6 Mart 2015 Cuma

Hitit Çağında Anadolu




Blogu açmadan çok önce Mezopotamya ve Anadolu tarihine başlamıştım. Bu kolda Sümerler, Asur, Akad, Elam, Hititleri bitirdim. Ara ara yeni bulduğum kitaplar ile bu eski devletlere tekrar dönüyorum. Eski medeniyetler tarih okuma kolunda Hititlerden sonra devam eden medeniyetleri okumaya ve incelemeye devam edeceğim. 

Hititliler Asya taraflarından geldiği biliniyor. Fakat nereden geldikleri ve hangi kavme ait oldukları bilinmemekte. Anadolu'ya geldiklerinde tabi burada bir çok kavim ile karşılaşıyorlar. Bunlar arsında Hititleri en çok etkileyenler Hatti ve Hurri uygarlıkları oluyor. Anadolu'ya ilk yerleştiklerinde  şehir devleti olarak başlayan hakimiyetleri giderek yaygınlaşarak büyük bir imparatorluğa dönüşüyor. 

Hititler kendilerine Nesice konuşan Nesililer diyorlar. O şehrin insanları manasına geliyor. Anadolu'ya geldiklerinde Hattilerden ve Hurrilerden o kadar çok etkileniyorlar ki geldikleri yerin adını olan Hitit ülkesi adını değiştirmeyip benimsiyorlar. Hititler; Hurri ve Hatti uygarlığından din ve kültür bakımından bir çok şey almıştır. Daha da ilerleyerek kendi isimlerini Hurrice yazmaya başlamışlar. Hurri ve Hatti tanrılarına ibadet etmiş ve bunu da Hurrice yapmışlardır. 

Anadolu'nun yazılı dili Hittilerle başlıyor. Bundan önceki kültürlerden sadece elimizde kral isimleri ve bir kaç kelime kalmış. Bunlarda sonradan Hititlerin benimsedikleri dini metinler oluşturmaktadır. Hitit dili ile akraba olan o dönemde 2 medeniyet daha vardır. Bu medeniyetler Luviler ve Palalar olarak geçer. Luviler yazılı dil olarak hem çivi yazısı hemde resim yazısı kullanmaktadır. Bundan dolayı bilim insanları Anadolu'ya ilk gelen kolun Luviler olduğunu düşünüyorlar. Luvi resim yazısı tüm Anadolu'ya yayılmış ve Hititler de bu yazıyı halka bir şey anlatmak istedikleri yazılarda kullanmışlar. En son Anadolu'ya gelen kol Palalar olduğu düşünülüyor.

Hititler MÖ 2000'lerde başlayarak hakimiyetleri şehir devletlerinden imparatorluğa kadar gelişmiştir. Burada ki toprakların her yerini yerleşim alanı olarak görmek yanlış o dönemde. Bu yerleşimleri şehir devletçikleri gibi düşünmek yada kaleler gibi düşünmek daha doğru. O şehirlerin kapsadığı alanlar imparatorluğun hakim olduğu alanı göstermektedir. MÖ 1200'li yıllarda zayıflayan yönetim Deniz Kavimleri denen batıdan gelen bir kavim tarafından yıkılmıştır. Bu Deniz Kavimleri her yeri yerle bir etmişlerdir o dönemde. Ellerinden çok az devlet kurtulabilmiştir. İleride bu konuya değineceğiz.

Hititlerin Türk olup olmadıkları ile alakalı Sedap Alp'in Hitit Güneşi kitabındaki bir makalesini okursanız hoca cevabı orada çok güzel veriyor. Burada bakılması gereken husus kültür devamlılığıdır. Hititlerin Türk olmadıkları artık bilinen bir husus fakat aldıkları, devam ettirdikleri ve bu zamana kadar gelen kültür unsurları vardır. 

Hititler konusu çok geniş bu makaleye sığacak türde değil. Kitapta bir çok tabletin çevirisi de verilmiş. Bunun yanında o dönemde ve sonrasın Anadolu da yaşamış Hatti, Hurri, Urartu, Hitit, Lide, Frig dilleri hakkında ve kendileri hakkında da başlık altında bilgiler verilmiş. Bu saydığım kavimleri de okudukça daha geniş şekilde yazacağım.

Kitap Tübitak'ın zamanında yayınladığı çok güzel bir eser. Artık bu şekilde eser Tübitak yayınlarından çıkmaz. Baskı kalitesi, ciltli ve kuşe kağıda çok güzel şekilde insanlara ucuz bir şekilde sunulmuş. Tabi bu kitap ile Hititleri ve onların yaşadığı dönemi tam olarak anlamak güç. Fakat bu konu hakkında okunması gereken bir eser. Sedat Alp zaten Türkiye'nin önde gelen Hitit Bilimcisi olduğu için diğer kitaplarına da bakabilirsiniz. Kitabın baskısı mevcut bu konulara meraklı iseniz tükenmeden temin etmenizi tavsiye ederim. 

