Ötüken Neşriyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ötüken Neşriyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mayıs 2021 Pazar

İslamiyet Öncesi Türk Destanları

 



Daha önce mitoloji ve destanlar konusunda kitapları okumuş size de burada aktarmıştım. Bu kitabı alalı aslında uzun zaman olsa da şimdi okuma fırsatım oldu. En son yapılan kitap fuarından temin etmiştim. Normalde bir kitabı alacağım zaman araştırım o şekilde okuma listeme eklerim. Fakat birde fuar, kitapçı ve sahaflarda karşıma çıkıp  da aldığım kitaplar var. Bu eserde fuardaki listede olmayıp o an karşıma çıkması ile aldığım kitaplardan birisi. Okuyacağım kitapları araştırarak almış olsam da bazen olta atmakta gerekiyor. Karşımıza güzel bir eser çıkmasına neden olabiliyor bu olta atmak. Kötü kitap çıktığında da hemen bırakıp sonrakine geçmek en iyisi. 

Bu kitabın aslında Türk Destanlarına Giriş gibi destanları anlatan bir eser olarak düşünmüştüm. Fakat üniversitede öğrencilere daha kolaylık olması adına hazırlanan bir eser olduğunu öğrendim. Kitabın okumaya başlayınca ders kitabı formatında olmadığını anladım. Eser iki bölümden oluşmakta. Birinci kısım edebiyat ve tarihçilerin makalelerinden oluşmakta. Kitap bu şekilde olunca da destanların arkasında yatan olayları daha iyi anlıyorsunuz. Makaleler destanların yapısal özelliklerinden destan içindeki karakterin, olayların oluşlarına, neyin neden olduğuna kadar güzel makaleler ile anlatmakta. Bu bakımdan çok doyurucu buldum. İkinci kısım destanları anlatmakta. 

Bir milletin mitolojisi onların kainatı, doğayı, yaşamı nasıl anlamlandırdıklarını anlamak için önemli. Türk mitolojisini incelerken bu devirlerin belirli dönemlerden geçtiğini ve zamanla doğa üstü olayların daha gerçeğe yakın anlatılara dönüştüğünü aktarmıştım. Destan çağı artık kahramanların çağı denebilir. Destanlarda anlatılan motifler doğaüstünden normal hayatta karşılaşılan durumlara doğru evrilir. Artık kahramanların ve olayların anlatımı başlar. Fakat tamamı mitolojiden kopmaz. Eskiden mitolojik olarak anlatılan hikayeler artık daha gerçeğe yakındır. Türkler yüzyıllar geçse de bu destanları bulundukları coğrafyaya göre değiştirerek, yaşadıklarını üzerine ekleyerek Anadolu'ya kadar getirmişler. Mitoloji yada destan içindeki olaylar, karakterler ve yapılanlar farklı formalara girerek yaşamaya devam etmiş. Bu tür eserleri okudukça aslında gündelik hayatta yaptığınız, inandıklarınızın Orta Asya'da ki atalarınızdan geldiğini daha iyi anlıyorsunuz. 

Kitabın birinci kısmını oluşturan makaleler kısmı hoşuma gitti. Destanlar konusunda yazılmış makalelerin bir arada bulunması çok güzel. Yoksa bu makaleleri arayıp okumak normal bir okuyucu için zahmetli bir iş. Makalelerin içeriği de benim için çok doyurucu oldu. Daha önce destanları okuduğum için ikinci kısım üzerinde fazla durmadım. Destanlar konusunda bilgisini daha fazla genişletmek isteyenlere bu eseri öneririm.

3 Mayıs 2020 Pazar

Tarih, Kültür ve Kahramanlar



Nihal Atsız bir dönemin üzerinde büyük etkisi olan bir kişilik. Yazdığı romanlar bir dönem insanları etkileyip onların tarih sevmesini sağlamış. Benim ve birkaç arkadaşımın kendisini keşfetmemiz bu romanları sayesinde oldu. Romanları dışında önemli tarih eserlerinin yayınlamış ve kendi döneminde çıkardığı dergilerdeki makaleleri ile insanlara fikirleri ile yön vermiştir. İleride Türk Dünyasının önemli kişiliklerini tanıttığım kitapları gibi kendisininde tanıtan kitaplara bakabiliriz. Bu kitabı da kendisinin dergide yazdığı makalelerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş bir eser. Daha önce yayınlanan Makaleler I-II-III-IV eserlerinin yeniden toparlanıp, konuların bir bütün halinde sunulması ile hazırlanmış. Kitap üç ana başlıktan oluşmakta; Türk Tarihi Hakkında, Dil ve Kültür Meseleleri, Kahramanlar ve Büyük adamlar. 

