Sedat Alp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sedat Alp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2018 Cumartesi

Troya ve Troyalılar




Hector'un Öcünü Aldım
Mustafa Kemal Atatürk

Bir önceki Troya kitabında artık Troyalıların Türk mü olup olmadıklarının inceleyeceğimizi söylemiştim.

Troya savaşı şimdiye kadar karanlıkta kalan sadece daha önce bahsettiğim ilyada Destanı ile efsaneleşen ve daha sonra H.Shiman ile gerçek olduğu ortaya çıkan bir yer. Şimdiye kadar dünyada bunun üzerine bir çok araştırma yapılmış olsa da Türkiye de buraya olan ilginin az olması şuan ki duruma göre şaşırtıcı değil. Diğer okuduğum kitaplarda Troya'nın arkeolojik incelemsinden, destan incelemesine ve savaşın anlatımına kadar olan bir kaç kitabı size tanıtmıştım. Bu kitapta ise Fatih Sultan Mehmet'in ve Mustafa Kemal Atatürk'ün neden Hektor üzerinden Troya'ya atıfta bulunması gösterdiklerini araştırması için bu kitaba başladım. Bu iki büyük insanın bulundukları coğrafyada ki çok eski ve tarihin bilinmeyen sayfalarında kalmış bir şehrine ve kahramanına yaptıkları atıf. Troyalıların acaba Türk mü olduğunu sorusunu insanların akıllarına getirmiş. 

Daha önce Hititler Türk müydü sorusuna da aynı şekilde Hititleri okurken yanıt aramaya çalışmıştım. Sedat Alp'in yazdığı Hitit Güneşi kitabına atıfta bulunarak anlatmıştım. Şuanda yapılan araştırmalara göre Hititler'in ırk olarak Türklerle bir bağlantısı yok. Yaşanan coğrafya ve bu coğrafyada oluşan Hitit kültürünün kültürel mirasçıları olarak bir ilişkimiz mevcut. Aynı şekilde Troya kültürünün mirasçısı da biz oluyoruz. Bundan dolayı kültürün devam eden unsurları bizim kültürümüz ile birleşerek devam ediyor. Bu iki büyük Türk liderinin Troya'ya atıfta bulunması bu topraklarda yaşamış olan kültürlerin mirasçıları olduklarının bilincinde olmaları. Yaşadıkları topraklardaki tarihi bilmek, onu özümsemek ve onların yaşadığı tarihsel olguyu kendi durumu ile birleştiren iki liderde batıya karşı kazandıkları zaferden sonra Troya halkına atıfta bulunmuştur. Fatih Sultan Mehmet Troyalıların öcünü aldığını belirtirken, Atatürk ise Troyalaların kumandanı Hector'un öcünü aldığını söylemiştir. 

Kitap ilk olarak hangi kaynaklardan yararlanıldığı üzerinde durarak Hitit tabletlerinde geçen Troya isimini araştırmakta. Tabi Troya Hitit tabletlerin Viluşa olarak adlandırıldığı bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış. Yazılı kaynaklar olarak İlyada destanı hakkında benimde size aktardığım bilgileri kitabın yazım ve oluşum tarihçesini de aktarıyor. En sonunda hem Miken hemde Troya üzerine yapılmış arkeolojik kanıtlar üzerine duruyor. Etrükslerin Troya ile bağlantısı ve nasıl ortaya çıktığı üzerine de değiniyor. İleride de bizde araştırmamızda değineceğiz Etrükslere. Avrupa tarihinin neden buraya dayandırmak üzerine de duruyor. Daha tarih yalanları üzerine durmadık ama bizde yapılan çarpıtma tarih aynı şekilde Avrupa da yapmakta.

Kitap Troyalıların Türk mü değil mi olduğu konusunu merak edenlere okumaları için önereceğim bir kitap. Bu kitabı okumadan önce biraz Troya üzerinde bilgi edindikten sonra okurlarsa daha iyi olacağı düşüncesindeyim.

6 Mart 2015 Cuma

Hitit Çağında Anadolu




Blogu açmadan çok önce Mezopotamya ve Anadolu tarihine başlamıştım. Bu kolda Sümerler, Asur, Akad, Elam, Hititleri bitirdim. Ara ara yeni bulduğum kitaplar ile bu eski devletlere tekrar dönüyorum. Eski medeniyetler tarih okuma kolunda Hititlerden sonra devam eden medeniyetleri okumaya ve incelemeye devam edeceğim. 

