Türk Kültürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk Kültürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mayıs 2020 Pazar

Tarih, Kültür ve Kahramanlar



Nihal Atsız bir dönemin üzerinde büyük etkisi olan bir kişilik. Yazdığı romanlar bir dönem insanları etkileyip onların tarih sevmesini sağlamış. Benim ve birkaç arkadaşımın kendisini keşfetmemiz bu romanları sayesinde oldu. Romanları dışında önemli tarih eserlerinin yayınlamış ve kendi döneminde çıkardığı dergilerdeki makaleleri ile insanlara fikirleri ile yön vermiştir. İleride Türk Dünyasının önemli kişiliklerini tanıttığım kitapları gibi kendisininde tanıtan kitaplara bakabiliriz. Bu kitabı da kendisinin dergide yazdığı makalelerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş bir eser. Daha önce yayınlanan Makaleler I-II-III-IV eserlerinin yeniden toparlanıp, konuların bir bütün halinde sunulması ile hazırlanmış. Kitap üç ana başlıktan oluşmakta; Türk Tarihi Hakkında, Dil ve Kültür Meseleleri, Kahramanlar ve Büyük adamlar. 

Nihal Atsız fikir olarak Türkçü ve sert bir karaktere sahip bir insan. Türk tarihi ve kültürü konusunda çok büyük bilgiye sahip. Fuat Köprülünün asistanı iken çeşitli sebeplerden dolayı bu işten atıldı ve sonrasında bazı siyasi olaylar meydana gelerek ilmi çalışmalarından uzaklaştırıldı. Fakat kendisi bu çalışmalar uzaklaşmayıp araştırmalarına devam etti. Bu çalışmalarını kitaplarında ve çıkarmış olduğu dergilerde yayınladı. Kitap içindeki makalelerin bazılarında siyasi ve polemik tarzı yazıları bulunmakta. Bunlarda dergilerden alındığı için o günün şartlarına göre yazılmış makaleler. Siyasi fikirlerini de benimsemiyor olsanız da bu Türk Tarihi konusunda ki yazılarını görmezden gelmeyin derin.

Bunlardan bir tanesi Nihal Atsız'ın ortaya attığı Türk Tarihine bakıştır. Biz her zaman 16 tane devlet kurduk. Bir çok büyüklü küçüklü teşkilatlar oluşturduk demekle yetinsek de aslında kendisi Türk Tarihi içinde sadece iki tane büyük devletin var olduğunu söylemekte. Bunlardan bir tanesi Doğu Türk devleti diğeri Batı Türk Devleti olarak ayırıyor. Bunlar arasında geçişleri yabancı devletlerde olduğu gibi hanedan geçişi olarak sayılması gerektiğini söylüyor. Bu bakımdan okunması gereken makalelerden bir tanesi. Tarih Şuurunun ne demek olduğunu ve insanlara neden verilmesi gerektiğini, tarih içindeki geçmiş olayları, Osmanlı dönemi de ki yaptığımız savaşların sonuçları gibi tarihi makaleleri bulunmakta. Diğer konu başlığında dil meseleleri üzerinde durmuş. Bunlardan bir tanesi Türk dilinde aslında bulunan ama daha sonra kalkan harfler üzerine. Altın giysili adam ve o mezardan çıkan yazı hakkında da o dönemde bulunmasından dolayı yazısı bulunmakta. Kürşad'ı bazı makalelerinde fazla yükseltmiş. Romanında bende çok sevsem de bu karakteri Türk tarihinin en üst yerine koymak zor bence. Kültür dili konusunda ki makalesi de önemli. Bugün geniş coğrafyada farklı Türk lehçeleri konuşan Türkler vardır. Bunların ortak bir dilde buluşması için hangi lehçenin uygun olduğu üzerine tartışmada bulunmuş. Kendisinin de belirttiği benimde okuduğum İsmail Gaspıralın da aynı yolu izlediğini belirtmiş. Son bölümde Ziya Gökalp, Mehmet Akif, Rıza Nur, Zeli Velidi Togan, Prof. Caderoğlu Ahmet vb kişiler hakkında makaleleri bulunmakta. Kimin kim olduğunu ve nasıl bir hizmette bulunduğunu anlamak için güzel makaleler.

Türk tarihi ve kültürü üzerindeki makaleleri okumanızı tavsiye ederim. Bunun yanında Türk kültürüne hizmet etmiş insanları tanımak, katkılarını öğrenmek, kim olduklarını bilmek bizim tarih içinde bu zamana kadar ne safhalardan geçip geldiğimizi öğrenmek için elzem olduğunu düşünüyorum. 

15 Aralık 2014 Pazartesi

On iki Hayvanlı Türk Takvimi





Tarihte her medeniyet gibi Türkler de zamanı kaydetmek için bir takvim kullanmışlardır. Bugün bu takvim kullanılmasa da bazı ananelerde halen etkisi devam etmektedir. Türklerin Kullandığı bu takvim on iki hayvanlı Türk takvimidir.