Nihal Atsız fikir olarak Türkçü ve sert bir karaktere sahip bir insan. Türk tarihi ve kültürü konusunda çok büyük bilgiye sahip. Fuat Köprülünün asistanı iken çeşitli sebeplerden dolayı bu işten atıldı ve sonrasında bazı siyasi olaylar meydana gelerek ilmi çalışmalarından uzaklaştırıldı. Fakat kendisi bu çalışmalar uzaklaşmayıp araştırmalarına devam etti. Bu çalışmalarını kitaplarında ve çıkarmış olduğu dergilerde yayınladı. Kitap içindeki makalelerin bazılarında siyasi ve polemik tarzı yazıları bulunmakta. Bunlarda dergilerden alındığı için o günün şartlarına göre yazılmış makaleler. Siyasi fikirlerini de benimsemiyor olsanız da bu Türk Tarihi konusunda ki yazılarını görmezden gelmeyin derin.

Bunlardan bir tanesi Nihal Atsız'ın ortaya attığı Türk Tarihine bakıştır. Biz her zaman 16 tane devlet kurduk. Bir çok büyüklü küçüklü teşkilatlar oluşturduk demekle yetinsek de aslında kendisi Türk Tarihi içinde sadece iki tane büyük devletin var olduğunu söylemekte. Bunlardan bir tanesi Doğu Türk devleti diğeri Batı Türk Devleti olarak ayırıyor. Bunlar arasında geçişleri yabancı devletlerde olduğu gibi hanedan geçişi olarak sayılması gerektiğini söylüyor. Bu bakımdan okunması gereken makalelerden bir tanesi. Tarih Şuurunun ne demek olduğunu ve insanlara neden verilmesi gerektiğini, tarih içindeki geçmiş olayları, Osmanlı dönemi de ki yaptığımız savaşların sonuçları gibi tarihi makaleleri bulunmakta. Diğer konu başlığında dil meseleleri üzerinde durmuş. Bunlardan bir tanesi Türk dilinde aslında bulunan ama daha sonra kalkan harfler üzerine. Altın giysili adam ve o mezardan çıkan yazı hakkında da o dönemde bulunmasından dolayı yazısı bulunmakta. Kürşad'ı bazı makalelerinde fazla yükseltmiş. Romanında bende çok sevsem de bu karakteri Türk tarihinin en üst yerine koymak zor bence. Kültür dili konusunda ki makalesi de önemli. Bugün geniş coğrafyada farklı Türk lehçeleri konuşan Türkler vardır. Bunların ortak bir dilde buluşması için hangi lehçenin uygun olduğu üzerine tartışmada bulunmuş. Kendisinin de belirttiği benimde okuduğum İsmail Gaspıralın da aynı yolu izlediğini belirtmiş. Son bölümde Ziya Gökalp, Mehmet Akif, Rıza Nur, Zeli Velidi Togan, Prof. Caderoğlu Ahmet vb kişiler hakkında makaleleri bulunmakta. Kimin kim olduğunu ve nasıl bir hizmette bulunduğunu anlamak için güzel makaleler.

Türk tarihi ve kültürü üzerindeki makaleleri okumanızı tavsiye ederim. Bunun yanında Türk kültürüne hizmet etmiş insanları tanımak, katkılarını öğrenmek, kim olduklarını bilmek bizim tarih içinde bu zamana kadar ne safhalardan geçip geldiğimizi öğrenmek için elzem olduğunu düşünüyorum. 

