İstanbul İşgali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul İşgali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Nisan 2016 Pazartesi

İstanbul 1914-1923



İşgal altındaki İstanbul'un durumunu daha iyi anlayabilmek için bir ön araştırma yapmıştım. Bu kitabı orada listeye almıştım. İlk başta yazarın yabancı olduğunu düşündüm. Yazar hakkında araştırma yapınca kendisinin Türk olduğunu, İlber Ortaylı'nın da kendisini okumayı tavsiye ettiğini okuyunca merakım arttı. Aslında kitap 1914-1923 tarihleri arasında İstanbul'u anlatan makalelerden oluşan bir derleme. Derleyen kişininde makaleleri bulunmakta. Daha önce İstanbul'da İşgal Yılları günlüğü ile İstanbul'un İşgali araştırma kitabını incelemiştim. Orada gördüğüm tabloyu size de aktarmaya çalıştım. Bu kitap da aynı şekilde İstanbul'un durumunu anlatan makaleler bulunmakta.

Kitapta bulunan makalelerin tamamına yakını yabancılar tarafından yazılmış. Bir tanesi Sina Akşi tarafından. Bu çeşitli kişilerin yazdığı makaleler sayesinde farklı şekilde bu tarihler arasında İstanbul'a bakmaya imkan tanıyoruz. Bizi bir İstanbul turist rehberi eşliğinde o dönem ki İstanbul'u gezdiriyor bir makale. İstanbul'un 1.Dünya Harbi öncesi ve sonrası durumunu, genelde bizim tarihimizde savaşa girmemize neden olan iki Alman zırhlısının macerası geniş bir şekilde aktarılıyor. Mütareke İstanbul'unda mizah dergilerinin gözünden halkın yaşamına bakmamıza imkan tanıyor. Bunun yanında çeşitli yerlerden derlenerek oluşturulan makaleler ile Rumların gözünden o günkü olaylara ve İstanbul'a bakabiliyoruz. Aynı şekilde Türklerin gözünden başka derleme bir makale ile de Türklerin gözünden olaylara ve İstanbul'a bakıyoruz. Bu kadar karmaşa içinde kendilerinin hiç bir tarafta görmeyenlerde var. Osmanlı tebası olarak yaşan Yahudi cemaati gözünden ve o günün koşulları ile de bize ayrı bir bakış açısı sağlıyor. O günün en büyük olaylarından biri olan Rus göçü; Rusya da meydana gelen devrim sonunda Çarlık yanlısı kimselerin akın akın İstanbul'a dolması ile başlıyor. Bunların getirdikleri, yaşadıkları ve o günkü İstanbul hayatına etkileri bize aktarılıyor.

Bazı makalelerde yabacıların Ermenilere ve Rumlara karşı gösterdikleri ılımlı havayı katmaz isek bu makaleler çok farklı bir bakış açısı sunmuş. O günkü İstanbul'un nasıl olduğunu daha önce aktarmıştım. Bu kitaptakiler de aynı konulara değinmelerinden yanında farklı açılardan İstanbul'a bakmayı sağlıyor. Dilinin akıcı olması okumayı çok kolaylaştırmış. O dönemi merak edenler için önerebileceğim bir kitap. 

9 Şubat 2016 Salı

Yaralı Payitaht İstanbul'un İşgali



Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerini yaşadığı bir zamanda her şey gibi başkentinin de artık yıkılmaya yüz tuttuğu görülmekte. Parasızlık ve düzensizlik, savaş sonrası çıkan bir çok sorunlarla birlikte İstanbul'un işgal edilmesiyle her şey kat be kat dahada karmaşık ve düzensiz bir hal almış. Bize hayallerde uyandırılan mistik ve güzel tarihi bir İstanbul yerine karanlık, güvensiz ve çürümekte olan bir şehir gerçeği ortaya çıkıyor. 

İstanbul şimdi olduğu gibi o zamanda kültür bakımından çeşitli zümreleri barındıran bir şehir. Her türlü insan, her eğitim seviyesinden ve her milletten insan bulunmakta. Bir imparatorluk başkenti olmasından dolayı bu daha da fazla öne çıkmakta. 1. Dünya Harbinin kaybı ve İstanbul'un işgali ile birlikte çöken bir imparatorluğun içindeki insanlarda onlarla birlikte çöküntüye gidiyor. Kanunsuzluğun, fuhuşun, çetelerin kol gezdiği; Rum ve Ermeni azınlıkların ve onların oluşturduğu çetelerin rahat rahat her şeyi yaptıkları; pisliğin ve farelerin yaşadığı bir şehir haline gelmiş. Sosyal hayatın çökmesi ile birlikte çocukların ve kadınların durumundaki kötülük, fırsatçıların, hırsızların, kumarbazların ve her türlü suçun ortaya çıkmasına neden olmuş.

Bunların yanında 1.Dünya Harbinin kaybedenlerin İttihat ve Terakki üyelerinin olduğu düşüncesi ile hem Osmanlı yönetiminde hemde İtilaf Devletleri işgal güçlerinde bir kampanya başlatıldı. Ermeni tehciri, azınlıklara yapılan haksızlıklar gibi konularında su yüzüne çıkarıp, Milli Direnişe yardım etmek gibi suçlardan bir çok idamlar ve tutuklanmalar yapıldı. Yazar bu suç unsurunu kitapta geniş ve güzel bir şekilde açıklıyor. Bu olaylar sonucunda hapse girenler, idam edilenler, sürgün edilen bir çok vatanını seven insan bulunmakta.

