22 Şubat 2016 Pazartesi

Malta Sürgünleri




Türk tarihi içinde Malta Sürgünü olayı karanlıkta kalan hususlardan bir tanesiydi. Bu çalışma ile bu konu güzel bir çalışma ile kaynak olabilecek seviyede bir yayın ile sonuçlandı. Malta Sürgü olayı Padişah'ın ve Mebusan Meclisinin 1.Dünya Harbi yenilgisinin sonuçları nedeniyle İttihat ve Terakki partisi için başlattığı bir cadı avıdır. Buna Rumların ve Ermenilerin işe dahil olması ve İngiltere'nin Türklerden intikam alma duyguları da girince ortaya haksız, hukuksuz bir olay zinciri oluşuyor.

1.Dünya Harbinin bitiminden sonra Osmanlı İmparatorluğu mütareke imzalanması ister itilaf devletleri ile. Mondros Mütarekesinin imzalanması ile artık Osmanlı İmparatorluğu toprakları içinde bir av başlar. Savaşın yenilgisinin sebebini ittihaçılarda arayan yeni hükumet ve Padişah bu kişilerin derhal tutuklanmasını ister. İngiltere de Türklerin çeşitli suçlardan üst düzeyde bulunan kişilerin tutuklanması için işe koyulur. İç işlerinin hazırladığı bir liste ile ilk tutuklamalar başlar. Daha sonra İngiliz tarafı öyle bir liste hazırlama gayreti içine girer. Listeleri başka listeler izler. Bunlar arasında İttihaçılar, mütarekeye direnen kişiler, iftira atılanlar, Ermeni göçünü uygulayanlar hatta Mustafa Kemal Paşa, Kazım Paşa ve İsmet Paşalar dahi bu listelerin içinde vardır. Son Mebusan Meclisinin seçimlerinin Anadolu da olmasını isteyen Mustafa Kemal Paşa, İngilizler tarafından durdurulacağını düşünmektedir. Fakat bunu silah arkadaşlarına kabul ettiremez. Ortak bir karar ile Meclisin İstanbul da toplanmasına, fakat burada güçlü bir Müdefa-i Hukuk cephesi oluşturulması düşünülür. Bunun çalışılır ve yoğun olarak bir cephe oluşturulur mecliste. Mustafa Kemal Paşa Meclisin İstanbul da İngilizler tarafından engelleneceği düşüncesinden vazgeçmez. Birkaç kez Rauf Orbay'a gelmesi için telgraf çeker. Rauf Orbay aynı düşüncede değildir, gerçi bunu hatıralarında farklı şekilde anlatsa da aynı yerde bulunan çeşitli kişilerin hatıraları farklı anlatmakta. Kitapta bunu irdelenmiş. En sonunda olan olur. İngilizler Mebusan Meclisini basar ve buradaki mebusları tutuklayıp Malta adasına gönderirler. Bu tutuklamalar üzerine Mustafa Kemal Paşa'da daha önce izlettiği İngilizleri tutuklatır. Bu tutuklu İngilizler Malta sürgünlerinin tek umudu haline gelir ileride.

Kitapta bir başlıkta Osmanlı hükumeti ile Almayan Devletinin karşılaştırıldığı bir yer var. İki devlette 1.Dünya Harbini kaybetmiş olsa da hukuk düzenleri bakımından nasıl işlediklerini gözler önüne seriyor. İngiltere Osmanlı topraklarında istedikleri gibi hareket ederken. Almanya da bulunan ittihatçıları tutuklamak için girişimde dahi bulunamıyorlar. Orada hareket alanları Osmanlı topraklarındaki gibi sınırsız ve kendi sömürgelerindeki gibi değil, Alman Devletinin hukukuna bağlı olarak devam ediyor.

Malta sürgünleri bir çok yoldan İngilizlere ne suçları olduğunu ve neden tutuklandıklarını sormuş. Burada yazar İngiliz belgelerinden bu başvuruları ve İngilizlerin bunlara verdikleri yanıtlar ve notları güzel şekilde ortaya çıkarmış. Burada insanların kişiliklerini daha iyi analiz etmekte mümkün. Bu bakımdan bu başvurular, mektuplar ve protestolar önemli. Malta Sürgünleri içinde bulunan Ziya Gökalp ise İngilizlere hiç bir şekilde başvuruda bulunmamış. Kitapta kendi ailesi ile yaptığı mektupları bulunan Ziya Gökalp'in fikir ve ruhi durumunu yakından görebiliyoruz. Daha önce Ziya Gökalp'in Malta mektuplarını külliyatı içinde okumuştum. Ziya Gökalp Malta adasındaki zamanın da oranın havasını değiştirmiş. Bir felsefe ve düşünce okulu hale getirmiştir. Zaman zaman adadan kaçanlar olmuş. Ama en sonunda Ankara hükumetinin ısrarı ve takibi ile Malta adasında hapis bulunanları bir değişim anlaşması ile özgürlüklerine kavuşmuşlar.

