4 Eylül 2015 Cuma

Minos Uygarlığı




Daha önceki Miken Uygarlığı kitabında bahsettiğim Minos Uygarlığı kitabından, sonunda erişebildim. Bizi fazla etkilemese de Ege Bölgesi Uygarlıklarının öncüsü ve ardıllarını büyük bir biçimde etkilemiş bir uygarlık Minos Uygarlığı.




MÖ 3 binlerin ortalarında Girit adasında ortaya çıkmış. Anadolu'dan Yunanistan'a ve Girit adasına gelen halk grupları burada Minos Uygarlığını oluşturmuşlar. Zaman içersin de burada Linear A yazısını geliştirmişler. Günümüzde halen bu yazı şekli çözülemediği için Girit'te bulunan tabletler okunamıyor. Yazılar üzerinde çeşitli çalışmalar ve teoriler olsa da bunlar eski Yunanca olduğu çevresinde yürütülüyor. 

Bu uygarlığı kuranların Anadolu'dan geldiği ve ilk geldiklerinde yanlarında bakır işleme teknolojisini de getirmişler. Yer adlarında tespit edilen bazı ekler sonucunda konuştukları dilin Hint-Avrupa dil ailesi ait olduğu tespit edilmiş. Fakat bu gelenler Yunanca konuşmamaktadır. Bu gelen halkın Samiler ve Mısırlılar ile de ilgisi olmadığı anlaşılmış. Kim oldukları ve hangi Anadolu halkı ile bağlantılı olduğu şimdiye kadar netleştirilememiş. 

Büyük saraylar inşa eden bu halk büyük donanma meydana getirerek büyük bir deniz ticareti ağı kurmuşlar zaman içinde. Mısırlılar, Anadolu, Kara Yunanistan'ı, Kıbrıs hatta Filistin ile ticaret ettiğine dair buluntular çıkmış. Anadolu ve Yunanistan'da da koloneleri olduğu tespit edilmiş. Miken şehri de bu kolonilerden bir tanesi. İlginç olan Saraylar dönemi diye adlandırılan zamanda Minos uygarlığında yapılan sarayların çevresinde sur olmaması. 

MÖ 1700 de büyük bir depremle yıkılan şehirleri ve yapıları daha sonra tekrar inşa edilmiş. M.Ö. 1450 de bir volkan patlaması sonucu ise donanmasının çoğunu kaybetmişler. Kıyıları sular altında kalmış, buda uygarlığın sonunu getirmiş. Bu felaketlerden sonra saraylar tekrar inşa edilmemiş ve eski Minos Uygarlığı yönetimi değişmiş. Bunu da Akha istilası ile ve onların büyük şehirlere yerleşmesi ile açıklıyorlar. Diğer bir teori ise Akhaların (Yunanlıların Ataları) evlilik yolu ile Knossos'a gelmeleri ve buraya yerleşerek Girit'e hüküm süren hanedanlığı Yunanlaştırmaları. 

M.Ö. 1450 den sonra hanedan değişikliği olduğunu arkeologlar kesin olarak bakıyorlar. Çünkü o tarihten sonraki buluntularda bakış açısının değiştiği gözlenmiş yapılarda ve diğer maddi eşyalarda. Bununla birlikle Miken Uygarlığı yazısı olan Linear A yazısı o tarihten sonra Linear B yazısı denilen yazı türetilmiş ve ortaya çıkmış. Linear B yazısının Yunancanın en eski şekli olduğunu söylemekteler. Ama daha önceki kitapta da söylendiği gibi tam teori oturtulamamış. 

M.Ö. 1450 den sonra artık deniz ticaret ağı Miken Uygarlığının eline geçmiş ve bu uygarlığın tarih içersin de yükselmesi gözlenmiş. 

İlginç olan bir hususta Girit'te tapınakların bulunmayışı. Buradaki kült merkezleri doğada bulunan kutsal alanlar, mağaralar, dağ dorukları ve diğer binalardan farklı olmayan evler olmuşlar. Buda doğuda bulunan Anadolu ve Mezopotamya uygarlıkları ile belirgin bir farkı oluşturuyor.

