25 Kasım 2015 Çarşamba

Troya Savaşı



Troya diğer Anadolu medeniyetlerine nazaran daha fazla insanın akıllarında yer etmektedir. Aslında medeniyet yerine şehir devleti demek daha iyi olacak. Çünkü kendi toprakları dışında diğer toprakları hakimiyet altına almamış ve kültürlerini yaymamışlar. Mikenliler aslında bir şehir devleti olarak başlasalar da daha sonra Yunan karasına hakim olmuş ve hakimiyetlerini genişletmişlerdir. Burada medeniyet kavramı o dönemde hakim olmuş o bölgede bulunan kültürler olarak düşünülmelidir. Hititler çağında Çanakkale boğazının güney kısmında kurulmuş olan şehir aslında bir çok kere yıkılmış ve tekrar yıkıntısı üzerinden kurulmuş. Bizim bildiğimiz Troya IV yada VI basamakta bulunan şehirdir. Bin yıllık bir şehir olan Troya, bin yıl önce kurulmuş sonra tarihe karışmış bir şehir devleti değil. Bin yıl boyunca sürekli üzerinde yaşamın bulunduğu bir yerleşimdir. Tarihte en çok bilinen dönemi de Mikenlerin Troya önlerine gelerek Troya savaşını yapmaları ve kazanmalarıdır.

Size burada Troya hakkında fazla bilgi vermeyeceğim. Çünkü kitap bir bilimsel kitap değil. İlyada'nın hikayeleştirilmiş ve içine yazarın kendi fikirlerini söylediği bir kitap. Onun için tarihi olarak nasıl ortaya çıktığına biraz değineceğim. 

Burada aslında Troya savaşını şarkılar şeklinde anlatan İlyada'yı okuyarak başlamak istiyordum. Fakat İlyada kitabının başında güzel bir araştırma yazısı var onu okuyunca, kitabın tamamını okumaktan vazgeçtim. Burada aldığım notları paylaşacağım. Homeros İlyada'yı yazdığında Troya savaşının üzerinde yüzyıllar geçmişti. Daha tam olarak ne zaman yaşadığı belli olmasa da kendinden sonra gelen bazı düşünürlerin atıflarından MÖ 800'lerde yaşadığı düşünülüyor. Yıllar içinde Agamemnon'un Miken konferedasyonunu toplayarak çıktığı seferi, Çanakkale kıyısında bulunan Troya kenti sahilinde yapılan savaşı, tanrıların yardımını ve taraf olmalarını, Akhileus (Aşil) ile Hektor'un yaptığı efsanevi savaşı, Paris ve Helen'in aşkını ve efsanevi Troya Atının hilesini zaman içinde hikayelerini dinlemiş. Bunları dizeler haline getirmiş. Kendisinin Anadolu topraklarında yaşamış bir Aion olduğu düşünülüyor. Bu destan daha sonra buradan alınarak Atina'ya taşınmış ve orada Yunanca olarak tekrar yazılmış. Bu yazım sırasında bazı şeyler değişmiş. Homeros Troya sakinlerinin yanında gözükürken, destan Atina'da tekrar yazıldığında Aşil taraftarı bir şekilde yeniden düzenlenmiş. Bazı yerler değiştirilmiş ve eklemeler yapılmış. Yunan döneminde öyle bir destan halini almış ki herkes tarafında bilinen ve bilinmesi gereken bir eser. Roman döneminde daha fazla ekleme ve çıkarma olduğu söyleniyor. Böylelikle destan biraz daha değişikliğe uğramış. Bunun yanında Yunanlıların kutsal kitabı gibi olan ilyada, Roma döneminde de büyük ilgi görmüş ve en sonunda İskenderi de etkilemiş. Perslerin bile Yunan seferinde buraya gelip adaklar adadığı biliniyor. İlyada'nın bu kadar uzun olması, zaman konusundaki bazı tuhaflıklar hikayenin bir kişinin yazacağından uzun olduğunu düşündürüyor araştırmacılara. Bununla birlikte Odyssey'in de farklı birileri tarafından yazıldığı var. Çok uzun ve karmaşık bir araştırma sürecinde, karmaşık labirentlerden çıkarılan ve anca bazı konularda emin olunabilinen bir eser tarihi ortaya çıkmış bu zamana kadar. Sonucunda Troya'nın bulunmasına vasıta olarak bir şehir devletinin tarih yüzüne çıkmasını sağladı.

