Mitoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mitoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2018 Pazar

Türk Kültüründe Kurt İzleri




Türk kültüründe kurt daha öncede bahsettiğim gibi önemli bir yere sahiptir. Bir çok destanda görülmektedir. Daha önceki Türk Mitolojisi kitaplarında buna değinmiş hatta bir yazıda bazı mitolojik unsurlar üzerine tek tek araştırma yapılması gerektirdiği üzerine durmuştum. Bununla ilgilide Yaşar Kalafat'ın Türk Halk Tefekküründe Kurt kitaplarını size tanıtmıştım.

Bu kitapta da Mitoloji, Destan, hikaye ve halk kültüründe Kurt motifinin nasıl bulunduğu ve ortaya çıktığını anlatmakta. Kitap yazarın gazete makalelerinin bir araya getirilmesi ile ortaya çıkmış bir eser. Makalelerden bir araya geldiği akademik bir yayın beklenmemeli. Benimde okuduğum ve burada bahsettiğim temel kitapların bazılarını incelemiş yazar. Kurt motifinin Türk kültüründe nasıl devam ettiği, Orta Asya'dan Anadolu'ya nasıl geldiği, diğer milletlerin mitolojilerini nasıl etkilediği üzerin durulmuş. Dünya edebiyatında Kurt Adam'ın nasıl ortaya çıktığına da değiniyor. Anadolu pirlerinin şiirlerinde ve masallarında ki kurt motifini, hikayelere nasıl yerleştiğini anlatıyor. 

Kitaba bir bilimsel kitap olarak bakmak yanlış olur. Kurt motifinin eski dönemden bu güne nasıl geldiğini, halen nasıl devam ettiğini anlatan bir kitap. Merak edenler fikir sahibi olmak isteyenlerin bakabileceği bir eser. Fakat bilimsel bir çalışma arayanları pek tatmin etmeyecek bir çalışma. 



19 Kasım 2014 Çarşamba

Mitoloji Üzerine Araştırmalar





Mitolojinin ne olduğunu Mitolojiye Giriş kitabının ilk paragrafında açıklamıştım. İnsanların eski çağdan temellendirdikleri daha sonra sözlü edebiyat halinde nesilden nesle aktarılarak devam eden bir unsurdur Mitoloji. Bu kitapta mitolojinin bir yönünün daha olduğunu bize göstermek istemiş hoca. Mitoloji tarihte gerçekleşmiş bir olaydır. Evrenin yaratılışı, dünyanın yaratılışı, insanın yaratılışı, kendi milletlerinin oluşumu, kahramanları, inanç ögelerinin varlığı gibi var olan yada olmuş olan şeyleri efsane haline getirerek bunları nesilden nesle aktarmışlardır. Mesela biz batı Türklerinde ki Oğuz Destanı, Ergenekon Destanı, Dünyanın yaratılışı gibi konular sözlü olarak aktarılmış. Çok geç dönemlerde yazıya geçirilmiştir. 

Mitolojik olaylar bir tarih gibi anılmaz ve anlatılmaz çünkü onun içinde bir kutsiyet vardır. Anlatım sırasında belli bir tören gerçekleştirilir, belli zamanlarda anlatılır, belli kişilere söylenir. Nasıl Ergenekon destanda oradan çıktıktan sonra her yıl aynı tarih bayram olarak kutlanmış ve halen devam etmekte. İşte bu şekilde bir kutsiyet içersin de devam eder. Bir tören vardır onun anısına demir dövülür. Hoca'da bu kutsiyet olayını vurgulamak için çeşitli kültürlerde ki aynı şekilde olaylar hakkında bilgi vermiş. Bizden farklı şekilde olan toplulukların mitolojisi ve maddeyi algılama şekilleri üzerine de durmuş. Mesela halen kültürümüzde devam eden ekmeğe saygı olayı Sumer Mitolojisinde Tahılların tanrısı olan Enki'den kaynaklıdır.

Kitapta Menşe ve Kozmogonik Mitlerde anlatılmış. Menşe mitleri denince olmuş yada yeni olan her cisim için oluşturulmuş mitlerdir. Bunlar aynı zamanda kutsal olarak geçer. Demir, su, yağmur, bitkiler, hastalıkları vs. Kozmogonik mitler ise o toplumun evrenin, insanların, gök cisimlerinin yaratılmasını, hayat ve ölümün nasıl oluştuğunu anlatır.

Kitabın en sonunda çeşitli milletlerin mitlerinin yeniden değerlendirilip, okunmuş. Bu kısım benim pek hoşuma gitmedi. O çağlarda olmayacak düşünce şekillerini atfetmiş gibi geldi hoca. Merak eden okuyabilir, hacmi de küçük bir kitap ama ben tavsiye edemeyeceğim bu kitabı.

Prof.Dr. Bilge Seyidoğlu geçen Ağustos ayında vefat etmişti. Hocaya Allah'tan rahmet diliyorum.


9 Kasım 2014 Pazar

Mitolojiye Giriş







Mitoloji kültürlerin temelini oluşturan, kültürün içinde hiç bir zaman yok olmayan. Zaman içinde evrilerek farklı hallere alarak yaşamaya devam eden insanların çevresini, evreni, yaratılış olaylarını, kahramanlarını, inançlarını gibi konuları algılama biçimlerini gösterdikleri kültürü oluşturan temek taşlardan bir tanesi.

