi. Evet yazarın kitabında bahsettiği bir çok konuda kendisi ile hem fikir olmama rağmen bazı konuların aklımdan yer edinememesi sebebi ile bir türlü kabul edemiyordum. Gerçi bazı konular halen benim için soru işareti olarak çözümlenmeyi bekliyor. 

Richard Dawkins bu kitabında evrimin nasıl gerçekleştiği ve kanıtları üzerine bize bir çok örneklerle açıklamaya çalışıyor. Darwin'in doğal seçilim yasasından, canlıların geçirdikleri değişimler, evrimin kanıtı olarak göstereceği bir çok konu var. Bakterilerin her yıl geçirdikleri evrimden, kurttan zaman içinde nasıl köpeğin meydana geldiğini. Köpeğin zaman içinde nasıl bu kadar çok türe sahip olduğunu gösteriyor. İnsan üzerine olan yazılarda aslında ne ilginç olanlardan. Ben de dahil bir çok insan, insanın maymundan evrildiğini sanıyorduk. Fakat gerçek öyle olmadığını söylüyor yazar. İnsanın ve maymun aynı ortak bir atadan evrildiklerini söylüyor. Kitap tam anlamıyla bilimsel olarak sunulan bir sunum niteliğinde size. DNA sarmalından, kromozomlar üzerindeki evrim kayıtlarının incelenmesi, her dakika evrim geçiren bakterilerden, tüm canlıların nasıl oluştuğuna kadar bir çok başlıkta bize bu işin nasıl olduğunu anlatmaya çalışıyor yazar. Bu kitap popüler bilim kitaplarından nazaran daha yüksek seviyede bilim içeren bir yaklaşımla bize konuları anlatıyor. Anlattıkları çoğu insanın anlayacağı şeyler olmayabilir. Bu kitapta geçen konular daha önce bilime meraklı olanlar ve bu konuda okumayı sevenleri tatmin edecek niteliğe sahip bir eser. Size yüksek dozajda bilgi enjekte ediyor. Bu konulara meraklı olanların, evrim konusunda merak edenler, akıllarında bu konu hakkında soru işaret bulunanlar mutlaka okuması için tavsiye ediyorum. 

14 Kasım 2016 Pazartesi

Paradoks



Kitabı D&R kampanyasından aldım. Bu ay içinde bu kampanyadan gerçekten çok kitap aldım. Bunla ilgili yazı yazmayı düşündüm ama kaldı öyle. Kitabı almam aslında hiç bir araştırmaya yada tavsiyeye dayanmadan gerçekleşti. Bilim ve Paradokslar olunca konusunun hoş olabileceğini düşündüm açıkçası. 

Bilim alanında aslında sık olmasa da bulunan şeyler paradokslar. Bazıları artık o kadar ünlü ki savunduğu teoriyi bile aşmış durumda. Bunların başında en ünlüsü Shroderin  kedisi yada dede torun paradoksu olabilir. Kitap ilk önce bize paradoksun ne olabileceğini açıklayarak sözel olarak çözümlenebilecek paradokslardan örnekler vererek işe başlıyor. Daha sonra ise bilimsel bilginin öne çıktığı, açıklamaların artık bilimsel dayanaklara başvurularak yapıldığı paradokslar geliyor. Aslında kitap işin içindeki paradokslardan çok açıklamaları ile daha çok öne çıkmakta bence. Paradoksları açıklarken ve nasıl çözüleceği yönünde fikirler ortaya koyarken safi bilim ile bunu yapmakta. Buda bayağı bir bilgi ile bombardıman altında kalıyorsunuz. Tabi bu sizi korkutmasın yazarın anlatım şekli ve üslubu çok sade ve herkesin anlayacağı şekilde bilgileri sunuyor. Paradokslar da ki tuhaflıkları geçtim gerçek bilimde ki tuhaflıkları okuyunca aslında daha fazla şaşıracaksınız. Kuantum alanına girdiğiniz gerçek hayatta olan aslında bizim farketmediğimiz bir çok tuhaf olayların meydana geldiğini göreceksiniz. Birçok bilgide öğreneceksiniz. Bu bakımdan çok doyurucu bir kitap. Paradokslar ve bilim konusunda meraklı olanların eğlenceli bir vakit geçirmek için okuyabileceği bir kitap. 


23 Ekim 2016 Pazar

Buluşlarım - Bir Dahinin Öz Yaşam Öyküsü



Bilim dünyasında çok ünlü bilim insanları vardır. Bu kişilerin isimlerini öyle böyle duymuş yaptığı çalışmalar hakkında belli bir bilgi sahibi olmuşuzdur. Fen bilimleri derslerinde bir çok bilim insanın yaptığı çalışmalar bize anlatılır. Ama bir çok buluşu bulunan bir kişiden nedense hiç bahsetmez. Elektirik ve ampul dendi mi akıllara hep Edison gelir fakat bu yanlış yönlendirme, bilgi yanlışlığı halk arasında yerleşmiş. Bu yanlış bilgi ne yazık ki gerçeği bilenler dışında devam etmekte. Nikola Tesla kendi zamanının çok ötesinde düşüncelere sahip, çalışmaları ile günümüz teknolojilerinin gelişmesini sağlamış bir bilim insanı. Alternatif akımı, x ışınlarını, ilk uzaktan kumandalı robot teknolojisini, tesla bobinlerini, floresanı, kablosuz elektirik iletimini ve daha bir çok şeyi keşfetmiştir. Bu ufak kitapta Tesla'nın kendi makaleleri bulunmakta. Yaptığı buluşlar hakkında yazdığı, heyecanlı yazıları ve fikirleri var. Makalelerde görüleceği üzere yaptığı buluşlar hakkında bilgiler vermekte ve açıklamalar yapmakta. Kendisini tanımak için ufak bir giriş niteliğinde olabileceğini düşünüyorum bu kitabın. Merak edenler bu bilim insanını mutlaka araştırsınlar. Tesla'nın geliştirdiği teknolojiler günümüzde bile bize sunulmakta. Mesela bunlardan bir tane yeni bir teknoloji olan kablosuz telefon şarj istasyonları. Merak edenlere tavsiye edeceğim bir kitap.