30 Mart 2020 Pazartesi

Türk Kültüründe Kadın Şaman



Türk kültüründe kadın şaman konusunda elimizde ki kaynaktan başka eser yoktur. Yapılan akademik çalışmalarda genel olarak şamanlık kültürü incelemektedir. Kitap olarak sunulmuş daha önce burada da size aktarmış olduğum eserlerde kadın şaman konusu değinilmemiştir. Yazarın şamanizm ile ilgili diğer kitaplarını da bitirdikten sonra artık son olarak bu eseri kaldı konu hakkında. Diğer kitaplarda şamanlık ve eski Türk inançlarının şuan yaşadığımız kültüre ne kadar büyük etkisi olduğunu. Bu kültürün aslında fark etmesek de yaşamaya devam ettiğini çok kez tekrar ettim. Kadın şaman konusunda aslında fark etmediğimiz kültür ögeleri günümüzde de yaşamaya devam etmekte.


Türklerde şamanlık anlayışının ilk çıktığı zamanlar daha anaerkil bir döneme denk gelmektedir. Yazılı kaynaklarda geçen tarihte genellikle erkek şamanlardan bahsedilse de bunlardan önce ilk şamanlar kadınlar olmuştur. Bunlarla ilgili mitoloji ve anlatılar bulunmaktadır. Şamanlığın kadınlarda başlaması daha sonra sosyal yapının değişmesi ile erkeklere geçmiştir. Ama şamanlık görevi cinsiyete bağlı bir işlev yürütmemiştir. Hem erkeklerin hemde kadınların şaman olabilirler. Genel olarak erkek ve kadın şamanların işlevleri aynıdır. Fakat kadın şamanların bazı özellikleri erkeklerde bulunmaz. Şamanların en güçlüsünün kadın olduğu her zaman vurgulanır. Bundan dolayı erkek şamanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar. Hiç bir vakit kadın şamanlar kadar güce erişemezler. Buda anaerkil bir toplumdan geçişi gösteren unsurlardan bir tanesidir. Manyak denilen elbisenin erkek şamanlar tarafından kullanılması, saçların uzatılıp örülmesi kadın şamanlardan erkek şamanlara geçen unsurlardır. Kadın şamanlar genel olarak hastaları iyileştirmek, ölen insanların ruhunu öteki dünyaya taşımak, kısırlığı tedavi etmek, fal bakmak, evi kötü ruhlardan temizlemek, kurban sunmak, mevsim ritüellerini yapmak, sığırlara ve atlara zarar veren ruhları kovmak, yağmur yağdırmak, koruyucu amuletler yapmak gibi aslında erkek şamanların yaptığı her şeyi yapmaktadırlar. Bunların yanında şaman olma ritüelleri, eğitimi, toplum içindeki konumları şamanlık konusunda ki ile aynıdır. Bunda da aslında şamanlığın bir cinsiyete bağlı kurum olmadığı anlaşılıyor.

Kadın şamanların bir çok özelliği erkek şamanlara devretmesiyle etkisi azalmış gibi gözükebilir. Daha öncede bahsettiğimiz gibi şamanlık kendini islam kültürü içinde de devam ettirdiği için. Kadın şamanlık da kendini devam ettirmiştir. Bugün etrafımıza baktığımızda aslında bunun kültür içinde yaşadığını görebilirsiniz. Kadın şamanlık konusu çok özel bir konu, en eski kültür ögelerinden gelmekte. Bu konuyu merak edenlerin okumasını tavsiye ederim.

8 Mart 2020 Pazar

Ana Hatlarıyla Türk Şamanlığı



Artık şamaniz konusunun sonlarına doğru gelmekteyim. Öğrendiğim ana temel şey var ki buda halen Türklerin hangi coğrafyada olursa olsunlar, hangi inancı benimsemiş olsunlar eski kültürlerinden geleneklerini devam ettirdikleri oldu. Müslüman olan Türkler ise eski Gök Tanrı inancını ve şamanik gelenekleri islam kültürüne sokarak bunu sanki islamın bir parçası haline getirerek yaşatmaya devam ettirdiler. Bu konuyu inceledikçe şuan yaşadığımız bir çok olayın şamanik kültürün evrilmesi sonucu olduğu gördüm. 

Diğer bir husus ise diğer yazılarda belirttiğim gibi Türklerin eski dinlerinin şamanizm olduğu üzerine bir yanılgının yaygın olarak devam etmesi. Bu araştırmada da bu konunun bütünüyle yanlış olduğunu gördüm.