Bundan dolayıda bende Türk Tarihine girmeden önce Türklerin evreni, yaratılışlarını, kendilerini, dünyayı, çevreyi ve inanç unsurlarını nasıl algıladıklarını daha iyi öğrenmek için bu konu üzerine eğilmeye karar vermiştim. Bu kitaptan sonra Türk Mitolojisi, Kozmolojisi ve Eski inançlarını okuyarak bu kolu devam ettireceğim.

Türkiye de Cumhuriyetin kurulması ile birlikte Atatürk'den sonra Yunan Mitolojisine büyük bir alaka doğmuş. Altın yıllar denilen zamanda yapılan Anadolu Medeniyetleri ve Türkler üzerindeki çalışmalar durmuş. Bunun yerine Yunan Mitolojisi ve başka konular üzerine kitaplar çevrilmeye başlanmış. Fuzuli Bayat Hoca da Türk eğitim sistemi içersin de yoğun bir Yunan Mitolojisi öğretildiğini fakat Türk mitolojisi üzerinden fazla durulmadığını görerek bu kitapları yazmaya karar verdiğini söylüyor. Bu kitapla birlikte üç kitaplık yayını çıkardığını ve bir Türk mitolojisi için metot oluşturmaya çalıştığını aktarıyor. Mitoloji konusunda en büyük eksiklerden bir tanesinin de metot eksikliği olduğunu, diğer kültürlerin oluşturdukları metotların bizim için uygun olmadığını söylüyor. 

Bu kitabında mitolojinin ne olduğunu, bilim çevrelerinde diğer bilim adamlarının mitoloji üzerinde ki fikirlerini söylüyor. Mitolojinin ilkel inanç sistemleri, masal, efsane, destan ve menkıbe gibi edebi kültürü oluşturan ögeler arasındaki bağlantıları uzun uzun anlatmış. Türk Mitolojisi konusunda daha önce yapılmış çalışamalar üzerinde de duruyor. Tabi arada mitolojik olaylar, karakterler ve mitoloji içinde bulunan materyalleri de anlatıyor. 

Avrupa kendisinin fikir kökenlerini Yunanlılara bağladığı için bu Yunan Mitolojisi ve bilgisi konusu pek gündeme gelmiyor. Avrupa'dan etkilenen bizim araştırmacılarda bu konuya değinmeyerek aynı misyonu devam ettiriyorlar. Bunlardan dolayı bilinçsizce bir Yunan köken tezi propagandası var. Ama farklı bilim dalları incelendikçe ve yeni bulgular ortaya çıktıkça. Her şeyin Yunan kaynaklı olduğu tezi çökmeye başlıyor. Bu konuya burada girmeyeceğim çok uzun sürer. İleride bir kitap eşliğinde yazmayı düşünüyorum. Ama Yunan Mitolojisinin çoğu ve bize söylenen teorilerin, fikirlerin aslından daha eski medeniyetlere ait olduğu. Yunanlılar bunları onlardan alarak kendilerinin gibi kullandıklarını göreceksiniz. 

Hocanın burada bizi ilgilendiren iki tespitini yazmak istiyorum.

1) Türk mitolojisinde çok tanrıcılık yoktur.
Bu maddeyi açıklamıyor. Diğer kitaplarında değinecektir bu konuya. Bende diğer kitapları okudukça, eski Türk inanç sistemine girdikçe cevabı bulmaya çalışacağım. Acaba Gök Tengri sistemin tepesinde bulunan bir yaratıcı ve altındakilerde çeşitli rütbelerde tanrıları mı ? Yoksa Semavi dinlerde olduğu gibi Gök Tengri yaratıcı ve diğer unsurlar cinler, kötü ruhlar, melekler gibi diğer varlıklar mı? Bu sorunun cevabını okudukça bulmaya çalışacağım. Şimdiye kadar çeşitli bilim adamlarından, yazarlardan duyduğum kadarıyla bazısı Tek Tanrılı bir inanç var diyor, bazısı çok Tanrılı bir inanç var diyorlar Türkler için. Umarım bizde doğrusuna erişiriz okudukça.

2) Türkler tetotemcilik yoktur
Totem deyince büyük çoğunluğun aklında Amerika yerlilerinin yaptığı büyük çeşitli hayvanlardan yada ruhların tasvir eden uzun totemler gelmiştir. Bizde bu tür bir inanç yok. Bunu açıklarken de bizde sadece Bozkurt'un olduğunu belirtmiş. Ama Oğuz boylarının her birinin farklı kutsal hayvanı vardır. Alt inanç da onları temsil eden bu konuya değinmemiş. Diğer kitaplarında Oğuz Destanında değinecektir muhtemelen. 


Son olarak kitapta Türklerin mitolojik unsurlar arasında bir fark görmüyorlar. Bundan dolayı kurttan türeyebiliyor, yerin ve göğün kızları ile evlenebiliyor, perilerle evleniyor, kutsal ışıktan hamile kalabiliyor ve ağaçtan doğa biliyorlar. Kendilerini algıladıkları çevrenin bir ferdi sayıyorlar. Bunu Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk tanımından nasıl anlatmış;
Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne yedi bin senelik, en aşağı bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı. Beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela, korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır. Kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.

Mitoloji konusunu okuyacak olan arkadaşlara, daha sonra Türk mitolojisi ve destan sistemlerine geçecek olanlara bu kitaptan başlamalarını tavsiye ederim. 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...