13 Eylül 2016 Salı

Zamanın Kısa Tarihi



Stephen Hawking orta okuldan beri bildiğim evren hakkında anlattıklarını takip ettiğim bir bilim insanıydı. Orta okulda bir kitabını okuma denemem ne yazık ki kitabın pahalı olması üzerin engellenmişti. O zamandan bu zamana Stephen Hawking'in bir kitabını okumak için  pek niyetlenmedim. Blog açtığımdan bu yana bilim kitapları okuma yüzden artmaya başladı. Yine de Stephen Howking kitaplarını okumayı pek istemiyordum. Çünkü çok uzun süre önce yazılmışlardı ve bilim insanı bu kitaplardaki bazı fikirlerinden vazgeçtiğini çeşitli kanallardan öğrenmiştim. Bundan dolayı düzenli bir okuma ile öğrenilebilecek bilgileri tek tek okuma ile öğrenemeyeceğim için okumayı düşünmedim. Kitabın daha sonra yeniden gözden geçirilmiş baskısını görünce ve DR kampanyasında rast gelince aldım. Tabi üzerinde kırmızı etken olmayanlarından bulup aldım yoksa almazdım :)

Kitap insanoğlunun bilinçli şekilde dünyamızın uzay içindeki yerine, güneş sistemini tanıma üzerine başlıyor. Tabi bu arayışı her batılı olduğu gibi Stephen Hawking'de Yunanlılara bağlamakla başlıyor. Yunan düşünürlerin güneş sistemi görüşünden Galilenin dünya görüşüne ve modern bilime doğru bir yol çizerek bize anlatmakta bilim tarihi içinde insanoğlunun kozmolojiyi anlama çabasını. Kitap yeniden gözden geçirme olduğu için en hoşuma giden şeylerden biri de yazarın kendi yaptığı hatalara değinmesi. Kendinin herkesi ikna etmek için çabaladığı bir görüşe daha sonra kendisinin fikir değiştirmesini açık yüreklilikle ifade ediyor. Zaten bilimde böyle bir şey deneyler, gözlemler ve kanıtlar ne gösteriyorsa ona inanacaksınız.

Güneş sistemimizi keşfettikten sonra geliyor daha küçük cisimlerin gösterdikleri davranışlara. Bilim insanları Newton'un bulduğu çekim yasası ile 19.yy sonu kadar geldiler. Fakat bir kişi işin farklı olduğunu bize gösterdi. Bu farklılık Newton mekaniği ile bazı cisimlerin davranışlarının ölçülememesi üzerine ortaya çıktı. Işık üzerine yapılan tartışmalar bize fizik alanında en önemli devrimlerden bir tanesi olan Kuantum mekaniğinin keşfine getirdi. Kuantum mekaniği keşfedildikçe çok küçük boyutlardaki cisimlerin çok farklı şekilde hareket ettikleri keşfedildi. Bu gezegen boyutunda ki büyük kütleli cisimlerde belli olmada atom ve atom altı parçacıklara inildikçe farklı davranışlar gözlemlendi. Buda fizik konusunda bir devrim oldu. Enstain'ın genel görerilik üzerine yaptığı çalışmalar. Artık farklı bir çağa adım attırdı. 

Bu kitapta da belirttiğim gibi aslında bizim galaksimizi keşfetmemiz, hatta galaksileri keşfetmemiz çok yeni bir bilgi. Gökbilimine olan ilgi artıkça, bunun kuantum fiziği ile desteklenmesi ile önümüzde bir çok bilinmezlik ortaya çıkmış ve aşılmış. Kitapta bunlar çok güzel şekilde bilim tarihi niteliğinde anlatılmakta. Yazar evreni, galaksileri, güneşleri anlatırken kuantum mekaniğini de anlatmaktan vazgeçmiyor. Her anlatacağı konu içinde daha önce açıklamadığı bir şey var muhakkak açıklıyor ve örneklendiriyor. Bu bakımdan çok hoş. Bazı yerlerde beni zorladı ama nedenini anlamak derin bilgi gerektirebilirken, bilgiyi bilmek daha önemli. Mesela kara deliklerin ışıma yaptığı üzerine çalışması baya bir karmaşık. Yazar nedenlerini detaylı şekilde anlatmış. Ama bizim burada kara deliklerin ışıma yaptığını bilmemiz yeterli geldi bana. Kitap bilimsel olarak bazı yerlerde derin bilgiye girse de çok hoş yazılmış. Zevk ile okudum merak edenlere de tavsiye ederim.


6 Temmuz 2016 Çarşamba

Matematik Sanatı




Matematik herkes için belli bir şey ifade eder öğrenim hayatı boyunca. Bazıları kişiler ortaöğretim de zorunlu olduğu için gördüğü ama ileride işe yaramayacağını düşündüğü bir ders olarak bakmıştır. Bazıları da ondan zevk almış yada fen derslerinde kullanabildiği bir araç olarak görerek öğrenme ihtiyacı hissetmiştir. Matematik bizim ülkemizde de genel eğitimde öğrenciler için sorunlu ders olarak görülmekte. İnsanlara matematiği anlatırken onun sayılar ile uğraşılan çok önemli bir ders olduğunun yanında ne işe yaradığınında öğretilse acaba bu aşılabilir mi? Benim de matematik ile iyi zamanlarım ve kötü zamanlarım oldu. Üniversitede bizim bölümde Fizik ve Matematiği geçen kişi için bölümü bitirmiş gözü ile bakılırdı. Bende hepsini son senemde verdim :) Lise yıllarında ise matematikte öğrendiklerimizin ne işe yaradığını çok sorguladım. Ama kimse cevap vermedi doğal olarak. Oysa ki mantık dersinin bilgisayarın temeli olduğunu, koordinat sisteminin uzay cisimlerinin yerini tespit etmekte, i sayısının denizaltıların yapımda yaradığını söylense elbette ilgim artacaktı. Ama bunlar bize öğretilmek yerine kuru bir matematik öğretmek daha kolaydı.