Bu kitapta ise diğer kitaplarda bahsedilen şaman kavramı, şamanik yolculuk, şaman olmak ve bunun aşamaları üzerine duruyor. Eski kültürde şaman olmak iki türlü meydana geliyor. Bunlardan bir tanesi ve en güçlüsü olan soydan gelen şamanlık görevi. Diğeri ise başka güçler tarafından kişinin şaman olarak seçilmesi. Burada şaman olarak seçilen kişi artık litaratüre bile şaman hastalığı olarak geçmiş farklı bir ruh haline bürünüyor. Bu seçilmeden ruhlar şamanın ruhunu belli bir kutsal yere götürerek orada kemiklerini etinden ayırıyorlar. Kemiklerin miktarı kişinin şaman olmasından önemli bir etken olarak görülüyor. Kemikleri sayan ve sonra tekrar dizen ruhlar, daha önce yüzmüş oldukları etleri çeşitli işlemden geçirdikten sonra tekrar şamanın bedenine yerleştiriyorlar. Burada artık şaman farklı yeteneklerle bürünmüş olarak tekrar doğuyor. Artık göğün 7 katına çıkabilir, yer altına inebilir, doğa ile konuşabilir, ruhlarla bağlantıya geçebilir, kimsenin duymadığını duyar ve kimsenin görmediğini görebilir. Bundan sonra şamanın bir çok olay meydana geliyor. Hocasından yani bir başka şamandan şamanlığı öğrendiği gibi bir ruhtan gizli öğretileri de öğreniyor. Bu bir olabildiği gibi birden fazlada olabiliyor. Dişi bir albastı olduğu gibi bir hayvanda olabiliyor. Daha önceki kitap tanıtımlarında da bahsettiğim şamanın üzerindeki ve davulunda ki simgelerin hepsinin bir anlamı vardır. Bunlar kendilerini korumaya yaradığı gibi, hayvan ruhunu simgeleyen eşyalarda olabilir. Bu eşyalar kişiye, boya ve coğrafyaya göre değişmektedir. Aynı şekilde şaman davulunda da geçerlidir.

Şamanlarda sık olarak gözüken aslında temelinde yatan bir hususta şamanların cinsiyet değişimi yada kadın gibi giyinmeleridir. Bu olaya araştırmacılar farklı yorumlar getirmeye çalışmışlar. Şamanlar hem gökte hemde yer altına gidebildikleri için buradaki ruhlara göre erkek yada kadın olmaları gerekmektedir. Ruhların cinsiyete göre yaklaşımlarının farklıdır. Diğer bir görüşte şamanlığın aslında anaerkil bir yapıda ortaya çıktığıdır.  ilk şamanların kadın olması ve kadın şamanların aslında en güçlü şamanlar olmalarından dolayı onlara benzeme düşüncesi yatmaktadır. Şamanlık zaman içersin de avcılığın erkeklere geçmesi, demir işlemeciliğinin erkekler tarafından yapılmaya başlanması ile demirin kutsiyet kazanmış, toplum içersin de erkek egemen düşünce armış, demirci şamanlar ve ardından erkek şamanlar ortaya çıkmıştır.  Şaman giysilerinde bulunan erkek ve kadın motiflerinin ilk düşünceye daha fazla ihtimal olduğunu düşündürmektedir. Bundan sonraki okuyacağım kitapta kadın şamanlar hakkında daha fazla bilgiye edineceğim. Onuda size aktaracağım.

Şamanlığın sonradan Türk kültürüne girdiği belirtisi olarak eski inanıştaki ögelerin şamanizm  içibde olmamasıdır. Gök Tanrı'ya adak sunmak, atalar kültü, iyeler, ikizler olgusu, şamanizm yoktur. Bunlardan dolayı şamanlık rahiplik rolü yerine zaman içinde icracı rolüne geçmiştir.

Kitabın birinci kısmında şamanları açıklarken ikinci kısmında şaman'ın tarihte ki yerinin nereden geldiğini irdelemektedir. Tarihte nereden çıktığı, isminin manası, kültür içindeki yerini anlatmaktadır. Geniş manada bilgi almak isteyenlere tavsiye edeceğim bir eser. Genel olarak Şamanizm üzerine yazılanlar bölgesel araştırmalar olmakta. Şamanzim aslında bölgeler arasında değişse de genel olarak okumak daha uygun olacağını düşünmekteyim. 