Minos Uygarlığının arkada bıraktığı Linear A yazısının çözülememesi nedeniyle sadece geride bıraktıkları arkeolojik materyaller yorumlanabiliyor. Ege bölgesini etkilemiş olsalar da Sümerliler ve Mısırlılar kadar büyük bir medeniyet kuramamışlar. Kitap beklediğim şekilde çıkmadı. Burada yazarda bir sıkıntı yok tabi. Yazının çözülmemiş olması ve Minos Uygarlığın o kadar büyük bir uygarlık olmaması bu etkiyi yarattı. Bir nebze olasa da bu konuda kendi merakımı gidermiş oldum. Kitap konusuna gelirsek ne yazık ki piyasada bulunmuyor. Bende uzun süre aradıktan sonra sahaflarda buldum. Merak edenler sahaflarda bulabilirler halen bazılarında mevcuttu.

1 Eylül 2015 Salı

Türk Mitolojisinin Ana Hataları





Kitap genel manada Türk mitolojisi üzerine durmuş. Yalnız diğerlerinden farklı olarak yazar Şamanizm bakış açısıyla Türk Mitolojisini açıklamaya çalışmış. Kitabın bir bölümünde Şamanizm'i açıklarken "diğer bildiğimiz dinler gibi teşekkül etmiş bir din değil tanrılar, ruhlar ve insanlar arasında ilişkiyi sağlayan bir tekniktir" demiştir. Daha öncede okuduğum kitaplar da Şamanizm hakkında araştırmacılar aynı kanaate varmışlar. İleride Şamanizm konusunu okuduğumda daha detaylı bunlara bakabileceğim.

Türklerin Şamanist oldukları yaygın bir düşüncedir. Ama gerçekte öyle midir? Bazı alimler, bunun içine Gumilev de  dahil, Şaman ve Kam sözcüğünün 7. yy dan sonra Türkler arsında görüldüğünü, bu sebeple bu inanış şeklinin Türklere sonradan girdini savunurlar. Fakat yazar aynı görüşte değil. Türklerin inanç sistemi içinde olduğunu, hatta Tunç çağından bu yana  bu inanışa sahip olduklarını düşünmekte. Bunu da taşlardaki resimleri göstererek kanıtlamaya çalışmakta.

Kitap aslında Şaman ve Şamanizm hakkında çok bilgi vermekte. Yazarın görüşü bu yönde olduğu için Şamanizm içindeki maddi ve manevi şeyleri açıklamış. Şamanların giysilerindeki eşyalardan, davullarındaki resimlere kadar her şeyi açıklamaya çalışmış bu konu ile ilgili. 

Diğer konular genellikle aynı şeyleri içermekte. Türk destanları ve burada gözükenler, hayvanlar, yer-sular, renklerin manası, sayıların manası gibi.  Diğer mitoloji kitaplarında bunların bazılarını yazdığım için tekrar yazmayacağım. Kitap bana çok hafif geldi konu olarak. Bunun sebebi ana kitapları okuduktan sonra bu kitabı okumam olabilir. İsminden de belli olduğu gibi okurken de bu kitabın Türk Mitolojisine Giriş olarak algılamak yararlı olacaktır. Daha sonra diğer kitaplara geçmek daha mantıklı. Kitapta ek bir bilgi var mıdır? Aslında kitapta Türk Mitolojisi ile ilgili yeni bir bilgi  yada dikkat çeken bir yorum yok. Bundan dolayı okunması elzem bir kitap değil. Tabi Şamanizm konusunda yeni bilgiler edindim fakat bu konu ile ilgili ana kitapları okumadığım için, Şamanizm konusunda da yeni bilgi içeriyor mu sorusu şimdilik cevapsız. Kitabın başında da bahsettiğim gibi yazar Türklerin Şaman inancına sahip olduğu görüşünde ve ona göre Türk Mitolojisini incelemekte. Bunun yanında bir çok yerde Türk Mitolojisinin Hint ve İran Mitolojilerinden etkilendiğini savunmuş. Fakat diğer okuduğum ana kaynaklarda bunlarla ilgili bir veriye rastladım. Bundan dolayı bana pek inandırıcı gelmedi. Kitabın okunması konusunda okuyucunun tercihine bırakıyorum bu noktalardan sonra.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...