Matematik tüm bilimlerin temelidir. Fen bilimlerini göz önüne alacak olursak piramidin en üstündeki kısmını matematik oluşturur. Bir kişi fizik öğrenmek istiyorsak ilk matematik öğrenmelidir. Kimya öğrenmek istiyorsa matematik sonra fizik öğrendikten sonra kimya öğrenmelidir. Biyoloji öğrenmek istiyorsa matematik, fizik, kimya öğrendikten sonra biyoloji öğrenir. Bu piramitte sizin öğrenmemiz gerek temel eksik olunca aldığınız eğitimde eksik olacaktır elbette. Fen bilimlerine yazarda sürekli laf vuruyor kitabında. Demek ki sadece bizim üniversitelerde fen bilimleri böyle değil. Fen bilimciler kendilerine yeteri kadar matematik öğrenirler. Özellikle kimyacılar. Fizikçiler işleri matematikle iç içe olduğu için genelde daha fazla matematikle haşır neşir olurken kimyacılar o kadar ihtiyaç duymazlar. Duyduklarında hesap makinesi ile işi halletme yoluna giderler. Aslında her alanında uygulamalı matematiği bilim olarak kullanmaktayız. Sadece nereden geldiği üzerine çok kafa yormuyoruz.

Yazar kitabın matematik dışındaki insanlara analtmak için olduğunu söylese de matematik anlatmaya baya girişmiş. Bunun yanında size matematiğin nasıl oluştuğunu neden doğal sayılar, irrasyonel sayılar, kesirli ifadelerin var olduğunu çok güzel anlatıyor. Benimde şuana kadar hiç düşünmediğim bir şeyi yazar çok güzel göstermiş. Neden iki negatif sayının çarpımı pozitif olur? Bu gibi bize sadece öğretilip geçilen ama mantığını bir türlü anlatılmadığı konular hakkında bir çok bilgi sunuyor size. Matematiğin önemini ve bize öğretilen basit işlemlerin aslında neden öyle olduklarını anlatan güzel bir kitap. Merak edenlere okumalarını tavsiye ederim.

13 Mayıs 2016 Cuma

Mikrobun Keşfi



Kitabı daha önce D&R'da görmüş ve almak istemiştim. Sonra geldiğimde kitabın bulunmaması sebebiyle bende fuarda aldım kitabı. Bu sene artık tüm Tübitak kitaplarını okumaya karar verdim. Bundan dolayı daha bol bilimsel kitaplar göreceksiniz blogda. Bunun yanında tabi diğer yayın evlerinin kitaplarıda olacak.

Mikroklar günümüzde artık bilinsede 18. yy'da Avrupada bilinmeyen organizmalardan. Bir çok hastalığa neden olmaları ve bunlara karşı ne işlemler uygulanacağı artık biliyoruz. O dönemde Avrupa'lı doktorlar hastalıkların başka sebeplerde aramaktalar. Bunlar hava şartları, sitres, vicut sıvıları gibi etkenler olabiliyor. Her bireye göre farklı şekilde yorumlanan hastalık nedenleri kendilerine göre yöntemler ile tedavi edilmeye çalışılıyor. Bu yöntemler aslında o kadar geri ki ne kadar karanlıkta olduklarının göstergesi. Kitap birde Avrupa üzerine durmuş hastalıkların ve miktrobun keşif aşamasını. Halbuki doğuda bazı hastalıklar bu kadar şiddetli görülmüyor. Aşılama yöntemleri ve temizlik işlemleri ile önleniyordu. Bu bakımdan aynı dönem içinde daha üstündü. Mikroskobun keşfi ile artık daha küçük boyutlarda ki nesnelerin incelenmesi, daha yakından cisimlere bakılabilmesi mikrobun keşfinde ufak bir başlangıç adımı sağladı. Bundan sonra hızlı bir şekilde ivmelenen araştırmalar, deneyler, teoriler bir birini izledi. Daha mikrobu keşfetmeden bazı hastalıkların nedenleri ve onlara karşı önlemler bulunmaya başlandı. Daha sonra mikropların keşfi, onların bilimsel şekilde incelenme yöntemlerinin bulunması gibi bir çok aşamadan ve denemeden geçerek Avrupayı kırıp geçiren, ölüm olanları yüksek olan bir çok bakteriyel hastalığın tedavisi bulundu. 

Mikrobun keşfi kitabı evren gibi ilginç bir konu değil. Ama bilimin nasıl ilerlediğini görmeniz adına çok güzel bir eser. Her gelen bilim adamının bir tuğla koyarak ortaya çıkardığı bina en sonunda mikrobiyoloji biliminin temelini atmıştır. Bunun içinde bilimsel rekabet, sonu gelmeyen deneyler, sorunlara yaklaşımlar, yeni deney düzeklerinin kullanımı gibi bilimsel açıdan bir çok yenilik görüyorsunuz. Bilim insanlarının ortaya çıkan sorunlar karşısında nasıl davradıklarını görmek içinde güzel bir eser. Bu kadar ufak ve bize göre basit canlıların insan gibi karmaşık bir biyolojik varlığı hasta etmesi başka ilginç bir konu. Hastalıkların, aşının, pastorize etmenin ve yeni metotların nasıl geliştiğini görüyorsunuz. Konusu bakımından çok özel ve ilginç olan bu ufak eser merak edenlere tavsiye ediyorum. 