3 Ocak 2019 Perşembe

Müslümanlıktan Evvel Türk Dinleri Şamanizm




Bu çalışma yazar tarafından Atatürk’e zamanında hazırlanıp sunulmuş bir eser. Elde olan verileri inceleyerek, bir araya toplayarak ve öne sürülen bazı bilgileri tenkit ederek ortaya çıkmış. Biliyorsunuz Cumhuriyet kurulduğu ilk yıllarda Türk Tarihi çalışmalarına önem verilmiş. İslamdan önce ve sonraki Türklerin ananeleri ve tarihleri konusunda bir çok çalışmaya destek verildi. Eski Türk inancı da bunlardan bir tanesini oluşturmakta. Geçmişi anlamadan günümüzü anlamanın güç olduğu bilen Atatürk günümüz geleneklerinin nereden geldiğini merak edip, bu konularında araştırılmasını istedi.

Bunun sonucunda çeşitli çalışmalar yapılsa da devamlılığı gelmediği için belli bir aşamada da kaldı. Günümüzde de bu konular üzerinden fazla araştırma yapılmaması nedeniyle konu kısıtlı bir araştırma çerçevesinde kaldı. Bende bu kısıtlı alanda size şamanizm’in ne olduğunu anlatmaya çalışacağım.

Her şeyin bir temeli olduğu gibi inançlarında bir temeli bulunmakta. Kitap ilk olarak bu temeli anlatmakla başlamış. Yazarın burada görüşünü de ortaya koyarak bir şeyleri anlatmak daha yararlı olacaktır kanımca. Yazar Şamanizm’in kurumsal bir din olduğu görüşünü savunmakta. Türk milletinin ilk inançlarını ne olduğunu temel Şamanizm hangi şartlarda ortaya çıktığını anlatıyor. Animizm, Totemizm, Natürizm ve en sonda Şamanizmin devirler içinde nasıl oluştuğunu açıklamaya gayret göstermiş. Şamanizm ilk gelişmesinden sonraki devirlerde ne şekilde insanlar içinde bir inanç şeklinde yayıldığına değiniyor. Diğer kitaplarda olduğu gibi benzer unsurlara da değinmekte. Ne tür törenler düzenledikleri, Gök Tanrı, Yer-su, giyimleri, davulları, ateş kültü, yada taşı, sihir yetenekleri gibi şamanlığa ve eski Türk inançlarında bulunan gelenekleri ve inançları açıklamış. Bunların çoğunu mitoloji kısmında ve Gök Tengri inancı içinde size açıklamaya çalışmış ve kaynaklar vermiştim.

Türkler var oldukları zaman içinden günümüze kadar birçok dini benimsediler. Fakat bunlardan İslam hariç diğer hiçbir din kaidesine Gök Tanrı ve Şaman gelenekleri kadar bağlı kalmadılar. Hangi din içine girseler bu inançlarını onlara uydurarak yok olmasını engelleyip yaşamasını sağladılar. Türkler Müslüman olduktan sonra da eski inançlarını korumayı ve Müslümanlık içine yerleştirip yaşamayı sürdürdü. Öyle bir hale geldi ki halk fark etmeden yaşadıkları ananelerin eski inançlardan geldiği unutup direk onun İslam içinde mevcut olduğu inanarak yıllardır korudular.  Son devirlerde bunun en büyük örneklerden biriside Alevilerin yaşattıkları geleneklerdir. Kitapta Alevilik’in nasıl eski Türk inancından ve Şamanik gelenekten gelişerek islam ile birleşip meydana geldiğini anlatmakta. Yaşanan geleneklerin hangi eski kaidelerden günümüze kadar geldiğini örneklerle göstermekte. Alevilik günümüzde de devam eden inanç sisteminden bir tanesi ve ne yazık ki hem ülkemizde yaşan bir çok insan ve bu inanca sahip kişiler bunun temellerini bilmemekte. Bu bakımdan bu eser güzel bir örnek olmakta. Alevilik eski Türk inançlarının bir devamı olduğunu belirtmeliyiz. Günümüzde de sadece Türk toplulukları içinde olduğunu da söylemek lazım. Farklı toplulukların içinden bu tür bir söylem çıktığında ise şüpheyle bakılmalıdır benim kanaatime göre.

