6 Haziran 2018 Çarşamba

Galiyev Yaşamı ve Mücadelesi





Yıl 1918 Osmanlı Devletinin başkenti işgal altında ve toprakları galip devletler tarafında işgal edilmektedir. Türklerin son kurduğu imparatorluk çökerken ve yeni bir direniş başlarken, Çarlık Rusyasın da bulunan Türkler de kendi bağımsızlıkları için mücadeleye başlamışlar. 350 yıllık süren bir karanlıktan kurtulmak için, kendi ülkelerini ve haklarını kazanmak için büyük bir mücadeleye girerler. Bolşevikler ile birleşerek Çarlık Rusya'sının baskılarından kurtulmak istemektedirler. Lenin'in "Her Ulus Kendi Kaderini Tayin Etmeli" sözününe inanmış, Leninden Özerk bir Cumhuriyet sözü almalarına rağmen ihanete uğramışlardır.

Çarlık Rusya'sının Türklere neler yaptığını Gaspıralı Dönemini okuyarak, hatta Gaspıralı İsmail'in çıkardığı Tercüman gazetesini okuyarak çok iyi anlayabilirsiniz. Bu şartlar altında yaşayan Türkler kendilerine bir çıkış yolu aramaktalar. Sonunda Çarlık Rusya'sının zayıflaması ve Bolşevik akımının gelişmesi  ile kendilerinin haklarını geri almak için Çarlık karşıtı örgütlerin içine katılırlar. 

Mirseyit Sultan Galiyev  fakir bir köy öğretmeninin oğlu olarak Barkırya'da doğdu. Babasının kitaplarını okuyarak büyüyen Galiyev, öğretmen okulunu kazanması ile eğitim hayatına başladı. Burada sosyalist düşünceler ile tanışması, kendini geliştirmesi ve Bolşevikler içine girmesi ile başladı. Böylelikle uzun ve zorlu bir hayatın ilk adımlarını atmış oldu. Türk olmasından dolayı bir çok sıkıntı yaşayan Galiyev bunların üstesinden gelerek, teşkilatçılığı ve çalışkanlığı ile insanları Sosyalist örgütlerin içinde birleştirmeyi başarmıştır.

Türklerin haklarının kazanılması, Çarlık dönemindeki baskıların gitmesi ve özerk bir Türk devleti kurmak için Bolşeviklere katılan Galiyev, Lenin'e güvenmiştir. Bolşeviklerin Çarlık Rusya'sını devirdikten sonra kendi Türklere haklarını vereceğini düşünür. Ama daha başlangıçta Bolşevik Ruslar tarafından milliyetçilik ile suçlanır. Çarlığa karşı örgütlenme devam ederken bu örgütler Rusların egemenliği altındadır ve Türklere çok çok az bir yer vermişlerdir. Rusların bu eskiden gelen hareketlerini devam etmelerine Sosyalist Türkler çok karşı çıkmış, onlara karşı çok çalışmış ve büyük başarılar kazanmışlardır. Bolşevik ihtilalinin çok sıkıştığı dönemde, Türk Bolşeviklerin katkıları büyük olmuştur. İç savaş döneminde Kızıl Ordu ve Beyaz Ordu'dan daha büyük bir Türk Ordusu kurarak Kızıl Orduya destek vermişler. Buda Çarlığın yıkılmasını sağlamış. Artık rahatlayan Rus Bolşevikler yavaş yavaş Türklerin tehlike olduğunu ve onlara ihtiyaç kalmadığını düşünürler. Bunların en başında Türkleri ve Galiyev'i tehlike olarak gören Stalin vardır. Galiyev o zamanda 220- 275 bini bulan Türk ordusu kurmuş, her Türk toprağında geniş bir Türk Müslüman Sosyalist örgüt ağı kurmuştur. Ama Rusların Türkleri işçi sınıfından görmemeleri, Marksiz devrimin hep batından başlayacağı düşüncesine inançları Galiyev ve Türkler ile fikir olarak yolları yavaş yavaş ayrılmaya başlamıştır. Bolşeviklerin herkese eşitlik diye yolla çıktıklarında daha sonra Rus egemenliğini tekrar kurmaları da etkisi olmuştur. Artık açık olarak Bolşevik sistemini ve fikirlerini eleştiren Galiyev'i zaman içinde yavaş yavaş yok etmişler. Galiyev Parti organlarından uzaklaşmasına rağmen çalışmalarına devam etmiş, gizli örgütlenmeler oluşturmuş. Stalin bunların planlı ve sabırlı şekilde takip ederek tamamen yok etmiştir. 

Galiyev Sovyet Rusya'nın çok ötesinde ne zaman nasıl yıkılacağını tahmin etmiş ve SSCB gerçekten de bu şekilde yıkılmıştır. Kendi teorisi geliştirmiş ve milli kominizm teorisi olarak ortaya çıkmış.  Son zamanlarında artık SSCB'nin yaptıklarını iyice gören ve eleştirilerini iyice artıran Galiyev            " Günümüzde SSCB biçimiyle canlanan eski Rusya uzun süreli değil. Geçici ve anlık bir şeydir." diyor. SSCB'nin nasıl yıkılacağı konusunda ki iki öngörüsü de doğru çıkmıştır. 