12 Mart 2016 Cumartesi

Genç Bilimadamına Mektuplar




İlk üniversiteyi kazandığımda yanımda bir tane kitap götürmüştüm. Tübitak yayınlarından çıkan genç bilim adamına öğütler adında bir kitaptı. O zamandan bu yana hep bilim insanı olmak istedim ama benim gibi bir insanın Türkiye şartlarında buraya ulaşması kolay olmuyor.

Bilim aslında dünya çapında çok önemli bir şey. Ülkemizde önem verilmese de herkesin bildiği gibi teknolojiden, tarihe, insanoğlunun tarihinden, güneş sistemine oradan evrene uzanan çok geniş bir alanı kapsar. Bunların hepsinin keşfedilmesi, bunlar hakkında yeni bilgilerin ortaya çıkması, yeni teknolojilerin üretilmesi hepsi bilim sayesinde olur. Bir toplumun bilimsel düşünebilme yetisi onları çok ileri götürür. Ne yazık ki ülkemizde eğitimli insanlardan tutunda, akademilere kadar bilimsel düşünme yeteneği genel olarak yok. Bu düşünme yeteneğinin olmaması büyük sorunlara neden oluyor. Bir konuyu ele alırken düşüce işleyişimiz düzgün ve sistemi olmuyor. Gerçeklere inanılacak yerde sözlere ve hurafelere inanmak artıyor. Yurtdışında insanlar bilim yapmak için akademiye girerken bizde daha çok kolay para kazanmak için girmeye çalışıyorlar. Bu konuda ülkemizde dert çok ve giderek geriye doğru yol alıyoruz.

Kitaba gelirsek; yazarın Biyoloji Profesörü olmasından dolayı tecrübelerini bu yönde bize aktarıyor. Kendi alanının karıncalar olması ayrıca karıncalar hakkında bir çok bilgi öğreniyorsunuz. Bilim dünyasında yol alırken nelerle karşılaşılacağını anlatarak bize bir yol harita çizmeye çalışmış. Kendi yaşadığı ülkeye göre bazı şeyleri değerlendirse de genel olarak dünyanın her yerinde bilim insanı olma yolunda karşılaşılacak şeyler. Türkiye deki şartları da ben içinde bulunduğum durumdan tecrübe edindiğim fikirlerimi söyleyeceğim. 

Bir bilim konusunda alıntı yaptık mı hep Albert Einstein aklıma gelir. Orta okuldan bu yana en sevdiğim bilim insanları arasında yer alıyor. Neyse, bir gün bir kadın Einstein'nın yanına gelir ve der ki "çocuğumu ileride iyi bir insan olmasını ve bilim ile ilgilenmesini istiyorum, hangi kitapları okumasını tavsiye edersiniz." Einstein ne der dersiniz, "Peri hikayeleri okutun." Bunun bir sebebi vardır. Bizim ülkemizde buna önem verilmese de hayal gücü bilim için temel taşlardan bir tanesi. Yine Einstein hayal gücünün bilgiden daha önemli olduğunu söyler. Yazarda aynı noktaya değinerek hayal gücünün büyük önemine değiniyor. Bilim bir hayalden üretim işidir çünkü. Ortaya bir hipotez atacağınız sırada edindiğiniz bilgiler ile resmen ortaya bir fikir atarsınız. Ondan sonra bu iş doğrumu değil mi diye üzerine araştırma yaparsınız. Hayal gücü eksikliğinin sonuçlarını görmek isterseniz bizim üniversitede sözde akademisyenlere bakmanız yeterlidir. 

Matematik sorunu genel olarak sıkıntı çıkarmasa da yinede genel seviyede bilmek gerekiyor. Yüksek matematik öğrenemediğiniz mühendislik, fizik ve matematik bölümlerinde akademik ilerleme sıkıntı yaratabilir. Diğer bir sıkıntılı yol ise bizim ülkemizde yabancı dil problemidir. Bunun aşmak içinde önceden yabancı dili halletmek en iyisi. Sadece okuduğunu anlamak değil makale yazabilmek, yurt dışındaki meslektaşların ile irtibata geçmek, uluslar arasın toplantılarda konuşmak ve dinleyebilecek seviyede İngilizceye sahip olmak önemli. Bana göre bir bilimsel düşünme mantığını oturtmak ve bunun üzerine bilgi sahibi olmakta da bir hayal gücü kadar önemli bir husus. Bir soruna yada fikre bilimsel yaklaşamayan bunu geliştirememiş insanlar yeteri kadar yol alamazlar. Bilim dünyasında aslında iletişim ve birlikte çalışmak faydalı bir konu. Türkiye de ne yazık ki bu pek mümkün olmuyor. Yurt dışında önem verilen konulardan bir tanesi. Bilim adamı olma yolunda ilerlerken bir akıl hocanızın olması, o yollardan daha önce geçmiş, sizi fikirleri, deneyimleri ile destekleyecek bir akıl hocanızın olması önemli. Farklı bölümlerden, farklı anabilim dallarında ve farklı konularda çalışanlar ile sohbet etmek, arkadaşlık etmekte bilim kariyeri açısından size farklı ufuklar açabilecek bir etken. Hem çevrenizi genişlerken hemde ortak bir çalışma konusu bulma, ilginizi çeken bir konu ile ilgilenme imkanınız ortaya çıkabilir. Yabancı üniversitelerde yemekleri insanlar karma şekilde oturarak yerler. Bu sayede farklı bilim insanları ile sohbet etmek ve tanışmak için fırsat yaratmak isterler. Bunun yanında her hafta yapılan zorunlu katılımlı seminerler düzenlerler. Böylelikle hem insanlara yeni fikirler edinmelerini sağlamak hemde insanların yaptıkları çalışmaları diğer bilim insanlarına aktarması sağlamaktadır.