Şamanlığın dünyada çeşitli yerlerde görülmesini, ilk doğuş yerinin Orta olması nedeniyle yayıla evresinin buradan olduğu kanaatine varmış yazar. Orta Asya da meydana gelen dinlerin köklerinde şamanik unsurlar olduğunu da savunmakta. Zerdüşlük ve Hirstiyanlık ile karışarak bu dinlerde farklı mezhepler oluşturmuş. Aynı bizde Alevilikte olduğu gibi. Müslümanlık içinde insanın gündelik hayatındaki kültür aktivitelerinin içinde günce olarak yaşayan Şamanizm kendini Müslümanlık içine adapte ederek yaşamaya devam etmiş. Bunu daha önce söylemiştim.

Eski Türk inançlarını Müslümanlık içinde yaşadığını çeşitli kitaplarda örnekler göstererek anlatmıştım. Şamanzm konusuna da yeni girerek bu kitaplarda Şamanizm Türkler tarafından ne kadar benimsendiği, tam teşekkülü bir inanç mı yoksa yardımcı bir unsur mu olduğunu araştıracağım. Bu kitapta zamanında yapılan ilk araştırmalardan biri olması sebebiyle okunmanızı öneririm. 

11 Ocak 2016 Pazartesi

Türkmenin Soyağacı



Bu kitabı tesadüf eseri aldım, araştırmalarımda rastlamamıştım. Kitap aslında geniş bir araştırmanın ürünü. Bu bakımdan soy araştırması yapacak olanlar için bakılacak eserlerden bir tanesi olabilir. Ama Türkçe'ye çevrilmiş bu hali çok derinlemesine inmiyor. Kitabın aslı "Türkmen Etnonimlerinin Sözlüğü" adıyla yayınlanmış. Eserde 2300 Türkmen boy ve oymak adları açıklanmış. Türkiye de yayınlanan bu kitapta ana eser içinden seçilen 300 başlık seçilerek oluşturulmuş. 

Türk tarihinde Türkler belli büyük ana kollara ayrılırlar, Kıpçak, Oğuz ve Dış Oğuzlar. Bu büyük Türk grupları da kendi içlerinde boylara ve onlarda kendi içinde oymaklara ayrılır. Oğuz boylarının ve Dış Oğuzların nasıl meydana geldiğini Türk Mitolojisinden öğreniyoruz. Bu boylar zamanla bir çok yere dağılmış ve boyların alt kolları meydana gelmiş. Bunlarda kendileri bir isim almışlar. İşte bu oymakların, boyların ve genel adların nereden geldiği üzerine yapılmış bir araştırma.

Kitaptaki başlıklar altında genel tarihsel bilgi, yaşadıkları dönem ve çevre, incelenen ismin nereden geldiği üzerine dil bilim incelemesi bulunmakta. Bazı başlıklar geniş içerik sahibi olurken bazılarında çok fazla bilgi bulunmuyor. Eserin aslının ile karşılaştırmak için araştırma yapsam da bulamadım. Kitapta ne yazık ki bizim yayıncıların klasiği olan kaynak sorunu yinelenmiş. Başlıklar hakkında yapılan tarihi, dil bilimi açıklamaların nereden geldiğinin kaynağını bırakın, kitabın genel bir kaynakçası bile bulunmamakta. Bundan dolayı kitabı bilimsel olarak değerlendirmek yerine merakınızı gidermenin ilk adımı olarak okuyabilirsiniz. Eğer soy araştırması yapıyor ve hangi oymak, boydan geldiğinizi, ismini, tarihini merak ediyorsanız başlangıç olarak bakılabilir. Ama çok basit bir başlangıç olacağını söylemeliyim.

Türk soy araştırmalarında bir kişinin kendi soyunu uzun süre takip etmesi zor bir şey. Ben kendi soy araştırmamı yaptığım için oradan biraz tecrübe edindim.Çünkü bizde kayıt sistemi yok. Nerede doğmuş, ne zaman doğmuş, ne zaman ölmüş, baba, dede adı vs konular kayıtta geçmemiş. Bunlara Osmanlı Devlet sistemindeki kayıtların sadece lakaba göre gitmesi gibi zorluklarda ekleniyor. Bireysel değilde genel bir tarihe ulaşmanız daha kolay. Eğer oymak, aşiret ve boyunuzu öğrenirseniz. Onların nerelere yerleştiğini, nerelere göçtüğünü ve Anadolu'ya nereden geldiğini belirlenebilir.

