10 Kasım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Kasım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Kasım 2019 Pazar

Atatürk'ün Not Defterleri -I




Daha önce size Atatürk'ün Harp Akademisinde öğrenci iken tuttuğu not defterini yazmıştım. Ciltler arasında tarihi sıra ile çıkmadıkları için farklı ciltlere atlayabileceğimi söylemiştim. Atatürk'ün yazdığı bu notları da 31 Mart isyanını bastıran Harekat Ordusunun kurmay heyetinde bulunan Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal'in notları ile Harekat Ordusu Karargahı Kayıt Defteri bulunmakta.

Harekat Ordusu Erkanı ile Selanik'te III.Ordu I.Tümen Subayları 

Selanik'den İstanbul'a harekat kararı alındığında birliklerin gideceği güzergahı, erzak miktarını, konaklama yerlerinin belirlenmesinde bir çok emirler ve yapılacaklar listesi not etmiş Atatürk. Günlük yapılacak işler, sorulacak sorular ve beklenen haberlerin hepsi bulunmakta. İstanbul'a vardıklarında harekat sırasında yaralanan, şehit olan ve tedavi gören askerlerin künyeleri; nerelerde tedavi gördüklerini belirtmiş. İstanbul'da sıkı yönetim ilan edildiğinde karargahların durumu ve devriyelerin yerleri belirtilmiş. Bunların yanında yazılı ve sözlü emirleri de defterine not etmiş. İstanbul'da sıkı yönetim ilan edildiğinde 3 maddelik kural listesi oluşturmuş. İstanbul'a hitaben 8 maddelik beyanname yazmış. 

Harekat Ordusu Karargah Defteri 

Ordu sevkinde Atatürk ciddi notlar almış. Harekat sırasında, dini gereklilikler yerine getirilirken ve devriye sırasında zorluk çıkaranlar olursa silahlı müdahaleye kadar gidileceğini belirtmiş. Harekat ordusu ve Atatürk işlerini ne kadar ciddiye aldıklarını, ne kadar kararlı olduklarını bu notlardan anlaşılmakta. 

Atatürk notlarında şu yazı bulunmakta "Sarık saran gizli örgüt mensuplarının din perdesi altındaki fesat ve reklamları menfaatten başka bir şey değildir. Din, şeriat ve vatan sevgisini gerçek menfaati, Kuranıkerim'in hükümlerinin gereğinden olan Kanunuesasi'yi ( Meşrutiyet Anayasası'nı) muhafaza etmektir. İşte bizim hareketimiz gibi."  

Tarih ondan ders almayanlar için sürekli tekerrür eder. Osmanlı döneminde, Kurtuluş savaşında, Cumhuriyetin ilk yıllarında ve Cumhuriyet döneminde dini kullanarak kendi çıkarları için isyan çıkartan, devlet yönetimi içine sızıp devlet gücünü kendi menfaatleri için kullanmak isteyen bir çok dini grup ortaya çıktı. Çıkmaya devam ediyor ve şuanda bunlar halen faaliyetlerini sürdürüyor. Bunların çoğu dış güçlerin oluşturduğu, desteklediği ve yönlendirdiği gruplar. Bunlar ülkeye zarar vermek için halkın kendi öz duygularını yöneterek hareket ediyorlar. Ülkeyi tarihte olduğu gibi çeşitli çatışmalara kadar götürüp zarar veriyorlar. Bu karanlık gayri nizami örgütlerle savaşmak için ilk önce okumak, araştırmak gerekiyor. Atatürk hiç bir zaman kendisini körü körüne takip eden bir topluluk istemedi. Her zaman aklın gösterdiği yolda ilerlenmesini istedi. Bundan dolayı şuan ve gelecekte karanlık ile kuşatılmaya çalışılan ülkemizde, karanlık ile savaşmak için ilk önce okumamız gerekiyor. Okuyup bilgi sahibi olmada karanlık ile mücadele edemeyiz. Bugün bizim görevimiz Ulu Önder Atatürk'ün ölümüne üzülüp onun gelmesini beklemek değil. Atatürk'ün bize bıraktığı mirası daha ileriye götürmek, bize sunduğu idealleri gerçekleştirmek için çalışmalıyız. Şunu unutmayın Cumhuriyetin ve Atatürk'ün temellerinde büyük  bir kütüphane bulunmakta. 