Yazar tecrübelerinden yararlanarak daha bir çok konuda tavsiyelerde bulunuyor kitapta. Bilim insanı olmak isteyenler, bilime meraklı olanlar için tavsiye edeceğim bir kitap. 

16 Aralık 2015 Çarşamba

Yıldızların Yaşamı ve Kara Delikler




Bizim yapımızın temeli yıldız tozudur

Evren içinde yıldızlar en merak uyandıran gök cisimlerinden bir tanesi. İnsanoğlu bilinçli hale geldiklerinden bu yana yıldızları izlemiş ve onlara anlam vermişler. Gecenin karanlığında gök yüzüne baktıklarında binlerce parlayan cismi görmek ve her gece onun altında yatmak onları büyülemiş. Yıldızlar eski çağdan bu yana insanların merakını celbeden cisimler olmuş. Bilimin ilerlemesi ile insanoğlunun bu merakı daha da artmış ve genişlemiş. Yıldızların nasıl oluştuğu, nasıl ışık saçtıkları ve ömürlerinin sonunda meydana gelenler halen bilim insanları tarafından merakla araştırılmaktadır. Termonükleer reaksiyonların, teleskop ve uzay teknolojilerinin gelişmesi ile yıldızlar  hakkında artık daha fazla şey bilmekteyiz.


Bir güneş enerjisini termonükleer reaksiyon ile sağlar. İçinde bulunan hidrojen atomlarının termonükleer olarak yanması sonucu helyum atomunu meydana getirirler. Enerjisi biten bir güneş genişleme evresine girerek büyür. Buna Kırmızı Dev diyorlar. Güneşin kütlesine göre ölme şekli var. Ben uzun zamandır merak ettiğim konu idi. Evrende farklı güneş çeşitleri var bunlar ne olduğu ile ilgili bu kitap beni aydınlattı. Bizim güneşimiz büyüklüğünde bir güneş, ölme evresine geldiğinde genişler genişler ve sonunda nova patlaması ile beyaz cüce dedikleri yoğun bir elektron güneşine dönüşürler. Sıcaklıkları halen çok yüksek olduğu için beyaz ışık saçmaya devam ederler. Sirius çiftli yıldızının gök bilimciler Sirius B yıldızının bir beyaz cüce olduğunu keşfetmişler.



(www.nasa.gov)
Bizim güneşimizden 5 kat daha büyük güneşler termonükleer yakma işlemini daha ileriye götürebilirler. Bu yıldız türleri ölmeye yakın zamanlarında yine Kırmızı SüperDev halini alırlar. Merkezlerindeki basınç o kadar büyük olur ki artık elektron ve proton birleşerek nötrona dönüşürler. En sonunda süpernova patlaması ile yok olurlar. Bu patlama nova patlaması gibi değil çok kuvvetlidir. MS 1000 dolaylarında böyle bir gözlem Çinliler tarafından yapılmış. Yıldız 1 yıl boyunca yoğun bir şekilde parlayıp yok olmuş. Nötron yıldızları, elektron yıldızlarından daha yoğun, küçük ve dönüş hızları daha hızlıdır. Bu yazıyı hazırlarken NASA'nın haberleri arasında Fermi uzay teleskopunun iki tane gama ışıması keşfettiğini açıkladığını okudum. Yıldızları ve evreni anlamak adına atılan büyük adımlar. Konu içinde geçtiği içinde paylaşmak istedim.


Evren o kadar büyük ki biz uzaklığı ışık yılı olarak veriyoruz. Bir ışık 1saniyede 300000 km yol almakta. Evrede yıldızların temelini atan bulutsu (nebula) denilen atomlardan oluşan yapılar var. Bunlar o kadar büyüktür ki bir ucundan diğer ucuna gitmek için bir kaç bin ışık yılı alıyor. Aynı şekilde gezegenler ve yıldızların büyüklükleri, galaksiler aklımızı zorlayacak kadar büyük olabiliyorlar. Evrende galaksilerin var olduğu bilgisi daha yüzyıl olmamış yeni bir bilgi. Daha önce sadece kendi güneş sistemimiz içinde var olduğumuzu düşünüyorduk. Sonra başka yıldızları, kendi galaksimizi ve sonra milyonlarca galaksi olduğunu evrende öğrendik. Resimde ki bulutsuların (nebula) ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.

Kara deliklerin keşfedilmesi ile birlikte ortaya bir çok teori ortaya atıldı. Ama halen tam olarak çözülmüş değil. Güneşimizin 50 katı büyük yıldızların çökmesi ile oluşuyor. Hacmi o kadar küçülüyor fakat yoğunluğu o kadar çok artıyor ki artık ışığın bile çekiminden kurtulamayacağı bir çekim etkisi meydana geliyor. Ben bir çeşit kara deliğin var olduğunu bilirken aslında birkaç çeşidinin olduğunu kitap anlatıyor. Kara delikleri okurken aklıma sürekli bu kara delikler neden var ve sonları ne oluyor diye geçirdim. Evren sonsuz olsa da etrafta binlerce kara deliğin olması ve sürekli evrende bulunan materyalleri kendine çekmesi evreni bir sona götüreceği düşünüyordum. Evren hiç bir şeyi nedensiz ortaya çıkarmaz. Kara deliklerin bir sonu olduğu ve evrene yeni parçacıklar saçtıklarını öğreniyoruz.

Kitap eski bir basım olmasına karşın her anlattığı başlık ile alakalı siyah beyaz bir resim koymuşlar. Bu bakımda çok hoşuma gitti. Bunun yanında galaksiler, kuarslar, evrenin yapısı, teoriler konusunda size bilgi veriyor. Anlatımı çok sade sanki bir yıldız belgeseli izliyormuşum gibi sırası ile size bilgileri sunmuş. Kitabın güncel bir baskısı yok. Baktım bu basımdan sonra bir kere daha basılmış ve ucuz şekilde sahaflarda bulunmakta. Benim aklımdaki soru işaretlerinin bir kısmını yanıtladı yıldızlar ile ilgili. Evreni ve yıldızları merak edenlere önerebileceğim bir kitap.