Bundan sonraki kitap da Troya'nın tarihi sürecini araştıracağım. Bu kitap İlyada'nın hikayeleştirilmiş bir şekli olduğu için, Troya'yı merak edenlere tavsiye etmiyorum. Ülkemizde Troya hakkında fazla bir yayın yok ne yazık. Bunun üzerine Troya da yazılı bir arşivin bulunmaması da büyük etken oluşturuyor. Yayıncıların daha bilimsel kitapları çevirmesini tercih ederim. Umarım bunu ileride yaparlar.


16 Kasım 2015 Pazartesi

Kozmik Bağlantı



"İnsanlar ve yıldızlar aynı maddelerden yapılmıştır"
Carl Sagan

Evren öyle bir yer ki oraya baktığımızda bizi büyüleyen, meraklandıran ve ne kadar küçük olduğumuzu anladığımız bir yer. Bu sonsuzluğun içinde milyarlarca galaksinin olduğunu (tahmin ettiğimiz) sonsuz bir evren de Samanyolu galaksisi adını verdiğimiz bir galakside evimiz bulunmakta. Milyonlarca güneşin bulunduğu galakside, güneş sistemi dediğimiz yıldız sisteminde yaşadığımız gezegen dünya 5 milyar yıl önce başladığı yörüngesel hareketlerine halen devam etmekte. Şuan bulunduğumuz noktadan giderek büyüyerek evrene baktığımızda kendimiz bir kumsaldaki kum tanesi kadar küçük bir gezegende yaşıyoruz. Muhteşem bir o kadarda yıkıcı olan bizi büyüleyen bir evrenin içinde.

Carl Sagan'ın okuduğum bu ikinci kitabı, birincisi Cennetin Ejderleri'ydi. Daha ilk okumaya başladığımda Carl Sagan'ın analitik mantığı çok hoşuma gitti. İnsanların öne sürdüğü hipotezlere karşı sunduğu karşı hipotezler mantıklı ve analitik yöntemlerle kendi fikirlerini anlatıyor. Yanıldığı zamanlar yada kitaplarında savunduğu düşünceler olmamış mı? Elbette olmuştur, kendisi de bu kitapta bir kaç kere yanıldığından bahsediyor. Bilim adamı demek zaten düşünmek, hipotez ortaya atmak ve onun doğruluğu üzerine deneyler ve gözlemler yapmaktır. Yanılma olmazsa bilimde doğruya ulaşılmaz. Gök Bilimine meraklı olanlar evreden bulunan cisimler ve orada gerçekleşen olaylar hakkında az çok bir şeyler bilirler. Kitapta evrende bulunan cisimlerle ilgili bize bilgiler vermekte. Carl Sagan kendi döneminde gerçekten önemli yerlerde çalışmış bir Gök Bilimci. İnsanlığın ilk en uzağa yolladığı uzay aracı projesinde, ay ve mars görevlerine gönderilen uzay araçları görevlerinde bulunmuş. Kitapta bunlar hakkında gerçekten açıklayıcı bilgiler var. Bir nevi bilim  tarihi niteliği taşıyor bazı başlıklar.

Pioneer 10 şuana kadar insanlığın ürettiği en uzağa gitmiş uzay aracı. Bu insansız uzay aracına bir plaket yerleştirdiler. Eğer gün gelirde bu uzay aracını uzayda başka akıllı canlılar bulursa bizden bir mesaj diye. Bunun hikayesinin ve plakaya işlenen şekillerin neden seçildiği konusunu uzunca anlatıyor.
Carl Sagan ve Pioneer 10'a konulan plaka


Bunun dışında mars kaşifleri hakkında bilgilerde veriyor. Ay görevlerinin bilimsel olmaktan çok politik olması da üzücü bir şey olarak öğreniyoruz. Diğer gezegenler yaşam, uzay yolculuğu, dünya dışı yaratıklar, uzaydaki cisimler hakkında bir çok konu mevcut. Astrolojinin neden mantıklı olmadığını ve ufoların neden dünyayı ziyaret etmedikleri hakkında güzel iki makale var. Kitaptaki başlıklar konu konu seçilmiş ve ayrı ayrıda okunabiliyor. Dili çok sade kolay anlaşılabilecek şekilde. Zaten kendisininde amacı normal insanlara bilimi sade şekilde anlatmak. Benim aldığımda kitabın baskısı yoktu. Şimdi yeniden basıldı kitap. Meraklı olanlara tavsiye ederim.
  



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...