NOT: Bu dönemde biraz yavaşladığımın farkındayım. Yüksek Lisans, YDS çalışması ve üstüne Ar-Ge Lab. da çalışmada eklenince yorucu ve bir o kadar da zaman alan bir dönemdeyim. Okuduğum kitapların ağır olması da işi hızlandırmıyor. Bu etkenler olsa da okuduğum kitaplar hakkında yazmaya devam edeceğim. 

3 Şubat 2015 Salı

Türk Mitolojisi 1




Daha önce mitolojiye girişte; her köklü milletin kendine has mitolojileri olduğunu söylemiştim. Mitoloji genel olarak bir milletin etrafını, dünyayı, evreni anlama şeklini yansıtan en büyük kültür öğelerinden bir tanesidir. Önemli olduğu için bazı milletler temelleri olmadığıdan kendileri yapay mitolojiler yazmışlar zaman içinde.

Türk mitolojisi de Türk tarihi gibi çok derinliği olan bir konu. Bunun yanında Türklerin farklı coğrafyalara dağılmaları, farklı kavimler ile komşuluk yapmaları mitolojilerde bazı farklılıklar gösterse de ana yapı hiç değişmemiş. Bunun içine Türklerin farklı dinlere girmesinin  de etkisi bulunmakta. Ama din öğesi ne kadar baskın olasa da kendi kültürlerini her zaman ona uyarlayarak devam ettirmişlerdir.

Günlük yaşantı içersin de yaptığımız eylemler, etkilere gösterdiğimiz tepkiler, etrafı, olayları algılayışımız. Halen mitolojilerden gelen unsurlar içermektedir. Bunları biz günlük yaşantı içinde fark etmesek de  incelendiğinde bu görülmektedir. Bundan dolayıdır ki bir milletin mitolojisini bilmek onların hem tarihte ki olayları neden yaptıklarını hemde günümüzde ki davranışlarını iyi anlayabilmek için gereklidir.


Kitabın birinci cildi Türk mitolojisinde bulunan ana konulara etraflıca değinmiştir. Burada her başlığı anlatmak kitap kadar bir uzunluğa sebep olacağından. Kitap içindeki ana başlıkları yazmaya ve onların altına kısa açıklamalar yapmaya gayret edeceğim. Kitap her başlığı çok uzun ve çeşitli kaynakları inceleyerek aktarmış.

1) Büyük Hun Devleti ve Türk Mitolojisi
  
Genel olarak Büyük Hun Devletinin 2. hakanı Mete-Han(Bahadır Han) Oğuz Kağan ile karıştırılmasından dolayı olan bir mitolojik karışıklık vardır. Mete Han'ın (Bahadır Han) hayatı günümüze bir tarihi karakter olarak değilde bir mitolojik karakter olarak gelmiştir. Bundan dolayıdır Mete Han'ın hayatı anlatılırken Oğuz Kağan destanı ile birleştirilmiş. Mete Han Destanı kendi içinde birkaç katmandan oluşan bir anlatımı vardır. Bu katmanlardan bir tanesi de Oğuz Kağan dır. Mete Han'ın yaşantısı, davranışları ve Türk kültürüne etkisi büyük olduğu için bu birleştirme yapılmaktadır. Tarih süreci içersin de Mete Han (Bahadır) dönemine geldiğimizde yaptıklarını etraflıca inceleyeceğiz.

2) Türklerin Kurttan Türeyişi

Türk tarihinde çok gözüken bir figürdür kurt. Genelde en bilinen mitolojik karakterdir. Fakat ne olduğu pek bilinmeyen, bazen dalga geçilen bir figürdür. Ama unutmamak gerekir mitolojide her şeyin bir manası vardır. Bunu da ileride tek olarak değineceğiz. 

3) Ergenekon Efsanesi

Türklerin en büyük efsanlerinden bir tanesidir. Bu efsane gerçekte olmuş mu belli değil. Fakat inanç olarak yansımaları çıktığı dönemden bu yana devam etmiştir. Baharın gelmesi, demirin ve demirciliğin kutsallığı, kurdun yol göstermesi hepsinin Türk kültürü üzerinde etkileri kalmıştır. Kutsal mağralar bu efsane sonucunda çıkmıştır. 

4) Uygurların Türeyiş Efsanesi

Uygurlar döneminde yazıya geçirilen Türeyiş Efsanesi üzerine yapılan bir incelemedir. Burada artık bazı şeylerin değişmesi ve mainizm dinin benimsenmesi ile birlikte mitoloji içine bunlarda girmeye başlamıştır. Fakat ana konu yinede değişmez.