Kitapta İstanbul'un durumu bir çok bakımdan ele alınıyor. Ekonomik, sağlık, sosyal yaşam, suç unsuru, çocukların ve kadınların durumu, yardım örgütlerinin çalışmaları gibi geniş bir açıdan işgal İstanbul'una bakılıyor. Anadolu oluşan direnişe İstanbul içinden yardım eden gizli örgütlere de yazar değiniyor. Daha önce tanıttığım İstanbul'da İşgal Yıllarında günlüğünden sonra bu kitapta 5 yıllık işgal altında kalan bir şehrin durumunu bize anlatmakta.

Bizim tarih araştırmalarındaki en büyük sorun sahte hatıratlar, bilinçli yazılmış hatıratlar, değiştirilmiş veriler ve yanlı kimselerin hatıralarının geniş çaplı araştırılmadan direk olarak araştırma içinde yer verilmesidir. Oysaki bir bilimde sayısal yada sosyal olsun kaynağın doğruluğu bir çok deneme ile sorgulanmalıdır. Sayısal bilimlerde bu deneylerin tekrarlanabilirliği ile sağlanırken. Tarih gibi sosyal bilimlerde belgenin gerçekliği, yazan kişinin araştırılması önemlidir. Bundan dolayı araştırmalarda titiz davranmak ve belgenin gerçekliğini sorgulamak önemli. Bunu bu kadar yazmamın nedeni yazar bazı şüpheli kişileri ve romanı kaynak olarak gösterdiği için.

İşgal altındaki İstanbul'un durumunu bize anlatan fazla bir eser yok. Bundan dolayı bu eseri merak edenlere okumalarını öneririm. O zaman anlayacaksınız ki durumumuzun güllük gülistanlık değil çok karanlık bir tablo oluşturduğunu. Kitapları okurken artık iyice kaynaklara dikkat etmeye başladım. Tabi gözümden kaçanlar ve unuttuklarım oluyordur. Ama bir iddia ortaya atıyorsa yada bir alıntı yapıyorsa kaynaklara direk bakıyorum. Normal okuyucu için belki çok önemli olmasa da anlatılan konuların doğrulu konusunda bizim için önemli olduğu için dikkat ediyorum. Size de  zaman zaman belirtiyorum. Bu konuda rahatsız oluyorsanız da belirtirseniz sevinirim. 

28 Aralık 2015 Pazartesi

İstanbul'da İşgal Yılları



Bu hükumet (3.Ferit Hükumeti) şu dağdaki 
eşkıyalar kadar vatan ve milleti sevmiyor.



Osmanlı Devleti birinci dünya savaşını kaybedilmiş, bunun üzerine itilaf devletleri tarafında Mondros Antlaşması imzalanmıştı. Bunun sonucunda itilaf devletleri donanmalarını boğaza getirerek son Osmanlı Padişahı Vahidettin'in köşkünün önüne demirleyip, toplarını bu yöne çevirdiler. 13 Kasım 1918 tarihinde itilaf devletleri resmi olarak İstanbul'u işgal ettiklerini bildirdiler. Bu zamandan sonra İstanbul'da yaşayanlar bazı insanlar çürüme, bazı insanlar için acı dolu bir süreç başladı. Bu dönem İstanbul'da okumuş ve işgal süresince İstanbul'da çalışmış olan İ.Hakkı Sunata'nın gördüklerini, duyduklarını ve okuduklarını o dönem İstanbul'u günlüklerine yazmış. Kitapta Osmanlı Devletinin durumunu birici elden nasıl gözüktüğüne burada şahit olacaksınız. Savaştan sonraki yıkılmışlığı, bu yıkılmışlık içinde yeniden hayatlara devam etme çabalarını okuyacaksınız. Devlet yönetimindeki insanların nasıl aciz olduklarına tanık olacaksınız.




İtilaf donanmasını karşısında görenler bazıları sevinmiş, bazıları derin üzüntüye kapılmış, bazıları köşklerinden korkuyla bakmış, bazıları da "geldikleri gibi giderler diyerek" aynı düşüncedeki kişilerle bu gemileri geri göndermişlerdir. Bizim tarihimiz içinde yaşadığımız büyük şoklardan bir tanesidir. Tarih boyunca yenilmişiz, ölmüşüz, başka topraklarda yeniden devlet kurmak zorunda kalmışız ama işgal altında esir yaşamamışız. Bunu görmek, büyük ve güçlü bir Türk İmparatorluğundan sonra bunları yaşamak derin üzüntü ve etki yaratmış.

İstanbul da durumun nasıl kötü ve dışarıdan habersiz olduğunu bazı yerlerde bahsediyor yazar. Kurtuluş savaşı devam ederken orada olan biten hakkında fazla bilgi ulaşmadığını bildiriyor. Gayri müslimlerin hallerini ve yakın arkadaşlarının davranışlarınıda nakletmiş. Kadınların o dönemde nasıl aktif rol oynamak istediklerini ve kadınların bu davranışına karşı gösterilen tutumu da aklımda kalanlardan. Kitap bir günlük olduğunu tekrar hatırlatayım. İstanbul'un işgal edilmesinden kurtuluşuna kadar olan süreci bize aktarmakta. Hükumetin durumu, yaşam koşulları, öğrenim hayatı, günlük hayat vs gibi bir çok konuda bize bilgiler vermekte. O günün şartlarının nasıl olduğunu görmek ve anlamak için güzel bir eser. İstanbul'un işgal yıllarındaki halini görmek için mutlaka okuyun derim. Bizde bazı insanlar hayal görürken gerçek nasıl yaşanmış.






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...