Kitap ana eserin sekizde birine indirgenmiş neredeyse, bunun yanında kaynakların gösterilmemesi ve bir kaynakçanın bulunmaması sebebiyle fazla bir değeri kalmıyor. Bu konuları merak edenler başlangıç için bakabilirler. 

4 Ocak 2016 Pazartesi

Oğuz Destan Dünyası




Oğuz destanı Türk kültürü içinde büyük öneme sahip. Şimdiye kadar okuduğum kitaplarda Oğuz destanın mitolojik unsurlarını, destan unsurlarını ve tarih içinde unsurları çeşitli araştırmalar ile okumuş oldum. Türklerin MÖ IV-V yıllarında İskitler döneminde tarih sahnesine çıkmaya başlamaları, bazı araştırmalar daha ilerisine de götürmekte, ile şekillenmeye başladı. Türklerin İslam dinine girmesine kadar süreçte ve biraz sonrasına kadar yaptığı olaylar, savaşlar, hakanlar, seferler vs gibi tüm olayların birikmesiyle bir Türk Destanı ortaya çıkmış oldu. Bunun içinde mitolojik unsular ile Türk devlet geleneği, görenekleri, töresi, dini görüşleri, kozmolojisi içinde bulunmakta.

Kitap sistemli olarak işin içine girecek şekilde hazırlanmış. ilk önce Oğuznamelerin yazılı olan nüshaları üzerine bilgi aktarmakta. Daha sonra geniş olarak Oğuz Destanı üzerine yapılan çalışmaların özetini aktarıyor. Destanın yazılı olarak ortaya çıktığı ilk Uygur nüshasından sonra bir çok farklı nüsha yazılmış, bu yazılan nüshalar daha öncede bahsettiğim gibi kendi dönemini destan içine etkileri görülmüş. Benimde daha önce burada tanıttığım Reşideddin Oğuznamesi de farklı bir nüsha. Bu yıl içersin de kazan da bulunan bir oğuzname nüshası da incelenip yayınlandı. Tabi artık bundan sonraki oğuzname incelemeleri akademik nitelikte. Tüm nüshaların detaylı şekilde incelemesi de Türk Mitolojisi 1 kitabından bulunmakta.

Oğuz Kağan Destanının içinde geçen unsurları ilk kez Türk Mitolojisi 2 kitabında araştırılmıştı. Daha öncede bahsettiğim gibi Türk Mitolojisi içinde geçen her şeyin bir anlamı bulunmakta. Bundan dolayı orada anlatılanlar yıllar boyunca insanlara bir şeyler ifade etsin diye ortaya çıkmış. Yazarda destanda anlatılan ve orada gözüken her şeyi temellerine inerek bize açıklıyor. Bu bakımdan güzel bir eser ortaya çıkmış. Eser akademik olarak da kullanılabilecek seviyede, zaten dili biraz ağır ilerliyor. Çünkü her detaya değinilmiş, destanda niteliğinin özellikleri belirtilmiş ve ona benzer diğer destanlardaki unsurlar ile karşılaştırılmış.

Nihayetinde Oğuz Destanı, geleneği, devlet yapısını, inançları, kozmolojisi, kahramanlıklarımızı anlatan bir eser. Bizi biz yapan şeylerin birleşimi ve bugüne kadar rafine olarak ulaşmış hali. Oğuz Kağan gerçekliği bugünde tartışılıyor, yarında tartışılacak ama bizi öyle bir sisteme sokmuştur ki Oğuz Türkleri ve onları oluşturan Oğuz Boyları yıllardır bu yazılmamış sistem içersin de tarih içinde bulunmuşlar. Kurt, at, dağ, yırtıcı kuşlar (ongular) bizim için neler ifade ettiği ve manaları anlamak önemli. Kitap akademik olduğu için herkese tavsiye etmiyorum. Destanı bilmek isteyenler Türk Destanlarına Giriş'i okuyabilir. Destanın ne ifade ettiğini daha derinlemesine araştırmak isteyenler bu kitabı ve diğer size tanıttığım Türk Mitolojisi kitaplarını okuyabilirler. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...