5) Oğuz Destanı

Oğuz Destanı bizi en çok etkileyen Destanlardan bir tanesidir kanımca. Genellikle insanlar Türk milletinin Oğuzuzlardan oluştuğunu düşünürler. Bu yanlış bir düşüncedir. Türkler sadece oğuzlardan değil kıpçaklar, uygurlar, kagnılılar gibi dış oğuzlar yani Türklerde vardır. Oğuzlar dediğimiz Türk grubu Oğuz Han'ın soyundan gelen 24 boydan oluşmaktadır. Bu o kadar içe işlemiştir ki günümüzde bile boyların kendi teşekkülü yaşamasa da isimleri ve bazı ananeleri yaşamaktadır. Oğuz'un yaşayıp yaşamadığı bilinmiyor. En azından şuanda ben o bilgiye ulaşmadım. Ama Oğuz destanının etkisi Oğuz'un iki hanım ile evlenmesi birisi göğün birisi yerin kızı olması, erken yaşta konuşması yürümesi ata binip ok kuşanması, Hakan olduktan sonra Bozkurt'un yol göstermesi hepsinin simgelsel manası bulunmaktadır. 

6) Türkmenlerin Seceresi ( Şerece-i Terakkime)

Bir moğol şehzadesi olan Ebulgazi Bahadır Han'ın yazdığı Türkleri ve Oğuz destanını anlatan kaynak niteliği taşıyan bir kitaptır. İleride bu kitaba da değineceğiz. Kaynak olduğu için kitap içinde genişçe değerlendirmesi yapılmıştır.

7) Oğuz Destanları Hakkında Bazı Notlar

8) Han-Name

Han-Namede Oğuzları anlatan bir kaynaktır. Fakat yazarının yaşadığı devir bilgi seviyesinden dolayı ortaya çıkan bozulmalar olmuştur. Kitap içinde bu olayları ve kaynak olarak nelerin bize kadar geldiğini değerlendirmiştir.

9) Yaratılış Destanı

Türklerin evreni, dünyayı, insanları ve doğanın nasıl yaratıldığını anlatan destandır. Bu destanda tanrılar, doğa üstü varlıklar, insan nasıl yaratıldığını anlatmaktadır. Bu yaratılış destanı ile kainatı nasıl algıladıklarını ve inanç sistemlerinin nasıl olduğu görünmektedir. 

10) Manas Destanı

11) Türkler ve Moğol Mitolojisi (Benzer ve ayrı taraflar)

12) Türk Mitolojisinde Geyik

Türk mitolojisinde geyik önemli bir simgedir. Özellikle dişi geyik mitolojide tanrıça niteliği taşımakta, insanlara yol gösteren, onlar ile birlikte olan bir karakter şeklinde gözükmektedir. Eski mitolojik kaynaklarda dişi geyikten türeme efsanesi de vardır. 

13) Türk Mitolojinde Kartal

Mitolojide en büyük yer kaplayan hayvanlardan bir tanesi de Kartaldır (Bürküt). Kartalın yanında Atmaca, Şahin gibi avcı kuşlarda önemlidir. Oğuz boylarının onguları olarak her boyun bir vahşi kutsal kuşu vardır. Ongular ne zaman boyların simgesi olduğu bilinmiyor ama eski devirlerden kaldığı düşünülüyor. Tarihte ilerledikçe sadece simgeleri ve belli ananelerin kaldığı görünmektedir. Kartal gibi avcı kuşlar hem doğadaki konumu hemde yaşam içindeki kullanımı ile Türkler arasında kutsal ve saygı duyulan hayvanlardır. Halende Orta-Asya da yaşayan Türkler bu hayvanı avcılıkta kullanmaktadır.

Kitap uzun zamandır baskısı bulunmuyordu. Bu yıl tekrar TTK baskısını yapıp bizi bu kaynağa ulaşmamıza yardımcı oldu. Baskı kalitesi gerçekten çok güzel normal saman kağıtlarından daha kaliteli bir kağıda basılmış. Bahaeddin Ögel Türk Mitolojisinin temel taşlarından bir tanesidir. Kendisinin yaptığı çalışmalar ve araştırmalar Türk Milletinin Tarihi ve Mitolojisinin gelişmesinde büyük katkısını olmuştur. Bundan dolayı bu eser Türk Mitolojisi konusunda ilk okunacak en geniş kaynaklardan bir tanesidir. Konuları o dönemin kaynakları ve araştırmaları yararlanılarak en geniş şekilde incelenmiştir. Tabi eksiklerini de söylemek gerekiyor. İki yerde şimdiye kadar eleştiri gördüm kitap hakkında. Birincisi Türk Mitolojisi konusunda ABD derlenen kaynak kitaplar arasında güvensiz denmiş bu kitap hakkında. İkincisi de Fuzuli Bayat bazı konularda aşırılığa kaçtığını belirtmiş. Ama eleştiride temel kaynak niteliğinin bozulmadığını belirtmiş. 

Türk Mitolojisini merak edenlerin ilk olarak okuyacağı kaynaktır. Merak edenlerin okumalarını tavsiye ederim. 

     


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...