16 Kasım 2015 Pazartesi

Kozmik Bağlantı



"İnsanlar ve yıldızlar aynı maddelerden yapılmıştır"
Carl Sagan

Evren öyle bir yer ki oraya baktığımızda bizi büyüleyen, meraklandıran ve ne kadar küçük olduğumuzu anladığımız bir yer. Bu sonsuzluğun içinde milyarlarca galaksinin olduğunu (tahmin ettiğimiz) sonsuz bir evren de Samanyolu galaksisi adını verdiğimiz bir galakside evimiz bulunmakta. Milyonlarca güneşin bulunduğu galakside, güneş sistemi dediğimiz yıldız sisteminde yaşadığımız gezegen dünya 5 milyar yıl önce başladığı yörüngesel hareketlerine halen devam etmekte. Şuan bulunduğumuz noktadan giderek büyüyerek evrene baktığımızda kendimiz bir kumsaldaki kum tanesi kadar küçük bir gezegende yaşıyoruz. Muhteşem bir o kadarda yıkıcı olan bizi büyüleyen bir evrenin içinde.

Carl Sagan'ın okuduğum bu ikinci kitabı, birincisi Cennetin Ejderleri'ydi. Daha ilk okumaya başladığımda Carl Sagan'ın analitik mantığı çok hoşuma gitti. İnsanların öne sürdüğü hipotezlere karşı sunduğu karşı hipotezler mantıklı ve analitik yöntemlerle kendi fikirlerini anlatıyor. Yanıldığı zamanlar yada kitaplarında savunduğu düşünceler olmamış mı? Elbette olmuştur, kendisi de bu kitapta bir kaç kere yanıldığından bahsediyor. Bilim adamı demek zaten düşünmek, hipotez ortaya atmak ve onun doğruluğu üzerine deneyler ve gözlemler yapmaktır. Yanılma olmazsa bilimde doğruya ulaşılmaz. Gök Bilimine meraklı olanlar evreden bulunan cisimler ve orada gerçekleşen olaylar hakkında az çok bir şeyler bilirler. Kitapta evrende bulunan cisimlerle ilgili bize bilgiler vermekte. Carl Sagan kendi döneminde gerçekten önemli yerlerde çalışmış bir Gök Bilimci. İnsanlığın ilk en uzağa yolladığı uzay aracı projesinde, ay ve mars görevlerine gönderilen uzay araçları görevlerinde bulunmuş. Kitapta bunlar hakkında gerçekten açıklayıcı bilgiler var. Bir nevi bilim  tarihi niteliği taşıyor bazı başlıklar.

Pioneer 10 şuana kadar insanlığın ürettiği en uzağa gitmiş uzay aracı. Bu insansız uzay aracına bir plaket yerleştirdiler. Eğer gün gelirde bu uzay aracını uzayda başka akıllı canlılar bulursa bizden bir mesaj diye. Bunun hikayesinin ve plakaya işlenen şekillerin neden seçildiği konusunu uzunca anlatıyor.
Carl Sagan ve Pioneer 10'a konulan plaka


Bunun dışında mars kaşifleri hakkında bilgilerde veriyor. Ay görevlerinin bilimsel olmaktan çok politik olması da üzücü bir şey olarak öğreniyoruz. Diğer gezegenler yaşam, uzay yolculuğu, dünya dışı yaratıklar, uzaydaki cisimler hakkında bir çok konu mevcut. Astrolojinin neden mantıklı olmadığını ve ufoların neden dünyayı ziyaret etmedikleri hakkında güzel iki makale var. Kitaptaki başlıklar konu konu seçilmiş ve ayrı ayrıda okunabiliyor. Dili çok sade kolay anlaşılabilecek şekilde. Zaten kendisininde amacı normal insanlara bilimi sade şekilde anlatmak. Benim aldığımda kitabın baskısı yoktu. Şimdi yeniden basıldı kitap. Meraklı olanlara tavsiye ederim.
  



8 Temmuz 2015 Çarşamba

107 Kimya Öyküsü




Uzun sürede okuduğum yine kitaplardan bir tanesi. Yatakta başucumda yatmadan önce okuduğum güzel kimya hikayelerinden oluşan bir kitap. Bir kimyacı olarak birincisi çok beğendim kitabı. İkinci olarak bilmediğim çok şey öğrendim. Yazarların konuları anlatma tarzları ve tarihin içinden geçerek günümüze kadar gelmeleri çok güzel olmuş. 

Kitap hakkında konuşulacak olursak uzun uzadıya bir şey yazabileceğimi sanmıyorum. Denildiği gibi 107 kimya öyküsünden oluşan sizi kimyanın tarihine ve gizemine götürecek bir çalışma olmuş. İlk ana başlıkta bulunan Büyük Evin Sakinleri konusu; Periyodik Tabloda bulunan elementlerin macerasını bize anlatıyor. Bu bölümü okurken sık sık bu kitap Liseler ve Genel Kimya 1 dersinde okutulmalı diye düşündüm. Ben mesela elementlerin nasıl bulunduğunu ve ne işe yaradıklarını 1. sınıftayken çok merak edip araştırmıştım ama hocalar hepsi geçiştirmişti. Bu kitapta hepsi olmasa da bazı elementlerin nasıl bulundukları ve neden Periyodik Tabloda bulundukları yeri işgal ettiklerini çok güzel anlatmışlar. İnsanın aklından bu tür konuların çıkacağını sanmıyorum. İleride Akademide hoca olursam sınav sorularının bir tanesi bu kitaptan :)

Her bilim dalında olduğu gibi kimyada çok geniş bir bilim dalıdır. Bir kişinin bırakın Kimyanın tüm konularını bilmeyi Ana Bilim Dallarının alt başlıklarının tümünü bile bilmesine artık imkan yoktur. Kitapta bazı kimya dallarının tarih içersin de nasıl ortaya çıktığını da güzel bir hikayesel anlatımla bize sunmuşlar. 