1.Cilt : Hareket Ordusu Kurmay Başkanı Kurmay Yüzbaşı  Mustafa Kemal'in Not Defterleri İle Harekat Ordusu Karargahı Kayıt Defteri


3.Cilt : Mustafa Kemal'in İkinci Viyana Kuşatması Öncesi Rus Seferi, İkinci Viyana Kuşatması ve 1768-1774 Rus Seferi Hakkında Tuttuğu Notlar

4. Cilt : Mustafa Kemal'in 1897 Türk- Yunan Savaşı İle İlgili Tuttuğu Notlar

5.Cilt : Mustafa Kemal'in 1870-1871 Alman-Fransız Savaşı ile İlgili Tuttuğu Notlar ile 1905-1908 Yılları Arasında Tuttuğu Günlük Notlar

6.Cilt : Mustafa Kemal'in İstikam ve Topçuluk, Stratejik Taarruz ve Stratejik Savunma ile Subaylar için Yazılmış Olan Hizmeti Seferiye Talimnamesine Ait Tuttuğu Notlar

7.Cilt : 19. Tümen Komutanı Albay Mustafa Kemal'in Not Defteri ile Mustafa Kemal'in Samsun'a Çıkışından - Türkiye Büyük Millet Meclisinin Açılışına Kadar Tuttuğu Günlük Notları

8.Cilt : Mustafa Kemal Atatürk'ün 1921 Yılına Ait Günlük Notları, 1922 Yılına Ait İç Olaylar İle İlgili Notları, Askeri ve Siyasi Konulardaki Notları, 1922 Yılına Ait Çeşitli Konularda Tuttuğu Notlar

9.Cilt : Mustafa Kemal'in Türk Tarihi ile İlgili Notları, Mustafa Kemal'in İstanbul Üniversitesi ile İlgili Notları, Fransızcadan Osmanlıcaya Çevirisi Yapılmış Bazı Kelimeler ve Şahsi Eşyalarının Yazılı Olduğu Not Defterleri

10.Cilt : Mustafa Kemal'in 5. Ordu Karargahında Görevli İken Tuttuğu Notlar ile Trablusgarp Cephesindeki Günlük Emir Notları

11.Cilt : Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyet Halk Fırkasının İkinci Büyük Kongresinin Açış Konuşması, İkinci Kez Cumhurbaşkanlığına Seçilmesi Nedeniyle TBMM'de Yaptığı Konuşma, TBMM'nin 3. Dönem Açış Yılı Konuşması ve Afgan Kralı Amanullah Han'ı Ankara Ziyareti Onuruna Verilen Ziyafette Yaptığı Konuşmayı İçeren Not Defterleri

12.Cilt : Mustafa Kemal Atatürk'ün Hukuk Alanında Yapılması Tasarlanan İnkılaplar ve Ankara Hukuk  fakültesi Açılışı, Milli Mücadele ve Cumhuriyet Dönemlerinde Gerçekleştirilen İnkılaplara Karşı Gösterilen Tepkiler ve 1931 Yılı Ocak-Şubat-Mart Aylarında Yaptığı Yurt Gezileri ile İlgili Olarak Tuttuğu Notları İçeren Not Defterleri

10 Kasım 2015 Salı

Türkiye Cumhuriyeti'nin Temeli Kültürdür



Türkiye Cumhuriyet'inin temeli kültürdür. Kültür, okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek, zekayı eğitmektir. 



Atatürk'ün aramızdan ayrılışının 77 yıl olmasına rağmen onu bize bıraktığı mirası daha ileriye taşıyabildik mi? Oysa o bize sınırları olmayan bir hedef belirtmişti. Muasır medeniyetlerin üstüne çıkmak. Geçen yıldan bu yana ne kadar kendi kültürümüzü tanımak için gayret gösterdik?

Büyük Taarruz öncesi Atatürk baş katibine bir zarf verir. Eğer ben dönemezsem bu hemen hayata geçirsinler der. Zarfın içinde Ankara da bir Etnografya müzesi kurulması vardır. Savaş biter öğretmenlere ünlü konuşmasını yapar bizim asıl savaşımız şimdi başlıyor, cehalet ile savaşacağız der. Ardı artına okullar, müzeler açtırır, tiyatro, opera, kütüphaneler kurdurur. 

Almanya'da Nazi hükumeti artık Yahudilerin üniversitelerde çalışamayacağını bildirir. Bunu haber alan Atatürk onları ülkemize davet eder. Hepsine mesleklerinin yerlerini yerleştirir. İstedikleri imkanları sunar. Bu insanlar bizim eğitim ve üniversite temellerimizi atmıştır. Atatürk daha önceleri Sümerlileri okumuş ve dillerinin Türkçe ile bağlantısını, bu kavmin orta asyadan geldiğini öğrenmiştir. Her ülkede Asuroloji olan bir bölümü "bırakın şu samileri bölümün ismi Sümoroloji olacak" demiştir. Bunun birlikte insanların bizim topraklarımızda bulunan medeniyetleri araştırması için Dil,Tarih ve Coğrafya fakültesini kurdurmuş, burada Hititoloji bölümünü oluşturmuştur. Bunun yanında o yıllarda çıkan Fransa da yayınlanan Revue Hittie at asianiqe adındaki Hitit dergisini de himayesi altına almıştır. 