Türklerin Bolşevikleri içinde bu çalışmaları Stalin ve Rusların etkisi ile sonuçsuz kalmış. Türk Bolşevik liderlerinin hepsi Stalin tarafında yok edilmiş. Parti içindeki Türk etkisi giderek azaltılmış. Böylelikle Galiyev takipçilerinin sonunu getirmiş Stalin. 

O dönemde Türkiye ile dolaylı olarak bağlantı kurmasına rağmen neden direk bağlantı kurmadı bilmiyorum. Anadolu'da ki kurtuluş mücadelesine destek verilmesini sağlamış. Atatürk'ün de SSCB için aynı görüşte olması da ilginç bir konu. Mustafa Suphi başında beri Türkiye'de Galiyev'e destek olmuş, bunun yanında Galiyev'in parti okulunda da bir çok ünlü kişi ders almış. Bunlardan ikisi Nazım Hikmet ve Şevket Süreyya. Bunun yanında Sivas kongresine bir gözlemci de göndermiştir. Uzun bir yazı yazdım küçük bir kitap için. Bu kitabı okumanızı öneririm, dili sadece ve kısa bir eser. Eserin eleştireceğim tek yanı keşke kaynakları metin içinde gösterse imiş yazar. Umarım sonraki baskılarda bunu hallederler. 




30 Mayıs 2018 Çarşamba

Tozun Gizli Hayatı



Toz denildiği zaman aklımıza evlerin her tarafında biriken, rüzgar estiğinde tüm solunum sistemine dolan baş belası bir şey olarak biliyoruz. Kitabın boyutuna da bakıldığında hem bu baş belası şey hakkında hemde ufacık bir toz tanesi hakkında ne yazılabilir diye insanı ilk başta düşündürüyor. Bu kitabı okumadan önce bende bu düşüncede idim. Bazı toz parçacıklarının önemli olduğunu biliyordum. Bunları bir araya getirince aslında bu ufak cisimlerin hem çok çeşitli hemde bu kadar önemli olduğunu daha iyi anladım. Tabi her toz tanesi önemli değil. Ama genel olarak dünyada ve evrende büyük öneme sahipler.

Kitap ilk olarak tozun tanımını bize sunmakta ve onu diğer kendi büyüklüğündeki diğer cisimler ile karşılaştırarak bizim beynimizde bir algı oluşturuyor. Toz dediğimizde sadece ev tozu değil aslında çok farklı şekilde ve çeşitlilikte tor tanelerinin olduğunu bize açıklıyor. Evren o kadar büyük ki bizim gözlediğimiz gök cisimleri de aklımızın sınırlarını zorlayacak kadar büyük. Uzayda da bulunan toz güneşlerin patlaması, süpernova sonucu yok olması ve çeşitli gök cisimlerinin bıraktıkları partiküller olarak evrende bulunuyorlar. Bu uzay tozları ve gazların birleşiminden oluşan bulutsu (Nebula) o kadar büyük olabiliyor ki dünyadan gözle görülebiliyor. Zamanla çekim etkisi ile yeni yıldızların oluşmasına da neden oluyor nebula içinde bulunan tozlar. Son yıllarda yapılan uzay programlarında da kuyruklu yıldızların tozlarını toplama görevi yapan uzay araçları uzaya gönderilmişti. Yıldızların bildiğimiz elementleri oluşturan yerler olduğunu düşünürsek, buralardan yayılan tozların bizim geçmişimiz hakkında bilgiler içereceğini bilim insanları araştırıyor. Evrenin her yerinde bulunan tozlar bizim güneş sistemi içinde de belli kuşaklar oluşturuyor. Buradan gelen tozlar dünya atmosferine girerek dünyaya yağmakta. Dünya üzerinde dolaşan toz kütlesinin ne kadar olduğunu bir bilseniz hayretlere düşeceksiniz. Dünyada en çok toz bulunan yer olan çöllerin dünya ekosistemine öyle yararlar sağlamakta ki biz bunu fark etmiyoruz. Tozun atmosfer üzerindeki yolculuğu ise çok ilginç moğolistandan kalkan bir çöl kumu Güney Amerika'ya kadar ulaşabiliyor. Dünyada insan eliyle olsun doğal yollarla olsun hiç bir şeyin bir yanardağ patlaması kadar toz atmosfere püskürtemez. Atmosferin ötesine uzaya bile toz ve kaya parçaları gönderebilir. Buda eski devirlerde dinozorların sonunu getiren neden tozların atmosferde birikmesi sonucu buzul çağını başlattığı düşüncesini getirmiş insanların aklına. Tüm bu anlatılan tozların içinde tabi öyle tozlar vardır ki onlar olmadan bizimde hayatımız olmaz. Bitkiler polenlerini hava ve böcekler yolu ile ileterek döllenirler. Bu sayede bitkiler, meyveler, çiçeklerin devamlılığı sağlar. Bunların yanında yaşayan tabi toz tanesi hatta onlardan daha küçük canlılarda bulunmakta.

Bir toz tanesinde dünyalar var. Yazarda kitabın bir yerinde bir bilim adamı sadece bir toz kütlesi üzerinde çalışsa bir ömrünü harcar diyor. Bu toz tanelerinin bize olan etkileri ise azımsanamayacak kadar fazla. Bilime ilgi duyuyorsanız bu kitap sizi fazlasıyla doyuracağını düşünüyorum. Bir toz tanesinden evrene, gobi çölünden Amerika tuz gölüne sonra Amazonlara tekrar uzaya kadar sizi bir çok yerde gezdirecek.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...