Kitap içersin de bir çok ilginç konuya değinilmiş. Elementlerin bulunması, çeşitli birleşiklerin keşfi, çok az miktarda bulunan atomların tayin edilmesi, Elmas ve yine Elmas :), karbon birleşikleri neden farklı özellik gösterdiği, güneşin kimyası, uzaydaki gök cisimlerinin kimyasının ölçülmesi, radyoaktif maddelerin keşfi, yapay elementlerin nasıl oluşturulduğu aklım da kalanlar. Zira hepsini yazacak olursam içeriği buraya yazmış olacağım. 

Türkiye de yayınlanan bilim kitapları arasında Kimya genelde çok az yer tutuyor. Bu nedenle bu kitap önemli diye düşünüyorum. Sıkıcı ders notlarından ve hocaların sıkıcı anlatımından ziyada bu şekilde öğrenilmesi insanın aklında daha fazla şey kalacağını düşünüyorum. Meraklılarını da sevindirecektir. Kitap ne yazık ki artık basılmıyor. Tübitak için bilim ışığından ziyada  başka konular ile meşgul. Sahaflarda ucuza bulabileceğinizi düşünüyorum. Meraklısı ve bilimi sevenlerin hoşuna gideceğini düşündüğüm bir eser.

23 Mart 2015 Pazartesi

Galileo'nun Buyruğu




Kitap Tübitak tarafından çıkarılmış içinde bir çok bilimsel makalenin bulunduğu bir eser. Makaleler öyle çok ağır değil. Popüler bilim havasında çeşitli konularda makaleler içeriyor. Yazar makaleler üç ana başlıkta toplamış;

1)Bilimsel Hayal Gücü Sorgulanıyor

Burada toplanan makaleler gerçekten hepsi çok hoşuma gitti. Hele ki Asimov'un "Laboratuarda Ölüm" adlı makalesi tüm fen bilimleri okuyanlara okutulması gerektiğini düşünüyorum. Genelde bir konu bilimde kabul gördümü onun üzerinde pek durulmaz.  Bu makalede kimya alanında genel bir konunun yıllarca üzerine düşünmeden, kabul edilmiş bir fikrin daha sonraki araştırmalar sonunda nasıl yanlış olduğunu gösteriyor. Burada ki makaleler bana Fen fakültelerinde kesinlikle bilim felsefesi ve tarihi okutulması gerektiğini düşündürdü. Tabi bizde o da düşünmek yerine ezber olurdu o da ayrı.

2)Bilimsel Hayal Gücü İş Başında

Burada toplanan makaleler gerçekten bilimsel yönleri ile ortaya çıkıyor. Bilim insanlarının bulduğu yada popüler bilim yazarlarının yazdığı makaleler içeriyor. Ama daha baskın olarak bilimsel makaleler var. Psikoloji ve eski bir kaç makale beni sıksa da diğer makaleler çok ilginç olanları mevcut. Yalnız dikkat mi çeken husus Batı Bilimi ne kadar biz bilimi takip ediyoruz deseler de bazı konularda körlüğe devam ediliyor. Carl Sagan beni şaşırtmaya devam ediyor. Burada bulunan bir makalesi ile gerçekten bakış açısına hayran oldum tekrar. 

3)Bilimsel Hayal Gücünde Üslup

Buradaki makaleler genel olarak popüler tarzda anlatılan makaleler. Fakat anlattıkları konuları çok güzel ve bilgilendirici şekilde anlatmış. Huxley'in "Hayvanlarda Kur Yapma" makalesinde ki evrim üzerine eleştiriler, şüpheci ve araştırıcı bakış açısı bilimde şüphe duymadan kabullerin olmayacağını gösteriyor. Preston'un "Karanlık Zaman"  uzayda ki cisimlerin nasıl hareket ettiğini, Levi'nin "Karbon" Karbon atomunun önemi ve nasıl bir hayat içinde döngüde yer alıyor bize anlatıyor. 

Kitapta bir çok konuda makaleler bulunmakta bu bakımdan çok ilgi çekici. Gök Bilimi, Biyoloji (Canlı Bilimi), Kimya, Yer Bilimi, Fizik, Psikoloji üzerine makaleler bulunmakta.

Neden kitabı bu kadar uzun okudum? Kitaba ilk başladığımda normal bir kitap okuma hızında devam ediyordum. İlk bölümü bitirince fark ettim ki konular üzerine de fazla düşünmemişim ve unutmuşum bazı şeyleri. Sonra tekrar başa sardım. Her gün bir makale okumaya başladım. Böylelikle makaleyi okuyorum ve üzerine düşünüyordum. Sabah kalktığımda genelde çıkmadan önce yarım saatlik zamanım oluyordu. O vakitlerde okudum ve bu şekilde okumanın daha faydalı olduğunu fark ettim. 

Bilime meraklı iseniz bu çeşitli bilim dallarında ki makaleler hoşunuza gideceğini düşünüyorum. Bunun yanında bir çok konuda da bilgi sahibi olacaksınız.

12 Eylül 2014 Cuma

Türklerin Bilime Katkıları






Bilim ve teknoloji tarihte hangi devlet önem vermiş ise o devletin yükseldiğini, güçlendiğini ve çevresindeki topraklara hakim olduğunu görüyoruz. Türkler tarih sahnesine çıktığında savaş teknolojisini geliştirmiş ve çevresindeki diğer kavimlere üstünlük elde etmiştir. Tekniğin ilk savaşta ortamında gelişmesi, sonrada normal hayata geçmesi görülmüştür. 