Hititliler Asya taraflarından geldiği biliniyor. Fakat nereden geldikleri ve hangi kavme ait oldukları bilinmemekte. Anadolu'ya geldiklerinde tabi burada bir çok kavim ile karşılaşıyorlar. Bunlar arsında Hititleri en çok etkileyenler Hatti ve Hurri uygarlıkları oluyor. Anadolu'ya ilk yerleştiklerinde  şehir devleti olarak başlayan hakimiyetleri giderek yaygınlaşarak büyük bir imparatorluğa dönüşüyor. 

Hititler kendilerine Nesice konuşan Nesililer diyorlar. O şehrin insanları manasına geliyor. Anadolu'ya geldiklerinde Hattilerden ve Hurrilerden o kadar çok etkileniyorlar ki geldikleri yerin adını olan Hitit ülkesi adını değiştirmeyip benimsiyorlar. Hititler; Hurri ve Hatti uygarlığından din ve kültür bakımından bir çok şey almıştır. Daha da ilerleyerek kendi isimlerini Hurrice yazmaya başlamışlar. Hurri ve Hatti tanrılarına ibadet etmiş ve bunu da Hurrice yapmışlardır. 

Anadolu'nun yazılı dili Hittilerle başlıyor. Bundan önceki kültürlerden sadece elimizde kral isimleri ve bir kaç kelime kalmış. Bunlarda sonradan Hititlerin benimsedikleri dini metinler oluşturmaktadır. Hitit dili ile akraba olan o dönemde 2 medeniyet daha vardır. Bu medeniyetler Luviler ve Palalar olarak geçer. Luviler yazılı dil olarak hem çivi yazısı hemde resim yazısı kullanmaktadır. Bundan dolayı bilim insanları Anadolu'ya ilk gelen kolun Luviler olduğunu düşünüyorlar. Luvi resim yazısı tüm Anadolu'ya yayılmış ve Hititler de bu yazıyı halka bir şey anlatmak istedikleri yazılarda kullanmışlar. En son Anadolu'ya gelen kol Palalar olduğu düşünülüyor.

Hititler MÖ 2000'lerde başlayarak hakimiyetleri şehir devletlerinden imparatorluğa kadar gelişmiştir. Burada ki toprakların her yerini yerleşim alanı olarak görmek yanlış o dönemde. Bu yerleşimleri şehir devletçikleri gibi düşünmek yada kaleler gibi düşünmek daha doğru. O şehirlerin kapsadığı alanlar imparatorluğun hakim olduğu alanı göstermektedir. MÖ 1200'li yıllarda zayıflayan yönetim Deniz Kavimleri denen batıdan gelen bir kavim tarafından yıkılmıştır. Bu Deniz Kavimleri her yeri yerle bir etmişlerdir o dönemde. Ellerinden çok az devlet kurtulabilmiştir. İleride bu konuya değineceğiz.

Hititlerin Türk olup olmadıkları ile alakalı Sedap Alp'in Hitit Güneşi kitabındaki bir makalesini okursanız hoca cevabı orada çok güzel veriyor. Burada bakılması gereken husus kültür devamlılığıdır. Hititlerin Türk olmadıkları artık bilinen bir husus fakat aldıkları, devam ettirdikleri ve bu zamana kadar gelen kültür unsurları vardır. 

Hititler konusu çok geniş bu makaleye sığacak türde değil. Kitapta bir çok tabletin çevirisi de verilmiş. Bunun yanında o dönemde ve sonrasın Anadolu da yaşamış Hatti, Hurri, Urartu, Hitit, Lide, Frig dilleri hakkında ve kendileri hakkında da başlık altında bilgiler verilmiş. Bu saydığım kavimleri de okudukça daha geniş şekilde yazacağım.

Kitap Tübitak'ın zamanında yayınladığı çok güzel bir eser. Artık bu şekilde eser Tübitak yayınlarından çıkmaz. Baskı kalitesi, ciltli ve kuşe kağıda çok güzel şekilde insanlara ucuz bir şekilde sunulmuş. Tabi bu kitap ile Hititleri ve onların yaşadığı dönemi tam olarak anlamak güç. Fakat bu konu hakkında okunması gereken bir eser. Sedat Alp zaten Türkiye'nin önde gelen Hitit Bilimcisi olduğu için diğer kitaplarına da bakabilirsiniz. Kitabın baskısı mevcut bu konulara meraklı iseniz tükenmeden temin etmenizi tavsiye ederim. 

NOT: Bu dönemde biraz yavaşladığımın farkındayım. Yüksek Lisans, YDS çalışması ve üstüne Ar-Ge Lab. da çalışmada eklenince yorucu ve bir o kadar da zaman alan bir dönemdeyim. Okuduğum kitapların ağır olması da işi hızlandırmıyor. Bu etkenler olsa da okuduğum kitaplar hakkında yazmaya devam edeceğim. 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...