Revue Hittie at Asianiqe


İran Şah'ı Türkiye'yi ziyaretinde hemen bir tiyatro tertip edilir. Şahname'den bir bölüm tiyatro olarak oyunu olarak oynanır. Şah'ın çok hoşuna gider. Opera, tiyatro, sanat, müzik bölümlerinin kurdurtarak başlarına önemli bilim insanlarını getirtir. Atatürk'te çok iyi biliyordur ki medeniyetler yüksek kültürlerin üzerinde kurulurlar. Kültürlerini öğrenmemiş ve geliştirememiş milletler başlarının uydusu olduğunu tarihte görmüştür. Bundan dolayı kültüre, sanata, bilime büyük önem vermiştir.

Kültür ögeleri insanların ufuklarını açacak ilham kaynaklarıdır. Bugün ülkemizde bulunan Göbekli Tepe, Çatal Höyük, Efes, Hattuşa, Troya, Anadolu Beylikleri, Selçuklu ve Osmanlıyı bilmek ve onların bıraktığı mirası görmek gerek. Kaçımız kendi bulunduğu şehirdeki müzeleri gezdi. Yılda kaç müze ve ören yeri görmeye gidiyoruz. Ne kadar tiyatro, opera izliyoruz. Kültürümüzü ve bilgimizi artırmak için yılda ne kadar çaba gösteriyoruz?

Ülkemizde bulunan ören yerleri ve müzeleri gezmiyor, hakkında genel bilgi sahibi olacak kadar bilgi öğrenmiyor isek o zaman biz bu toprakların kültürünü benimsememişiz demektir. Kendi kültürümüzü geliştirmek için tiyatro, opera, müzik vb izlemiyor ve dinlemiyor isek kendimizi geliştirmek için çaba harcamıyoruz demektir. Bunlarında etkisi biz farketmesekte bize büyük zararlar vermekte. Atatürk'ün mirasçıları olacaksak, muasır medeniyetler seviyesine çıkacaksak kültürümüzü, bilgimizi geliştirmeliyiz. Bunun için okumalı, müzeleri ve ören yerlerini gezip görmeli, bu yerler hakkında bilgi edinmeli, bilimin ışığından ayrılmadan onu takip etmeliyiz. Her yıl Atatürk keşke burada olsaydı diye ağlanıp sızlanacak yerde onun bize gösterdiği hedefe gitmeliyiz ki Ruhu Şad olsun.


"Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır... Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur...Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar."    Mustafa Kemal Atatürk



10 Kasım 2014 Atatürk'ün Bize Bıraktığı Miras





10 Kasım 2014 Pazartesi

Atatürk'ün Bize Bıraktığı Miras



Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün aramızdan ayrılmasından 76 yıl geçmesine rağmen onun dediği gibi fikirlerini ve duygularını anlayabildik mi ?  

Hayatının çoğunda kitaplar ile vakit geçirmiş, fikirler üzerine kafa yormuş, aklına gelen düşünceleri kitaplar vasıtası ile araştırmış bir insan. Kitap okumak onun için su içmek gibi doğal bir ihtiyaç. Cephede, evinde, yolda hayatının her döneminde kitap var. Hasta olduğunda yatağındayken bile Amerika da çıkan bir kitaptan haber alıp onu getirtip okuyan bir insan.

Bir konu üzerine düşündüğü zaman o dönemdeki tüm yayınları okur, ülkede yok ise getirtirdi. O kitaplar üzerinde çalışır daha sonra çeşitli insanlar ile ünlü olan sofrasında bu düşünceleri tartışırdı. Yaşamı boyunca kayıtlı olarak  3999 tane kitap okumuş ( seriler bir kabul edilmiş). Tarihten, Türkçe dil bilgisine, iktisat, siyaset, İslam tarihi ve din, fen bilimleri, askeri kitaplar, hukuk gibi çeşitli türde kitaplar okumuş ve bunlar üzerinde o dönemde ki insanlar ile tartışmıştır. Hayatı boyunca büyük bir bilgi birikimine sahip olan bir insanın düşüncelerini okumadan anlayabileceğimizi bize düşündüren nedir ?

Bugün fizik okumamış bir insan genel görecelik yasasını anlayabilir mi ? Türk tarihi okumamış bir insan neden bu kadar devlet kurduğumuzu ?  Demek istediğim Atatürk'ü ve yaptıklarını, yapmak istediklerini, düşüncelerini anlamak istiyorsak okumamız gerektiğidir. Eğer ki sosyal bilimler ve fen bilimleri alakalı kitaplar okumuyorsak ne Atatürk'ü anlarız nede onun yaptıklarını, nede yapmak  istediklerini. 


"Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır... Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur...Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar."    Mustafa Kemal Atatürk





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...