Bu kitapta ilk Türk kavimlerinin geliştirdiği teknolojiler anlatılmıyor. Bende biraz bu konuyu anlatarak o zamandaki bazı teknik gelişmeleri bahsetmek istiyorum. Atın ilk evcilleştirilmesi Anav kültürüne dayanır. (Anav kültürü Türkistan topraklarında bulunmasına rağmen daha Türkler bağlantısı üzerinde araştırmalar devam etmekte )  Atlıların hareketli olarak savaşta süvari olarak kullanılması ise etkin şekilde Türklerde görülür. Türkler bu üstünlüğü farkına vararak at üstündeki etkinliklerini artırmak için üzengi ve eyeri geliştirmişlerdir. Bunun yanında kendilerininde at üzerinde rahat olmaları içinde çizme ve pantolonu bulmuşlardır. Zamanlarında metalleri işleyerek çevre kavimlerden üstün metal alaşımı savaş silahları yapmışlardır. Ama Türklerin geliştirmiş olduğu kompozit yay kendilerine Osmanlı zamanında Yavuz Sultan Selim Han devrine kadar büyük üstünlük sağlamıştır. Türkler yay ve oku o kadar benimsemişlerdir ki artık güç ve hakimiyet simgesi olarak çok eski zamanlarda anılmaya başlanmış, devlet arması, destanlarda simge, atasözleri, davetiye gibi hayatın çok çeşitli yerlerine de girmiştir. At üzerinde ok kullanan ve bunu hareketli halde yapan tek kavimdir. Bu bütün o zamanın savaş teknolojisi gelişmeleri Türklere büyük üstünlük sağlamıştır.  

Burada şunu düşünmek gerekir şimdiki bizim bildiğimiz bilim ile o zamanki bilim ve teknik biraz farklıdır. Daha bilim metodolojisi ortada yoktur o zamanlar. Onun için şuan ki düşündüğümüz şekilde bir bilim değil daha çok tekniğe dayalı bir gelişmeler olmaktadır.

Uygurlara geldiğinde bu gelişmeler katlanarak devam ediyor. Uygurlarda artık maden işleme, tekerlekli araç kullanma üst seviyelere çıkıyor. Tekerlekli aracı genelde Türkler yazlık ve kışlıklara giderken yurtları ve eşyaları taşımak için kullanırlar. Uygurlar bunu savaşta kullanıyor. Burada bu tekerlekli aracın nasıl bir şey olduğu anlatılmamış onun için ilk Türkler buldu diyemeyeceğim. Çünkü Hititler, Mısırlılar o dönemde 2 tekerlekli atların çektiği savaş arabaları kullanıyorlar. Burada keşfedilen en büyük icat Çinlilerden önce hareketli harf sistemli matbaayı bulmaları olmuş.

Karahanlı devletinden itibaren mimari alanda gelişmeler başlıyor Türklerde. Bu dönemlerde çok büyük bilim şehirleri yükseliyor. Semerkant, Buhara, Merv gibi buralarda artık bilime kafa yoran insanlar ile birlikte çok büyük bilim insanları yetişiyor. İşte bizde bu bağlantıyı kuramadığımız için bazı bilim dallarının Avrupa da ortaya çıktığını sanıyoruz. Bunlardan bir tanesi İbn Sina dönemin en iyi tıp bilimine hakim ve yazdığı kitaplar Avrupaya giderek orada tıp biliminin öncülüğünü yapmış. Kitapta Abdülhamid ibn Türk, Harezmi, Cabir ibn Hayyan, Fergani, Farabi, Biruni, Cildeki, Gıyaseddin Kaşi, Kadızade Rumi, Uluğ Bey ve Ali Kuşçudan bahsediyor. Bu kişilerin yaptıkları matematik, astronomi, tıp gibi bilimlerdeki düşünceleri ve araştırmaları zamanın Avrupasından çok öndedir. 

Osmanlıya geçtiğimizde ufak olarak basedecek olursak. Ne zaman bilim ve tekniğe önem vermiş o vakit gelişmeler ve yükselmeler gözlenmiş. Fatih Sultan Mehmet zamanının en ileri toplarını yapmıştır. Havan topunu icat edip surların arkasına top atabilen topu geliştirmiştir. Yavuz döneminde daha Avrupa kullanımından 300 yıl önce yivli top kullanması buna örnektir. Tabi Osmanlı döneminde bilimsel olarak acı hatıralarımızda vardır. Takuyittinin gözlem evinin topa tutulması ve ilk uçan insanın idam edilmesi bunlara örnektir. Bunlarda dini her dönemde olduğu gibi yobazların kendi kıt beyinleriyle yorumlamaları yüzünden olmuştur.

Kitap ufak olsa da ben uzun bir yazı yazdım. Fakat Türklerde bilim ve teknik yoktur diyen insanlara inat bu tür kitapların daha ayrıntılı ve bilimsel tarih çerçevesinde incelenmesi gerekir. Bir İbni Sina'nın eserleri neyi etkilemiştir, nereden etkilenmiştir, diğer milletlere tesiri nedir ? gibi sorular sorulmalı ve araştırılmalıdır. Bu konuların bizler tarafından incelenmesi gerekir. Ben tabi burada fenni bilimden bahsettim. Bunun yanında sosyal bilimlerde de gelişmiş bir çok yönü vardır Türklerin. Bunların en önemlilerinden bir tanesi devlet düzeni ve kanunlarıdır. 

Kitap ufak ve ince bir kitap ön bilgi olması açısında okunabilir. Son olarak kitabın ismi "Türklerde Bilimsel Gelişmeler" olabilirmiş. Dediğim gibi bizim bu konuda daha fazla araştırmamız ve bilim insanlarımızın daha fazla bu konular üzerinde araştırma yapmaları gerekiyor.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...