Türk tarihinde zamanda geriye gidildikçe yazılı kaynağın azalmasından dolayı on iki hayvanlı Türk takviminin Türklerde ilk ne zaman ortaya çıktığı tam tarihi bilinmiyor. Ama MS 48 yılında Çinlilerde görülmeye başlanmış. MÖ 1 yy'da ise Çinliler tarafından bilindiğine dair işaretler bulunmakta. Türkler dışında Çinliler, Tibetliler, Moğollar ve daha sonra Moğolların etkisi ile diğer Orta Asya topluluklarına yayılmıştır. 

Takvim 12 yıllık dönemlerde oluşmakta ve her yıla bir hayvanın ismi verilmekte. Sıçan ile başlayıp Domuz yılı ile 12 yıllık döngüyü tamamlar. 

1. Sıçgan - Sıçan
2. Ud - Sığır
3. Bars - Bars
4. Tavışgan - Tavşan
5. Lu - Ejder
6. Yılan - Yılan
7. Yond - At
8. Koy - Koyun
9. Biçim - Maymun
10. Taguk - Tavuk
11. İt - Köpek
12. Tonguz - Domuz

Türk takvimi dünyanın güneş çevresinde dönmesini esas almakta. Güneş yılı bu takvime göre 365 gün 5 saat 50 dakika 47 saniye olarak Uluğ Bey tarafından hesaplanmış daha sonraki tarihlerde. Bunun yanında Ay takvimini de kullandıkları fakat aradaki farktan dolayı yıla eklenti yaparak takvimi sabit tuttukları da görülmekte. Ama esas takvim Güneş yılına göre alınmakta. Yıl başı olarak Nevruz'u almaktadırlar. Türklerin Güneşin konumundan oluşan Burçlar konusunda bilgisi olduğu belirtilmiştir. 

Bir yılı 12 aya bölüyor günümüzdeki gibi. Birinçay (birinci ay), ikinçay (ikinci ay), üçünçay (üçüncü ay), dördünçay (dördüncü ay), beşinçay (beşinci ay), altınçay (altıncı ay), yedinçay (yedinci ay), sekizinçay (sekizinci ay), dokuzunçay (dokuzuncu ay), onunçay (onuncu ay), onbirinçay (on birinci ay), onikinçay (on ikinci ay) diye adlandırılmış.

Mevsimlerde dörde bölünmüştür. Oğlak ay (ilkbahar), Ulu Oğlak Ay (yaz), Uluğ Ay (sonbahar), Ay (kış) şeklinde adlandırmışlar.

Bir günü 12 kısma ayırmışlar ve her birine çağ denmiş. Her çağda sırası ile bir hayvan adını almakta. Bir çağ 2 saate karşılık gelmekte. Bir çağ sekiz Keh'ten oluşuyor. Buda 15 dakikaya karşılık geliyor. Daha altlara giden hesaplamaları da var. Fakat onlara değinmeyeceğim. Kitapta geniş şekilde değinilmiş.

Neden bu kadar geniş bilgi verdiğimi size açıklamak isterim. Zaman konusu ve bunun hesaplanması medeniyetler bakımından çok önemli bir gelişmişlik göstergesidir. Bundan dolayı 12 Hayvanlı Türk Takviminin o dönemde ne kadar günümüze yakın şekilde bir takvim oluşturduklarını göstermek istedim. 

Türkler neden Nevruz'u yıl başı aldığını kısa olarak değinecek olursak. Bu gün Türklerin Ergenekon dan çıktıkları gündür. Türklerin bu efsanesinde yok olmanın eşiğine gelip Ergenekon denen yere saklanıp burada tekrar  çoğalarak dışarı çıkmalarını anlatır. Her yıl bu günün anısına Türkler hususi bir merasim düzenlerler. Merasim ile bir demir parçasını ateşle kızdırırlar, Han bu demiri örs üzerinde çekiçle döver. Halk bu günü kutlu sayar ve çeşitli etkinlikler ile kutlarlar. Bunun bir şeklide kutsal mağaralara gidip ayin yapıp saygılarını sunmaktır. Ergenekon düşüncesi halen Türkler arasında yaşamaya devam etmektedir. Türkiye de etkisini çok görmeseniz de diğer Türk devletlerinde ve topluluklarında daha canlı şekilde kutlanmaktadır. Bizimde bu kültürü daha çok canlandırmamız gerekiyor.

Osman Turan'ın yazdığı bu kitap şuan için bu konudaki tek ve en gelişmiş kaynak. Kitabın içinde yıllara verilen isimlerden bir çok konu üzerinde akademik tartışmaları da öne çıkartarak incelemiş. Şuan ki zamana göre Türk Takviminin hesaplanmasının nasıl yapılacağını formülünü de sunmuş. Bunun yanında burada bahsetmediğimiz gelenekler, düşünceler gibi çeşitli Türk Kültüründe olan şeyleri de hoca değinmiş kitabında. Türk Kültürü ve Tarihini araştıranların okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...