Malta Sürgünleri konsun da kitap tek örnek oluşturmakta. Arşiv, hatıralar ve ingiliz arşivleri kullanılarak hazırlanmış. İngilizlerin bir biri arasındaki yazışmalara dahi erişilip değinilmiş konular hakkında. Malta Sürgünleri konusunda bilgi sahibi olmak isteyenlerin okuyabileceği bir eser. Aynı şekilde Osmanlı İmparatorluğunun artık son dönemlerinin nasıl bir halde olduğunu görmek içinde ayrı bir kaynak. Kitabın dili  akıcı ve sade. Bu konular hakkında bilgi almak isteyen ve merak edenlere tavsiye edeceğim bir eser.

15 Şubat 2016 Pazartesi

Mondros'tan İstanbul'a



Daha önce kitap  araştırması yaparken Orhan Çekiç kitapları karşıma çıkmıştı. Bunları okuma planı içine eklemiştim. Daha sonra içeriğini inceleyince, anlatımından kaynak göstermediği için listeden tüm kitaplarını çıkardım. Kütüphanede görünce maden burada var okuyup, inceleyeyim ve burada da paylaşayım istedim. 

Bir çok kişi belki fazla kaynaklara dikkat ettiğimi düşünebilir. Bir çok okurda benim gibi her detayına kadar akademik olarak okumuyor. Tarih konusu ne yazık ki ülkemizde siyasi bir alet olmuş, bilimden ve gerçeklerden uzaklaştıran var. Bundan dolayı bir konu yazılırken kaynakların belirtilmesi çok önemli. Bazı yayıncılarda artık cahilliklerinden mi bilemiyorum, kağıt israfı olmasın diye kaynakları ve dipnotları basmıyorlar. Bu gibi hususlardan dolayı bende okuduğum tarih kitaplarının kaynaklarının olmasına özen gösteriyorum. Sonuçta roman okumuyoruz.

Kitap Mondros Mütarekesine Osmanlı İmparatorluğunun nasıl ulaştığını anlatıyor. Burada Mustafa Kemal Atatürk'ün ayak izlerini takip ederek konuyu takip ediyor.  1. Dünya Harbinin son yıllarında gerçekleşen olaylara kısaca değinerek. Doğu cephesindeki olaylara ve Mustafa Kemal Atatürtk'ün bulunduğu cephelere daha fazla yer vererek geniş şekilde durumu anlatıyor. Aslında kitabın tarih anlatımı konusunda bir yanlış gözüme takılmadı. Ama bir yerden birisinin söylediği cümle söylendiğinde acaba bu cümle nereden alınmış ortada yok. Aynı bir olay anlatıldığında bunu kim anlatmış onunda kaynağı yok.

Mustafa Kemal Paşanın Doğu Cephesindeki savaşları, Velihat Vahidettin ile Almanya gezisi, Karlbad'a geçişi, tekrar İstanbul'a gelip Mebusan Meclisine girmek için yaptığı çalışmaları ve İstanbul'daki yürüttüğü çalışmaları, Mondros Mütarekesinin hangi şartlar altında ve nasıl imzalandığı konularına değiniyor. Takip edenler hatırlayacaktır bu konularla ilgili kaynak kitapları burada sizlere tanıtmıştım. Bu kitaplarda geçen bir konuşmayı bile ne yazık ki yazar kaynak göstermemiş.

Kitapta konular detaylı anlatılıyor ama hikaye gibi anlatılıyor. Olaylar oluyor, gizli telgraflar çekiliyor, haberler gönderiliyor, raporlar yazılıyor. Bunların hiç birine kaynak gösterilmemiş. Mesela Muş, Bitlis'in alınmasına giderken yolda subayları soyan köylüleri yakalayıp askeri mahkeme kararı ile idam ediliyor. Bunun kaynağını merak ettim nerede ama işte yok. Kitabı tavsiye etsem mi etmesem mi diye çok düşündüm. Kanaatim Lise ve altı seviye için ve daha ilk defa konuya giriş yapacaklar için uygun. Daha üst bir eğitim seviyesi ve konuyu daha detaylı ve bilimsel okuyacaklar için tavsiye edemeyeceğim.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...